Hükümet kadınların  çalışmasını ‘tali’ görüyor

Hükümet kadınların çalışmasını ‘tali’ görüyor

KEİG'ten Gülnur Elçik’le AKP'nin yenilediği Kadın İstihdamı genelgesinin yeni halinde neler olduğunu, kadın istihdamının önündeki engelleri konuştuk.

Burcu YILDIRIM
Ankara

Başbakanlık tarafından 2010 yılında yayımlanan Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması Genelgesi geçtiğimiz günlerde kaldırılarak yerine yenisi gündeme geldi. Genelge ile birlikte de hükümetin kadın istihdamı konusundaki politikaları yeniden gündeme geldi. Genelgenin neden kaldırıldığını, yenilenen halinde neler olduğunu, kadın istihdamının önündeki engelleri Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformundan (KEİG) Gülnur Elçik’le konuştuk. Hükümetin kadınlar için öncelikli hedefinin esnek çalışmayı hayata geçirmek olduğunu vurgulayan Elçik, yenilenen genelgede en çok dikkat çeken noktanın ‘eşitlik’ kavramının çıkarılması olduğunu söyledi. Elçik, hükümetin kadınların çalışma yaşamına katılmasını tali gören yaklaşımına dikkat çekerek atılan adımların da bu yaklaşım doğrultusunda atıldığını söyledi.

ÇALIŞMA KADINLAR İÇİN HAK OLARAK GÖRÜLMÜYOR

Kadın işçi

Hükümetin kadın istihdamı konusundaki yükümlülüklerini içeren genelge neden çıkarılmıştı ve şimdi neden değişiklik yapıldı?
Genelge kadın istihdamının artırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması hedeflenerek çıkarıldı ve genelgeye bağlı olarak kadın istihdamını izlemeye yönelik ulusal bir izleme kurulu oluşturuldu. Bu kuruma atfedilen işlev yerine getirilmiş, genelgenin içeriği de gerçekten uygulanmış olsaydı kadın istihdamı alanında birtakım çözümler oluşturulabilirdi. Ama kadın istihdamının önündeki en önemli engel; varolan şeylerin uygulanmaması ya da kötü uygulanmasının ötesinde, kadın istihdamını erkeklerin istihdam sorunu kadar ciddiye alan bir politik iradenin olmaması. Türkiye’de kadınlar için çalışmak hâlâ marjinal bir durum. Erkekler kadar talep edebilecekleri, onlar kadar hakları olan bir şey değil. AKP, kadın emeğini hep yedek iş gücü olarak gördüğüne dair yaklaşımlar ortaya koydu. Bu durum Çalışma Bakanlığı nezdinde de böyle, işverenlerin de bu yönde açıklamaları var. Nitekim geçenlerde yine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Ticaret Odası toplantısında yaptığı bir açıklamada “Türkiye’de işsizlik rakamları bu kadar yüksek seyrediyorsa kadınlar ve gençler istihdama katıldığı için” dedi. Bu açıklama bile başlı başına çalışmayı kadınlar için hak değil, tali gören bir yaklaşımın sonucu. Türkiye’de kadın istihdamı zaten yüzde 27’lerde. Bu oran işsizlik rakamını çift haneye taşıyacak bir güç bile değil.

Olayın sosyolojik boyutunu da görmek lazım. Çalışmak aynı zamanda erkekliği de güçlendiren bir duygu, dolayısıyla çalışmayan erkeğin erkekliği de zedelenmiş oluyor. Bu tür dönemler aynı zamanda ‘erkekliği’ de sıkı tutmanız, ona ilişkin vaatlerde bulunmanız gereken dönemler. Bu yüzden Cumhurbaşkanı esas olarak işsiz erkeklere sesleniyor ‘Reis’ kelimesi de boşuna bu kadar dolaşıma sokulmuyor.

