1800’lerden bir evrim kavramı: Doğal seçilim

1800’lerden bir evrim kavramı: Doğal seçilim

Süregelen çalışmalar ile birlikte Darwin’in dehası; tüm kanıtları kullanarak, türlerin ortak bir atadan nasıl evrildiği üzerine mantıklı bir mekanizma

Önceki sayımızda bahsettiğimiz evrimsel görüşün gelişmesi için çabalayan bilim insanları, 1800’lü yıllar için ciddi bir birikim yaratmayı başarmışlardır. Süregelen çalışmalar ile birlikte Darwin’in dehası; tüm kanıtları kullanarak, türlerin ortak bir atadan nasıl evrildiği üzerine mantıklı bir mekanizma önerebilmesinde yatar. Lamarck ve diğerleri, kendi evrimsel kuramları ile yaşamın nasıl değiştiğini açıklamaya çalışmışlardır ancak birçok noktada spekülasyona bağımlı kalmışlardır. Birçok Alman biyolog, embriyonun rahimdeki gelişmesinde olduğu gibi, yaşamın da önceden belirlenmiş kurallar doğrultusunda evrildiğini düşünüyorlardı. Ancak 1800’lerin ortalarında Darwin ve yine İngiliz biyolog Wallace, birbirlerinden bağımsız olarak yaşamın değişiminin doğal ve gözlemlenebilir bir açıklamasını yaptılar. Darwin’in doğal seçilim adını verdiği süreçti bu.

POPÜLASYON BÜYÜMESİNİN BASKISI 

İlginç olan ise, Darwin ve Wallace’ın esin kaynaklarını ekonomiden almış olmalarıydı. İngiliz yazar Thomas Malthus 1797 yılında yayımladığı “Essay on the Principle of Population” (Nüfus İlkesi Üzerine Deneme) adlı kitabında popülasyon büyümesinin oluşturduğu baskı nedeniyle, yoksullara yardım amaçlı politikaların başarısızlığa mahkûm olduğunu yazıyordu. Bir ulus birkaç on yıl içerisinde nüfusunu iki katına çıkarabilirdi ama bu da tümünün yoksulluk ve açlığına yol açabilirdi. Darwin ve Wallace, Malthus’un kitabını okuduklarında, her ikisi de, hayvan ve bitkilerin de bu tür bir popülasyon/nüfus baskısına maruz kalabileceğini düşünmüşlerdi. Böcek ve solucanların çoğalarak dünya yüzeyini dizimize kadar doldurması çok zaman gerektirmiyor olmalıydı. Ancak dünya bu veya diğer türler tarafından doldurulmuyordu, çünkü türler tam kapasite ile çoğalamıyorlardı. Birçoğu daha ergin olmadan ölüyordu. Kuraklık, soğuk kışlar ve daha birçok çevresel etmene karşı savunmasızdılar. Bir ulusun olduğu gibi türlerin de besin olanakları sınırsız değildi. Bireyler farkında olmadan olsa da az bir besin kaynağı için birbirleri ile rekabet etmek zorundaydılar.

KALITSAL ÖZELLİKLERİN SEÇİMİ

Yaşamak için sürdürülen bu mücadelede sağ kalmak ve üreyebilmek sadece bir şans meselesi değildi. Darwin ve Wallace şunu fark etmişlerdi; eğer bir hayvan yaşamını sürdürüp başarılı şekilde çiftleşebilecek kalıtsal özelliklere sahipse, diğerlerine göre daha fazla sayıda döl bırakabilirdi. Ortalamada da, bir sonraki nesilde bu kalıtsal özellikler daha yaygın hale gelecektir, daha sonraki nesilde daha da yaygınlaşacaktır. Darwin doğal seçilim ile uğraştıkça, güvercin yetiştiricileri ile çok vakit geçirmiş ve metotlarını öğrenmişti. Yapılan işin evrimin mekanizması ile doğrudan bir bağ oluşturduğunu bulmuştu. Bir güvercin yetiştiricisi farklı boyun kıvrımına sahip güvercinler yetiştirebilmek için kendi seçtiği bireyleri çiftleştiriyordu. Benzer olarak, doğa da farkında olmadan da olsa çevre koşullarına daha uygun olan bireyleri seçiyordu. Darwin ve Wallace, yeterli zaman verildiğinde doğal seçilimin kanattan göze birçok vücut parçasını oluşturabileceğini öne sürmüşlerdi.

