Türkiye düşmanca politika yürütüyor

Türkiye düşmanca politika yürütüyor

İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi’nin “Suriye’de akan kandan Türkiye de sorumludur” açıklamasından sonra Türkiye’ye yönelik bir eleştiri de İran eski Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki’den geldi. Mutteki, Türkiye’nin bölgedeki ülkelere karşı düşmanca politika yürütt&uum

İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi’nin “Suriye’de akan kandan Türkiye de sorumludur” açıklamasından sonra Türkiye’ye yönelik bir eleştiri de İran eski Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki’den geldi. Mutteki, Türkiye’nin bölgedeki ülkelere karşı düşmanca politika yürüttüğünü söyledi. Mutteki, Türkiye’nin bu politika nedeniyle son 10 yıl içinde elde ettikleri getirileri bir gecede heba ettiğini ifade etti. Velayet Destekçileri Cephesi adlı muhafazakar bir siyasi oluşumun iftar yemeğinde konuşan Mutteki, Türkiye’yi “Suriye’ye karşı Amerikan planlarını uygulayan taşeron ülkeye dönüşmekle” suçladı. İran Eski Dışişleri Bakanı Mutteki, Türkiye’nin ABD’ye karşı çıkarlarının tehlikeye gireceğinden korktuğundan Suriye’ye yönelik politikasını değiştirdiğini kaydetti. Bir süre İran’ın Ankara Büyükelçiliğini de yapan Mutteki, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’la yaşadığı ihtilaf sonucu geçtiğimiz yıl dışişleri bakanlığı görevinden alınmış ve yerine Ali Ekber Salihi getirilmişti.

AHMEDİNECAD DA İSİM VERMEDEN TÜRKİYE’Yİ SUÇLADI

İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad ise yaşanan krizin siyasi yöntemlerle çözülmesi gereğini yineleyerek yaşanan sorunlardan bütün çıkış yollarının halkın çıkarlarını temel alan siyasi çözümlere dayandığını ifade etti. Pakistan Başkanının temsilcisiyle Tahran’da bir araya gelen Ahmedinecad; kimi bölge devletlerinin Suriye’nin içişlerine müdahale etmesini eleştirerek bu müdahalelerin krizi daha da karmaşık hale getirdiğini beyan etti. Halkların özgürlük ve seçim taleplerinin savaşla sağlanamayacağına işaret eden Ahmedinecad; yarın Tahran’da düzenlenecek dışişleri bakanları toplantısının ve daha sonra Mekke’de düzenlenecek olan İslami İşbirliği Örgütü liderleri toplantısının Suriye krizinin çözümü için bir fırsat teşkil edeceğini kaydetti. Suriye’de yaşanan krizi alevlendirmeye çalışanların kesinlikle Suriye halkının dostu ve müttefiki olamayacağını vurgulayan Ahmedinecad; Suriye’de muhalefet ve hükümetin diyalog masasına oturarak halkın çıkarlarını sağlayacak noktalarda anlaşmaya varmaları için bütün tarafların çaba harcaması gereğini ifade etti. Pakistan Başkanı Temsilcisi de Suriye’de yaşanan krizin siyasi yöntemlerle çözülmesi gereğine işaret ederek Pakistan’ın her zaman Suriye’nin egemenliğine ve bağımsızlığına saygı duyduğunu bundan sonra da aynı saygıyı duymaya devam edeceğini dile getirdi.

‘TÜRKİYE MUHALİFLERE FÜZE VERİYOR’

Fars Haber Ajansı, “Halep’teki teröristlerin Türkiye sayesinde ‘SAM-7’ füzeleriyle donanımlı oldukları”nı iddia etti. Fars Haber Ajansı, “Suriye’deki milislerden birinin ‘SAM-7’ füze atarıyla birlikte çektirdiği bir fotoğrafın yayınlanması, Suriye muhaliflerinin bu tür füzeyle donatıldıklarının bir delili oldu” dedi. Haberde birkaç gün önce Suriyeli El Vatan gazetesince yer verdiği, Suriye’deki “aktif olan teröristlerin en son Türkiye kanalı üzerinden çok gelişmiş füzeler elde ettikleri ve bu füzelerin zırh delici füze türünden oldukları” iddiasına dikkat çekildi. (DIŞ HABERLER)


‘ABD YASAK BÖLGE OLUŞTURABİLİR’