İSTİHDAM YERİNE SOSYAL YARDIM

Kadın işçi

2010’dan bugüne genelgenin ele aldığı konularla ilgili somut bir uygulama oldu mu?
Genelge yürürlükteyken de genel olarak hükümetin kadın istihdamı için yaptığı iyi bir şey yoktu. 15 yıldır iktidar olmakla övünen bir hükümetin, kadınların yüzde 30’unu bile istihdama katamamış olması büyük bir başarısızlık bence.

Kadın emeğinin esnekleştirildiği, Toplum Yararına Çalışma Programı ile özelikle ülkenin batısındaki kadınlar üzerinden esnek çalışmanın devreye sokulduğu, dolayısıyla güvencesiz ve belirli süreli çalışmanın kadınlar için geleneksel çalışma biçimi haline getirildiği bir istihdam politikası izleniyor.

Bunun yanında sosyal yardımlara ayrılan bütçe giderek büyüyor. 2007’de 35 milyon olan sosyal yardım bütçesinin önümüzdeki yıl 135 milyonlara çıkması planlanıyor. Bu yardımların büyük bölümü de kadınlara, kadınlar aracılığıyla evlere dağıtılıyor. Çünkü Hükümet sosyal yardımı istihdamın alternatifi olarak görüyor. Hükümet böylece istihdamı kadınlar için bir talep olmaktan çıkarmaya, yerine sosyal yardımları koymaya çalışıyor.

EŞİTLİK TAMAMEN ÇIKARILDI

Yeni genelgenin içeriğine dair dikkat çeken noktalar neler?
Yeni genelgede yeni bir şey yok aslında sadece çıkartılan noktalar var. Mesela eşitlikle ilgili her şey çıkartılmış, ev eksenli çalışanlara ilişkin verilendirme yapılacağı önerisi, kadınlar içerisindeki dezavantajlı gruplara; cezaevindeki, sığınmaevlerindeki hayatta kalmış kadınlar, eşi vefat etmiş veya boşanmış kadınlara istihdam projelerinin önceleneceğine ilişkin öneriler, cinsiyete dayalı verilendirme çalışmaları, sivil toplumla ortak çalışma önerileri çıkarılmış.

2010’daki genelge en azından sivil toplum örgütlerinin, kadın örgütlerinin adını geçiriyordu. Şimdi bunların hepsi silinmiş. Cumhurbaşkanının kadın erkek eşitliğine inanmadığını açıkça beyan etmesinden sonra bütün resmi metinlerden ‘eşitlik’ kelimesinin silindiği bir dönemi yaşıyoruz.

HAYATA GEÇEN TEK PLAN ESNEK ÇALIŞMA

Kadın istihdam

Hükümetin şimdiye kadar kadın istihdamı konusunda hem genelgede hem de Ulusal İstihdam Stratejisi, Öncelikli Dönüşüm Programı gibi belgelerde hedeflediği maddelerden hayata geçirdiği tek bir şey oldu; esnek çalışma. Mesela içinde kadınların, gençlerin, engellilerin de yer aldığı Öncelikli Dönüşüm Programında kadın istihdamı konusunda 15-20 tane yapılacaklar listesi var. Kadının çalışmasının önündeki ön yargıların kırılması için kamu spotu hazırlanması, ev işçilerinin kayıtlı istihdama geçirilmesi, çocuk bakım hizmetlerinin artırılması gibi maddelerin hiçbiri uygulanmadı ama esnekleşmeyle ilgili olanların tamamı uygulandı.

Esnek çalışmanın kadınların istihdama daha kolay katılabilmesi için olumlu etkisi olacağı söyleniyordu? Nasıl bir etki yarattı?
Hükümet ve işverenler “güvenceli esneklik” diyor. Güvenceli esneklik denen şey aslında uygulamada esneklikten ibaret. Ambalaj bir kavram yani. Türkiye’de her dört kadından birinin esnek çalıştığı ifade ediliyor. Yani neredeyse esnek çalışma kadınların temel çalışma biçimi. AKP esnek çalışmayı aynı zamanda kadınların doğurganlığını artırmak için bir yöntem olarak da değerlendiriyor. Çocuk doğuran kadınların iş hayatına katılmasını değil, halihazırda iş hayatına katılmış olan kadınların çocuk doğurmasını teşvik edecek bir düzenleme olarak görüyor.

