Bu kez ‘kitap’ arası verdiler

Bu kez ‘kitap’ arası verdiler

Film Arası Sinema Dergisi Yayın Yönetmeni Suat Köçer ve Yayın Koordinatörü Ahmet Toklu bu kez kitap arası verdiler. Köçer’in ‘Dokuz Canlı Hikâye’si ve Toklu’nun ‘Bir Yorgun Savaşçı; Halit Refiğ’ adlı yeni kitapları okurlarıyla buluştu.Hikaye yolculuğuna ilk kitabı Bu Ne Biçim Cumartes

Hikaye yolculuğuna ilk kitabı Bu Ne Biçim Cumartesi ile başlayan Suat Köçer, Dokuz Canlı Hikâye isimli ikinci kitabıyla yeniden okurlarının karşısına çıktı. Yazar, Dokuz Canlı Hikâye’de, Kızılcık Mahallesi’nde yaşanan çeşitli olayları kedilerin dilinden anlatıyor.

SÖZ SIRASI KEDİLERDE

Köçer’in ‘Dokuz Canlı Hikâye’si Kolombo, Felek, Pembe, Çulsuz, Nasip, Nokta, Maşuk, Pakize ve Divit… Kızılcık Mahallesi’nde yaşayan dokuz kedi, şahit oldukları insanların hikayelerini anlatıyor. Köçer, ‘Bugüne kadar biz onları anlattık. Şimdi söz sırası kedilerde’ diyor.
Her biri mahallenin muhtelif yerlerinde yaşayan dokuz kedi, şahit oldukları insanların hikayelerini okurla paylaşıyor. Ayrılık, sadakat, aşk, dostluk, ihanet ve ölüm gibi kavramların masalsı bir dille işlendiği hikayeler, kedilerin insan yaşamına dair ilginç yorumları kadar, sinematografik özellikleriyle de dikkat çekiyor.  
Kitaptaki 8 kediden biri Pembe kendi hikayesini şöyle anlatıyor:“Bazı insan köpeği sever. Neden? Ekmek yediği kapıya köledir diye. Halbuki biz kedilerin rızıktan yana tasası yoktur. Ekmeğe tamah etmediysek nankörlükten değil. Rızkın sahibi Cenab-ı Hak. Kula niye minnet edelim? Hem nankörlük dediğin insanoğluna yaraşır. Ben değil, Kitab-ı Kerim diyor bunu! Okumadılarsa suç benim mi?”

12 EYLÜLDE YAKILAN BİR FİLMİN ÖYKÜSÜ

Yönetmen Halit Refiğ’in Kemal Tahir’in aynı adlı romanından uyarladığı ve 12 Eylül yönetimi tarafından önce yasaklanıp ardından da yakılan Yorgun Savaşçı filminin trajik hikayesi, olayın tarafları ve şahitleriyle bir kez daha gündeme geliyor. Halit Refiğ, vefatından kısa bir süre önce yakılan filminin öyküsünü genç sinemacı Ahmet Toklu’ya anlatmış. Toklu, yeni kitabında Refiğ’in anlattıklarına ve yakın dostlarının bu konudaki açıklamalarına yer veriyor.
Halit Refiğ, filmi yakıldıktan sonra TRT’ye bir mektup yollar. Mektubunda Türkiye’nin ‘demokratik hukuk devleti’ olduğuna inanan tüm kurumların bu saldırıyı kınamaları gerektiğini yazar. “Ben, çok sevdiğim, saydığım, manen kendisine çok borçlu olduğum bir yazara karşı yapılan bu saldırıyla mücadele etmeyi bir vicdan borcu sayıyorum. Ayrıca Türkiye’nin ‘demokratik hukuk devleti’ olduğuna inanan, buna ilke olarak bağlanan bütün kamu kurumları ve toplumsal kuruluşlar ve kişiler için bu çirkin saldırıya karşı koymanın bir namus borcu olduğuna inanıyorum. Kemal Tahir’e yapılan bu karalama, benim de bütün meslek hayatıma Atatürk ve rejim düşmanlığında suç ortaklığı gibi ağır bir töhmet altına sokmaktadır.”
Kendine özgü sinema diliyle Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan Yönetmen Halit Refiğ, en az filmleri kadar, yaşadıklarıyla da sinema tarihinde tartışmaların odağı oldu. Refiğ’in, 12 Eylül yönetimi tarafından önce yasaklanıp ardından da yakılan filmi Yorgun Savaşçı, dünya sinema tarihinde eşi görülmemiş bir sansür örneği olarak sinema tarihine geçti.  
Ahmet Toklu’nun Yorgun Savaşçı filmi ile ilgili olarak gerçekleştirdiği röportajlardan oluşan ‘Bir Yorgun Savaşçı; Halit Refiğ’ de Halit Refiğ’in yanı sıra Sezer Sezin, Hülya Koçyiğit, Can Gürzap, Giovanni Scognamillo ve Gökhan Yorgancıgil ile yapılmış söyleşiler yer alıyor. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net