DARWİN VE WALLACE BENZER KURAMLAR GELİŞTİRİYOR

Darwin 1830’ların sonlarında doğal seçilim üzerine kuramını oluşturmaya başladı ve yirmi yıl boyunca da sessizce üzerinde çalışmaya devam etti. Fikrini topluma sunmadan önce yeterince kanıtı toplamayı istiyordu. O yıllarda da, Güney Amerika ve Asya’nın vahşi yaşamını keşfetmekte olan Wallace’la da kısa yazışmalar yapmıştı. Wallace, Darwin’e çalışmaları için gerekli kuş türlerini sağlamış ve O’ndan da evrim üzerine olan fikirlerini yayımlamada yardım istemeye karar vermişti. 1858 yılında Darwin’e kuramını gönderdiğinde, kendi kuramının neredeyse kopyası ile karşılaşan Darwin çok şaşırmıştı. Charles Lyell ve Joseph Dalton Hooker, Darwin ve Wallace’ın kuramlarını Linnaean Topluluğu’nda sunabilmeleri için 1858’de bir toplantı organize ettiler. Darwin evrim dair temel bir kitap üzerine çalışıyordu ve bu yazdıklarını 1859’da yayımlanan “Türlerin Kökeni”ni geliştirmek için kullandı. Diğer yandan ise Wallace, gezilerine devam ederek biyocoğrafyanın önemi üzerine çalışmalarına yoğunlaştı. Türlerin Kökeni sadece “çok satan” bir kitap olmamıştı, üstelik tüm zamanların en etkili bilimsel kitaplarından birisi olmuştu. Yine de kitabın kanıt ve fikirlerin tümünün tartışılması zaman almıştır. Birkaç on yıl içerisinde, birçok bilim insanı evrim ve türlerin ortak atadan türemiş oldukları fikrinin gerçek olduğunu kabul etmişlerdi. Ancak doğal seçilim kabul görmekte daha zor zamanlar geçirecekti. 1800’lerin sonlarında kendilerine Darwinistler adını veren birçok bilim insanı ise gerçekte yaşamın zamanla nasıl değiştiği üzerine Lamarck’çı açıklamaları kabul etmişlerdir. 20 yy.da gen ve mutasyonların keşfi ile de doğal seçilim sadece çekici olmaktan çıkmış, kaçınılmaz bir açıklama olmuştur.

DOĞAL SEÇİLİM NEDİR?

Doğal seçilim; mutasyon, göç ve genetik sürüklenmeyle birlikte, evrimin temel mekanizmalarından biridir. Darwin’in çok önemli olan “doğal seçilim yoluyla evrim” görüşü, görece basit olmasına karşın sıklıkla yanlış anlaşılmıştır. Nasıl işlediğini görmek için, bir böcek popülasyonunu gözümüzün önüne getirelim. 
1. Özelliklerde çeşitlilik vardır
Örneğin, bazı böcekler yeşil, bazıları ise kahverengidir. 
2. Ayrımlı üreme vardır
Çevre, popülasyonların sınırsız gelişimini destekleyemez. Bu yüzden popülasyondaki bireylerin tümü üreme potansiyellerinin tamamını kullanamaz. Bu örnekte, yeşil böceklerin kuşlar tarafından yenme olasılıkları daha yüksek olduğundan, yeşil böceklerin üremek için sağkalım olasılıkları kahverengi böceklere göre daha düşüktür. 
3. Kalıtım vardır
Hayatta kalan kahverengi böceklerin kahverengi yavru böcekleri olur, çünkü bu özelliğin genetik bir temeli vardır. 
4. Nihai sonuç
Böceğin daha fazla yavru oluşturmasına olanak sağlayan kahverengi renk, daha avantajlı bir özelliktir ve popülasyon içinde giderek yaygınlık kazanacaktır. Eğer bu süreç böyle devam ederse, popülasyondaki tüm bireyler sonunda kahverengi olacaktır. 

Eğer elinizde çeşitlilik, ayrımlı üreme ve kalıtım varsa bunun sonucunda doğal seçilim yoluyla evrim elde edersiniz. İşte bu kadar basit. 

https://evolution.berkeley.edu

www.evrensel.net