'Son KHK'ler yaşam hakkını tehlikeye atıyor'

'Son KHK'ler yaşam hakkını tehlikeye atıyor'

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu son yayımlanan KHK'larda en çok tepkiye neden olan 121. maddenin vatandaşın hayatını tehlikeye attığını söyledi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu son yayımlanan KHK'lerde en çok tepkiye neden olan 121. maddenin vatandaşın hayatını tehlikeye attığını söyledi. Örneğin; işinden atılan, kıdem tazminatı dahi alamayan veya ürün taban fiyatını az bulan, kadınlara yönelik haksız bir uygulamayı yanlış gören bir grup vatandaşın demokratik protesto haklarını kullanmaya kalktıklarında bu kişilerin üzerine birileri saldırırsa ne olacağını soran Feyzioğlu, KHK'lerin geri çekilmesini istedi. 

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, yönetim kurulu üyeleriyle ile yatığı basın açıklamasında son yayımlanan KHK'leri değerlendirdi. 696 sayılı OHAL KHK'sinin insanların yaşam hakkını tehlikeye attığını ifade eden Feyzioğlu, son Anayasa değişikliği referandumunda "hayır" diyenlerin dahi bazılarınca terörist ilan edildiklerini hatırlatarak, “Toplumsal kaosun ve şiddetin fitilini yakmak kolay, söndürmek çok zordur” dedi. Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu adına, 696 sayılı OHAL KHK'si için Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna derhal geri çekme, TBMM'ye konuyu acilen ele alma, Anayasa Mahkemesine de iptal etme çağrısı yaptı.

'HİÇBİRİ OHAL İLE İLGİLİ DEĞİL'

696 Sayılı OHAL KHK'sinin Meclis'i bir kez daha Anayasaya aykırı olarak işlevsiz kıldığını belirten Feyzioğlu, “Milli irade bir kez daha yok sayılmıştır” dedi. 135 kanun maddesini kalıcı olarak değiştiren bu KHK'nin bir tek hükmünün bile OHAL ile ilgili olmadığını vurgulayan Feyzioğlu, “15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması için sivillerin silah dahil güç kullanmasını, ceza ve tazminat sorumluluğundan muaf tutmaktadır. Soruyoruz: Darbe teşebbüsünün devamı niteliğindeki eylemler ne demektir? Kim, neye göre bunu tespit edecektir? Türk Ceza Kanunu'ndaki mevcut düzenlemelerin ötesinde mutlak sorumsuzluk getiren bu düzenlemeyle ne amaçlanmaktadır?” dedi. 

'15 TEMMUZ'UN DEVAMI DERLERSE NE YAPACAKSINIZ?'

Örneğin; işinden atılan, kıdem tazminatı dahi alamayan veya ürün taban fiyatını az bulan, kadınlara yönelik haksız bir uygulamayı yanlış gören bir grup vatandaşın demokratik protesto haklarını kullanmaya kalktıklarında bu kişilerin üzerine birileri saldırırsa ne olacağını soran Feyzioğlu, şöyle devam etti: “'15 Temmuz'un devamını istiyorlardı, bunun için öldürdük, bunun için evlerini bastık ve yaktık' derlerse ne yapılacaktır? Toplumsal kaosun ve şiddetin fitilini yakmak kolay, söndürmesi çok zordur.”

'İŞİN ŞAKASI YOK'

Güç kullanma yetkisinin sadece devlete ai olduğunu belirten Feyzioğlu, devlet tarafından bile hukukun evrenselleşmiş ilkelerine uygun kullanılması gereken bu yetkinin peşinen ve hiçbir kayıt ve şarta tabi tutulmaksızın başkalarına devredilemeyeceğini söyledi. Oysa bu düzenlemenin bazı kişilerde devlete ait güç kullanma yetkisinin kendilerine geçtiği algısını yaratabileceğine dikkat çeken Feyzioğlu, “Bu algının verdiği sorumsuzluk, önünü alamayacağımız, sonuçlarını kestiremeyeceğimiz bir şiddet dalgasına sebebiyet verebilir. İşin şakası yoktur” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Aralık 2017 15:18
www.evrensel.net