Uluslararası Amed Film Festivali: Yeni bir dil yeni bir yöntem

Uluslararası Amed Film Festivali: Yeni bir dil yeni bir yöntem

Ortadoğu Sinemacılar Derneği (OSAD), Film Amed Belgesel Film Festival’inden sonra Uluslararası Amed Film Festival’ini düzenleyecek. Festival 22-28 Ekim günleri arasında düzenlenecek. Festival’de ekoloji ödülü, kadın özgürlüğü ödülü, kültürel zenginlik ödülü, en iyi toplumsal i&cced

Mustafa Emrah Süer

OSAD Yönetim Kurulu üyesi ve aynı zamanda Uluslararası Amed Film Festival’inin de düzenleyicilerinden olan İlham Bakır yaptıkları çalışmaları ve zorlukları anlattı. Bakır, bölgede birçok filmin çekildiğini, bölgenin sinema açısından ilgi odağı olduğunu belirterek, ancak çekilen filmlerin bölgenin gerçekliğini yansıtmadığını ve bölgede çekilen filmlerin bölgedeki yaşamı maniple ederek, egemen ulus zihniyeti ile filmlerin çekildiğini vurguladı.

AMAÇ AYRIŞTIRMAK DEĞİL BİRLEŞTİRMEK

Bölgede gelişen Kürt aydınlanmasının kendisini sanatta da gösterdiğini belirten Bakır, bu alanlardan bir tanesinin de sinema olduğunu Kürt sinemacılarının halkın gerçeklerini gerçekçi ve doğru bir temelde ele aldığını kaydetti. OSAD’ın muhalif sinemacıları, alternatif sinema üretmek isteyenlerin ve Kürt sinemacıların bir araya geldiği bir yer olduğunu kaydeden Bakır, Kürt sinemasını geliştirmeye dair bir platform oluşturduklarını ve bu platformda sadece Kürtleri değil azınlık olan ya da bu topraklarda yaşayan herkesin filmlerinin yapıldığını kaydetti. OSAD’ın ilk defa Uluslararası Amed Film Festival’ini 22-28 Ekim günleri arasında düzenleyeceğini belirten Bakır, “Yapacağımız film festivali diğer klasik film festivallerinden farklı. Filmleri bir araya getirip, aralarında bir rekabet oluşturmaktan ziyade bir ortaklaşma yaratmak istiyoruz. Filmleri halkla paylaşmak istiyoruz. Bu festivali yaparken amaç ayrıştırmak değil birleştirmektir” dedi.
Festival sayesinde sinemacıların bir araya gelerek, fikirlerini tartışacaklarını ve bu fikirleri hayata geçirmeye çalışacaklarını belirten Bakır, yarıştırma değil dayanışmayı hedeflediklerini kaydetti.

‘KÜRT DEMOKRATİK SİNEMASINI GELİŞTİRMEK İSTİYORUZ’

Festivalin logosunun başak ve güneşten oluşmasının nedeninin neolitik çağdaki ortakçı değerleri ifade etmesi olduğunu ve güneşi de Mezopotamya’nın sembolü olduğu için kullandıklarını belirten Bakır, ödüllendirmeyi de bu ortaklaşma çerçevesinde yapacaklarını kaydetti. OSAD’ın bu coğrafyanın sinemasını oluşturmak için çalışmalar yürüttüğünü belirten Bakır, “Daha çok Ortadoğu’ya ilişkin filmleri kabul ediyoruz. Tabii kapımız Avrupa sinemasına da kapalı değil. Avrupa’dan gelecek film de bağımsız olmalıdır. Festival kriterlerimize uymayan, kadını aşağılayan, bir halkı aşağılayan filmleri kabul etmeyeceğiz. Filmler ortak insanlık değerlerine karşı olmamalıdır. Bir derdi olan filmler bizim tercihlerimizdendir” dedi.
Koydukları sınırlara uymayan filmleri, yönetmeni ve kendisi ne kadar tanıdık olursa olsun kabul etmeyeceklerini vurgulayan Bakır, kendileri için önemli olanın filmin içeriğinin olduğunu belirterek, “Tabii yönetmenin özel hayatı da önemlidir bizim için. Mesela yönetmen özel hayatında kadına şiddet uyguluyorsa ve biz de bunu biliyorsak bunu kabul etmeyiz. Biz sanatı özel hayat ya da sanatsal hayat olarak değerlendirmiyoruz. İnsan sanatsal yaşamda bir bütündür” şeklinde konuştu. Kürt demokratik ulus sinemasını geliştirmek gibi bir iddialarının olduğunu dile getiren Bakır, şu ifadelerde bulundu: “Klasik ulus sinemasını ulusçuluk üzerine biz bu değerlendirmeye gitmedik. Demokratik ulus kavramını kullanıyoruz. Demokratik ulus kavramını değiştirmek için çalışıyoruz. Ulus sineması egemen sinemasının Irak’ta, İran’da, Türkiye’de etkisi altında kendisini geliştirme şansı yok. Dolayısıyla demokratik ulus sinemasının gelişebilmesi bizim temel kaygılarımızdan biri.”

‘BÖLGEDE KAMERAYI NEREYE KOYSANIZ; ORADAN BİR FİLM ÇIKAR’

Bakır, Kürt sinemasının, İran, Türkiye vb. sinemalar ile yarışacak düzeye ulaştığını ve Kürt vurgusunun önemini yitireceğini belirtti. Ekonomik olarak güçlü olmadıklarını; ancak sinemanın da sadece ekonomi ile yürütülemeyeceğini bunun kolektif bir iş olduğunu kaydeden Bakır, “Bütün sinemacılar bir araya geldiğinde bir güç oluştuğunu düşünüyoruz. Yaptığımız işe ‘iman etme’ diyoruz. Bir şeye inanma diyoruz. Bu nedenle karşımıza çıkan zorlukları da yeneceğiz” dedi.
Tüm zorluklara rağmen festivali yapacaklarını belirten Bakır, bir çok ülkede bulunan sinemacıyla da irtibata geçeceklerini ifade etti. Filmleri sinema salonundan kurtarmaya çalıştıklarına dikkat çeken Bakır, “Sinema sadece dört duvar arasında olan bir şey değil. Sinemayı köylere, mahallelere kadar götürmek istiyoruz. Bu da hedeflerimiz arasında” dedi. Bölgede konu bulma konusunda sıkıntı yaşamadıklarını aktaran Bakır, “Kürt sineması bu konuda şanslı. Bölgede kamerayı nereye koysanız; oradan bir film çıkar. Yaşanan acılardan dolayı böyle. Son 30 yılda yaşananlar, 50 yıla yetecek malzemedir” şeklinde konuştu. (DİHA)

www.evrensel.net