'Alternatif müzikle popüler müziğin mücadelesi sürecek'

'Alternatif müzikle popüler müziğin mücadelesi sürecek'

Iraksamalar ve Leyl albümleriyle müzikseverlerin karşısına çıkan Müzisyen Serdar Keskin, müzikal yolculuğunu Evrensel'e değerlendirdi.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Müzisyen Serdar Keskin, müzikal üretimin nitelik sorunu açısından; popüler olanla alternatif olan arasındaki gerilimin ve bundan üreyen mücadelenin devam edeceğini söylüyor.

Grup Yorum ardından Iraksamalar ve Leyl albümleriyle müzikseverlerin karşısına çıkan Müzisyen Serdar Keskin’le müzikal yolculuğuyla ilgili sohbet ettik. Küçük yaşlarda mandolin, lise yıllarında bağlama dersleri alan Keskin üniversite yıllarında kendi çabasıyla gitara başlar. 1987 yılının sonlarında Grup Yorum ile yolları kesişir. Bu süreci kendisinden dinliyoruz: “Bu süreçle birlikte müzik ve enstrüman ile olan ilişkim de değişmiş oldu, bu günlere geldi. 1990 ortalarında gruptan ayrıldıktan sonra çok sayıda müzikal projenin içinde, aranjör-enstrümanist kimliğimle yer aldım. 1998 ve 2003 yılları olmak üzere iki de kişisel albüm deneyimim oldu. Iraksamalar ve Leyl. Metin-Kemal Kahraman ve Mehmet Atlı ile gerçekleştirdiğimiz çalışmaların da benim için özel bir önemi vardır.”

Serdar Keskin
Serdar Keskin

IRAKSAMALAR VE LEYL 

Serdar Keskin,  1998’de Iraksamalar, 2003’de  Leyl albümleriyle müzikseverlerin  karşısına çıkar. Albümlerinden bahseden Keskin, şunları dile getiriyor: “Iraksamalar 1998 yılında yayımlandı. Malum doksanlı yıllar, muhalif kesimler açısından altüst oluş dönemidir. Şarkılarımın içeriği de bu dönemin ruh halini yansıttı doğal olarak. Biraz yüzleşme, biraz sorgulama, biraz öz eleştiri ama bu sürecin de geçeceğine dönük bir beklentiyi de ıskalamadan. Leyl sözcüğünün Farsça’daki anlamlarından biri de şu örneğin; karanlığın aydınlığa devrettiği en yoğun an. Kısaca bunları söyleyebilirim. Teknik açıdansa, kendi dönemi ve benim o dönemki kapasitem göz önünde bulundurulduğunda, sonucun tatminkar olduğunu söyleyebilirim. Tabii  ki kişisel hikayem açısından en özel ve en heyecan verici zamanlar olduğunu da ekleyerek. Son olarak, müziğe dair öğrenmelerim bitmiyor ve genişliyor. Bu da heyecanımı yeniliyor ve pekiştiriyor.”

‘SEKTÖRÜN HALİ İÇLER ACISI’

Tüketim kültürünün müziğe yansımalarını değerlendiren Keskin, popüler olanla alternatif olan arasındaki mücadelenin sürdüğünü söyleyerek şunları ekliyor: 

“Tüketim dediğimiz şey aslında üretim ilişkilerinin bir çıktısı olarak tezahür ediyor ve sonuçta üretilen her şeyin bir piyasası var. Bu tüketim toplumu diye de kavramsallaştırılmış zaten.  Koca bir toplumun bir çok alanda kendisine sunulana bağımlı ve mecbur hissettirilmesi ilk gençliğimden bu yana bana yabancı ve bazen anlamakta zorlandığım nesnel bir olgu maalesef. 

Müzik sektörü de bu olumsuz durumdan kendi payına düşenle cebelleşiyor. Malum bilişim dünyasındaki gelişmelerin de bunda çok ciddi etkisi var. Bildiğimiz piyasa ilişkileri ve hukuku da bu değişime uygun yeni bir pozisyon arıyor kendine. Sadece müzik alanında onlarca aktör var. Telif açısından nasıl bir hukuki zemin oluşturulacak, sorusuna hâlâ tam olarak bir cevap verilemedi. 

Telif konusunda ülkemiz açısındansa daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Çünkü telif hakkından doğan hukuksal pratikler bizde çok yakın bir geçmişe uzanıyor. Batılı ülkelere kıyasla. Sektörün hali de bu nedenlerle içler acısı. Bir albümü oluşturmak zaten zordu, günümüzde çok daha zor hale geldi. 

Dolayısıyla bu sorunları çözmeye dönük alternatif arayışlar çok güçlü bir seçenek olmasa da, uç vermeye başladı. Örneğin muhalif müzikte ısrar eden çevrelerde internet aracılığı ile dinleyicilere ulaşma eğilimi artıyor. Bu da kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir dinamik aslında; çünkü muhatap alabileceğiniz firma sayısı ciddi ölçüde azaldı. 

Ben de yukarda ifade ettiğim bu çevrelerin sözünü ettiğim yöntemlerini benimsiyorum. Örneğin; bu yeni şarkılarımı mütevazı görseller eşliğinde birkaç yıldan beri internet üzerinden paylaşıyorum ve bu yöntemi sürdüreceğim. Müzikal üretimin nitelik sorunu açısındansa; popüler olanla alternatif olan arasındaki gerilim ve bundan üreyen mücadele, yeni bir sorun değil, uzun yıllar da süreceğe benziyor.”

‘MERSİN’E YERLEŞMEM YOLCULUĞA KET VURMADI’

Uzun yıllar İstanbul’da sürdürdüğü müzikal yolculuğunu, son yıllarda Mersin’de devam ettiren Serdar Keskin bu süreci şöyle anlatıyor: “Mersin’e yerleşme kararım yolcuğa ket vurmadı. Hemen hemen 25 yıl yaşadım İstanbul’da. Temposu yorucu bir kent. Bazı özel nedenler de bir araya gelince zaten memleketim olan Mersin’e geri dönmüş oldum. İstanbul ile kıyaslandığında; imkanlar açısından daha kısıtlı bir yer belki ama sakinliği ile daha önemli bir fırsat yarattı bana. Çalışmalarımı görece daha dingin bir atmosferde sürdürüyorum. Dört yeni şarkımın kayıtlarını tamamladım ve bunları internette paylaşıyorum. Yine iki albüm çalışmasının stüdyo yönetmenliğini ve aranjörlüğünü üstlendim, tabii gitar da çaldım. Mersin’de yaşayan Bingöllü müzisyen arkadaşım Mücahit Göker ile çalışmalarımı sürdürüyorum. ‘Dara Hêni’ isimli albümü Lizge Müzik tarafından yayımlandı. Şu  an İstanbul’da yaşayan Batmanlı genç müzisyen arkadaşım Agit Işık’ın ‘Lorîna Sibê’ isimli çalışmasını da bu vesileyle anmak isterim.”

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Aralık 2017 09:41
www.evrensel.net
ETİKETLER Serdar Keskin