KADINLARIN ÇALIŞMASINA EN BÜYÜK ENGEL ÇOCUK BAKIMI

Kadın istihdam

Bir de orta vadeli programdan bahsetmek lazım. Orta  vadeli programda kadın istihdamıyla ilgili dört temel öneri var. Bunlardan biri kreş konusu. Bunu yıllardır söylüyorlar ama yapmıyorlar. Borusan’la birlikte ‘neşe fabrikaları’ projesi yapılmıştı. 10 ilde kreşler açılacaktı, 2012’den beri o kreşleri açamadılar. Ama Diyanetin okul öncesi çocuklar için din eğitimi planları daha yakın tarihli olmasına rağmen hemen hemen bütün illerde uygulamaya geçirildi. Yani çocuk bakımı kadınların çıkarı, çocukların gelişimi için değil de başka birtakım politikalara aracılık edeceğinde destekleniyor.

Kreş sorunu Türkiye’nin reddedilemez bir gerçeği. Türkiye, dünyada çocuk doğurma oranının çok yüksek olduğu ülkelerden biri ve çocuklara yüzde 86 oranında anneler bakıyor. Türkiye’de genel olarak çocuk bakımı hizmetlerinin kurumsallaşamamasının temelinde evdeki çocuk bakımı maliyetinin çok düşük olması var. Türkiye’de kadın emeği çok ucuz, hatta neredeyse bedava. Anne ve büyükanne emeğiyle bu işi halledebiliyorsunuz, bu da kurumsallaşmayı engelliyor.

House The Living in Turkey raporuna göre nüfusun yüzde 40’ı normalin üzerinde saatlerde çalışıyor. Yine bu da çocuk bakımının kamusallaşmasının önünde bir engel. Erkek işçiler 15-16 saat çalışırken evde cinsiyetçi iş bölümünün ortadan kaldırılması talebinde bulunma zeminimiz kalmıyor. Cinsiyetçi iş bölümünün önemli sebeplerinden biri bu da. İş piyasasıyla evdeki cinsiyetçi iş bölümü o kadar birbirine bağlı ki.

Bir araştırmanın sonuçlarına göre; kadınların yüzde 49’u hamilelik döneminde işten ayrılmayı düşünüyor, doğum izni kullananların yüzde 40’ı işe dönmüyor. Doğum yaptıktan sonra işten ayrılan annelerin yüzde 60’ı çalışmayı özlediğini söylüyor. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha dramatik veriler de var. KEİG’ten bir grup akademisyenin yaptığı (Saniye Dedeoğlu, Gülay Toksöz, Emel Memiş) araştırmalar da gösteriyor ki, kadınlar için çalışma hayatında bir U eğrisi var. Kadınlar gençken çalışma yaşamına katılıyor, sonra çocuk doğurup çekiliyor, sonra kadın yoksulluğu nedeniyle tekrar çalışmak zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla çocuk bakımı kadınların istihdama katılmasının önündeki en büyük engel.

Ama ironik bir şekilde, 2008’de 457’lerde olan kamu kreşleri sayısı 2015’te 50’nin altına düştü.

Biz hep çocuk bakım hizmetinin çeşitlendirilerek artırılması gerektiğini söyledik. Ama hükümet 2012’den beri özel kreşleri teşvik ediyor. Dolayısıyla bu süreci bütünüyle özel sektörün üzerine yıkmaya çalışan bir seyir izliyor.

SADECE KREŞ SAYISININ ARTMASI SORUNU ÇÖZMÜYOR

Çocuk bakımı meselesi ücret eşitsizliğinden bağımsız da ele alınamaz. Ücret eşitliğini sağlamadığınız sürece, kreş sayısını ne kadar artırırsanız artırın bunun bir önemi yok. (Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre; Türkiye, 144 ülke içinde ücret eşitsizliğinin en fazla olduğu 15. ülke.) Kadınlar asgari ücretle çalışıp o parayı kreşe verip bir de bütün gün çocuğundan ayrı kalmak istemiyor, “Kazandığım parayı kreşe vereceğime evde çocuğuma kendim bakarım” diyor.