Suriye’deki kriz 17. ayını geride bırakırken ABD’den ilk defa Suriye üzerinde uçuşa yasak bölge oluşturulması konusunda açıklama geldi. ABD Başkanı Barak Obama’nın ulusal güvenlik danışmanı John Brennan, Suriye’nin bir bölümünde uçuşa yasak bölge oluşturulmasının uzak bir ihtimal olmadığını söyledi. Brennan uçuşa yasak bölgenin muhaliflerin kontrolünde olan bir alanda oluşturulabileceğini belirtti. ABD’deki Cumhuriyetçiler, Suriye’deki krize yönelik politikaları sebebiyle Obama’yı eleştirerek, ülkede uçuşa yasak bölge oluşturulması konusunda uluslararası girişim başlatmasını istemişti. Cumhuriyetçiler, Obama yönetimine muhaliflere silah desteğinin verilmesini istiyor. ABD yönetimi ise, şu ana kadar muhalifleri doğrudan silahlandırma fikrine sıcak bakmıyor. Basına konuşan John Brennan, Suriye’deki kriz ile ilgili olarak ABD’nin sürekli senaryoları gözden geçirdiğini söyledi. Bu konuda birçok seçenek üzerinde durulduğunu ifade eden Brennan, “ABD bu konuyu ciddiyetle inceliyor. Avantaj ve dezavantajları değerlendiriyor” dedi. Brennan’ın bu açıklamasının ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Suriye krizini görüşmek üzere cumartesi günü Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret öncesine denk gelmesi dikkat çekti.

WPOST: TURKİYE GÜVENLİ BÖLGE KURMALI

Washington Post gazetesi, başyazısında ABD’nin, isyancılara Esad’ın tank ve uçaklarını durduracak silahları sağlaması, Türkiye ve Ürdün sınırında da Türkiye ve NATO’nun yardımı ile “güvenli bölgeleri” kurması gerektiğini savundu. Washington Post Editörler Kurulunun görüşlerinin yansıdığı başyazıda Esad rejiminin ve Suriye’nin kentlerinde sürdürdüğü “vahşi savaşın” muhtemelen devam edeceğini belirterek Esad’ın güç yapısının çökmediğini, daha çok etnik çizgiler doğrultusunda parçalandığı öne sürüldü. Kürtlerin Irak’takine benzer özerk bir bölge kurmayı umduklarını da kaydeden gazete, rejimin hâlâ çok büyük askeri operasyonları düzenleyebildiğini, muhalefet güçlerinin ise artan biçimde Alevi karşıtı haline geldiğini, kökten dinci İslami ideolojinin ağırlığının da artmakta olduğunu savundu. Başyazıda Obama Yönetiminin aylarca BM’nin diplomatik girişimlerini destekleyerek ve halen “yönetilmiş bir geçiş”i teşvik ederek “zaman kaybetmesi” eleştirilirken “Suriye’de tek yürüyebilecek politika, iç savaşa muhalefetin bir zaferi ile en hızlı biçimde son verecek politikadır” denildi. Gazete şöyle devam etti: “Sayın Esad’ı iktidardan uzaklaştıracak rejim unsurlarının bir darbesi, hâlâ mümkün olabilir ancak sadece generaller arasında savaşın kaybedildiği algısı oluşursa. Bu, isyancılara, Esad güçlerinin tanklarını ve uçaklarını durdurmak için ihtiyaç duydukları silahların sağlanması demektir. Sivilleri korumak için de Suriye’nin Türkiye ve Ürdün ile sınırları boyunca Türkiye ve NATO’nun yardımıyla güvenli bölgeleri kurulabilir.” Bu yönde adımlar atılmasının, ABD’nin Suriye’de sonraki dönemde yeni liderler olacak Özgür Suriye Ordusu komutanları ile ilişkileri kurmasını kolaylaştıracağını savunan Washington Post Editörler Kurulu, ÖSO komutanlarını, Alevi ve diğer azınlıkların korunduğu ve demokrasiye geçişin uluslararası destek ile organize edildiği bir savaş sonrası düzeni planlamalarına ikna amacıyla büyük bir çaba başlatılmasını istedi. W Post, başyazısına, “Obama Yönetimi, devreye girmeyi reddederek sadece Suriye’nin gelecekteki liderlerini, Batı’ya daha dirençli ve belki El Kaide gibi gruplara daha açık hale getirmekle kalmıyor aynı zamanda Esad rejiminin katı çekirdeğine savaşmayı sürdürmek için ihtiyaç duyduğu alan ve fırsatı veriyor” uyarısıyla son verdi. (DIŞ HABERLER)


www.evrensel.net