Kadın emeğini esnekleştirerek de çocuk bakımını kurumsallaştıramazsınız. Hükümet yarı zamanlı çalışma ve çocuk bakımının büyükannelere verilmesiyle ilgili düzenlemelerle bakım yükünü kadınların üzerinden aldığına dair açıklamalar yaptı. Ama Türkiye’de annelik politikası o kadar baskın, kadının bütün potansiyelini onun anneliğine yükleyen söylemler o kadar fazla ki, bu da çocuk bakımının kadınların görevi olduğu yaklaşımını besliyor. Çocuk bakımıyla ilgili atılacak adımlar aynı zamanda cinsiyet eşitliği politikasının parçası olarak uygulanmalı.

HÜKÜMET KENDİNİ DEĞİL KADINLARI SORUMLU TUTUYOR

Hükümetin kadın istihdamı konusundaki genel yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hükümetin kadın istihdamına yaklaşımı konusunda dikkat çekilmesi gereken  noktalardan biri de kendisini hiç sorumlu görmemesi. Genellikle kadın işsizliğini kadınların iş hayatının gerektirdiği becerilere sahip olmamasıyla ilgili bir sorun olarak görüp kadınların üzerine yıktı.

Kreşlerin açılmaması meselesini de anne ve büyükanne sevgisi üzerinden yine kadınların üzerine yıktı. Dolayısıyla hiçbir zaman sorumluluk sahibi bir yaklaşım sergilemedi.

Hükümetin yaklaşımıyla ilgili sorunun genel olarak şu olduğu söylenebilir; “Kadınlar zaten yarı zamanlı çalışıyor, biz onlara bir yasal zemin getirelim. Kadınlar zaten ev işçiliği yapıyor, biz onlara özel istihdam büroları kuralım; cinsiyet eşitsizliği zaten var, kız çocuklarında erken yaşta evlilikler çok yaygın, onlara yasal güvence getirelim.” Yani AKP yaşanan mevcut sorunlara yine onu yasal güvence yaratarak ve meşrulaştırarak çözüm oluşturmaya çalışıyor.

EVE İŞ VERMEK İSTİHDAM SORUNUNU ÇÖZMÜYOR

Orta vadeli programda dikkat çeken bir diğer nokta da kadın istihdamının artırılması için “Zaman ve mekan kısıtı kaldırılacak” deniyor. Bu da çok önemli, çünkü kadının emeğinin görünmezliği sorunu tam olarak böyle ortaya çıkıyor.
Kadınlar için asıl önemli olan güvenceli ve sürekli bir istihdam artışıdır. Kadının patrona, sermayeye köle olacağı, çalıştığı ücreti kocasının eline teslim edeceği bir çalışma biçimi değil; güvenceli ve sürekli bir istihdam biçimi hayata geçirilmeli. Bunun için de mekan ve zaman kısıtına ihtiyaç var. Ne zaman, ne kadar, nerede çalışacağınız belli değil; bu durum tam olarak kadının üretkenliğini, işini ev içine hapsediyor. Kadının dışarıdan aldığı işle evde yaptığı işin birbirinden ayrılamayacağı, kadının da yaptığı işi iş olarak göremeyeceği bir durum ortaya çıkarıyor zaman ve mekan kısıtının kaldırılması.

Eve iş veren fason şirketler neden arttı? Çünkü güvencesizliğin kontrolsüzce yayılabildiği bir alan ev emeği. Zaten ev kadının emeğinin emek olarak görülmediği bir yer ev. Hükümet ise buna güvence, istikrar, süreklilik kazandırmak yerine “zaman ve mekan kısıtını kaldırarak güvencesiz istihdamı kadınlar için garantileyeceğiz” diyor. 

www.evrensel.net