Ülkü ocakları antiemperyalist mi?

Ülkü ocakları antiemperyalist mi?

Mehmet Perinçek’in Aydınlık gazetesinde, 2003 yılındaki Öncü Gençlik ve İstanbul Ülkü Ocaklarının ortak eylemini, Stalin ve Mehmet Emin Resulzade ilişkisi üzerinden örneklediği, “Stalin’i hapishaneden kaçıran Türkçü” yazısını eleştirmiştik. Evrensel gazetesinin internet sitesinde yayınlan

İsmail Afacan

Mehmet Perinçek’in Aydınlık gazetesinde, 2003 yılındaki Öncü Gençlik ve İstanbul Ülkü Ocaklarının ortak eylemini, Stalin ve Mehmet Emin Resulzade ilişkisi üzerinden örneklediği, “Stalin’i hapishaneden kaçıran Türkçü” yazısını eleştirmiştik. Evrensel gazetesinin internet sitesinde yayınlanan “Ezen ulus milliyetçisi: Mehmet Perinçek” başlıklı yazıma, Mehmet Perinçek 22 Temmuz Pazar günü Aydınlık gazetesinde yayınlanan “Türkler Ezen Millet Mi?” yazısıyla bir yanıt verdi.
Yazımızda, Ülkü Ocaklarıyla yaptıkları ittifakın gerici bir yaklaşım olduğunu belirtmiş ve bunu Stalin üzerinden temellendirmesini eleştirerek tarihçiliğindeki metodolojik sıkıntıya dikkat çekmiştik. Yanıt olarak kaleme aldığı yazısında bu metodoloji sıkıntısını tekrarlayan Perinçek, iddiasının aksine eleştirdiğimiz asıl noktaya yanıt vermekten kaçındı.

KENDİ TEZİYLE ÇELİŞİYOR
Yazısının sonundan başlayalım. “Sonuç olarak Türkiye’de Türkçülüğün ve Türk milliyetçiliğinin doğuşuna ve özellikle II. Dünya Savaşı’na kadarki pratiğine antiemperyalizm ve aydınlanma damgasını vurmuştur. Türkiye’deki milliyetçi ideolojinin Rusya’daki Türkçü akımdan eksiği yok, hatta fazlası vardır. Antiemperyalizm yukarıda ifade ettiğimiz üzere daha belirgindir. Ancak ileriki süreçte antiemperyalist eksen kayınca ırkçılık, daha sonra da Türk-İslam sentezi Türk milliyetçiliğini kendi köklerinden koparmıştır” diyor Mehmet Perinçek. Türk milliyetçiliğinin ırkçı yaklaşımlarını 1945 sonrasında gören Perinçek’in aradığı örnekleri Türk Tarih Tezinde ve İsmet Paşa’nın Kürt Raporunda daha 1930’lu yıllarda bolca bulabilir. Bu ayrı bir tartışma konusu. Eleştirdiğimiz nokta esas olarak Ülkü Ocaklarıyla yapılan ittifaktı. Perinçek, kaleme aldığı eleştiri yazısında Ülkü Ocaklarından hiç bahsetmiyor ne hikmetse. Ülkü Ocakları 1945 öncesi kurulan bir kurum mudur? Kendisinin ifadesiyle ırkçı, Türk-İslam sentezci kuşağın temsilcisi değil midir? Kendisi böyle bir hareketle ittifakı savunmamakta mıdır? Ülkü Ocakları antiemperyalist ve aydınlanmacı mıdır?
Kendiliğinden ortaya çıkan bu soruları yanıtsız bırakan Perinçek, aslında kendi teziyle çelişiyor. Tarihçimiz, asıl soruna değinmeden; dönüyor dolaşıyor Lenin ile Mustafa Kemal ilişkisine geliyor. Bu konuyu açmakta fayda var.

METODOLOJİK HATADA ISRAR
Emperyalizme karşı ulusal kurtuluş mücadelesinde Sovyetler Birliği, Türkiye halklarının yanında olmuştur. Devrimini yeni yapmış Sovyetler Birliği, emperyalizme karşı ulusal kurtuluş mücadelelerine destek vermiştir. Ki bu bir Marksist açısından tartışılmazdır. Evet, ulusal kurtuluş savaşı emperyalizme karşı verilmiş, emperyalizmin bölge politikalarını sekteye uğratmış bir mücadeledir ve kendinden sonraki ulusal kurtuluş mücadelelerini etkilemiştir. Ulusal kurtuluş savaşında, Türkiye halkları bağımsızlık mücadelesi için bir araya gelmiştir. Kürtler de kendi özgünlükleriyle kurtuluş savaşına katılmıştır. Birinci Meclis buna örnektir. Kürt vekiller Birinci Mecliste Kürdistan mebusu olarak konuşmalar yapmıştır. Perinçek, Kurtuluş Savaşının antiemperyalistliğini anlatıyor, ancak burada bir tartışma yok ki! Buradan yola çıkarak, Ülkü Ocaklarıyla yaptığı ittifakı Lenin-Mustafa Kemal ilişkisiyle temellendirmeye çalışıyor. Burada yine metodolojik sıkıntısı ortaya çıkıyor Perinçek’in. Ulusal kurtuluş savaşındaki antiemperyalist mücadeleyle ‘Ülkücü hareket’ aynı kefeye konulabilir mi? Ülkü Ocakları antiemperyalist bir gençlik örgütlenmesi olduğu söylenebilir mi? Amerikan emperyalizminin çatısı altında kurulan, Maraş’ta, Çorum’da ve daha bir çok yerde katliamlar yapan bir gençlik örgütlenmesine nasıl ilerici bir misyon yüklenebilir? Bu durum Mustafa Kemal-Lenin ilişkisiyle açıklanabilir mi?

STALİN, PERİNÇEK’İ YALANLIYOR
Mehmet Perinçek kullandığımız Stalin alıntısını yeterli bulmuyor ve Stalin’in ulusal soruna bakışını şöyle açıklıyor: “Bilimsel sosyalizmin önderlerinin milli meseleye bakışı da her zaman antiemperyalizm eksenindedir. Evrensel’in toy yazarını Stalin’den alıntı yapmak ne yazık ki kurtaramamaktadır. Stalin’in milli meselelerin çözümünde dikkate aldığı en önemli kıstas emperyalizmi geriletip geriletmediğidir.”
Birkaç örnekle Bolşevik Partinin ulusal soruna yaklaşımını aktaralım. Ulus her şeyden önce tarihsel bir kategoridir. Bir ulusun ulus olmaktan kaynaklı hakları vardır. Anadilde eğitim almak, birlikte, ayrı ya da özerk bir yapıda örgütlenerek yaşamak gibi. Bu ulusun kendi kaderini tayin hakkıdır ki, emperyalizme karşı mücadele başlı başına bir kendi kaderini tayin hakkı mücadelesidir. Çünkü, emperyalizm bu hakkı çeşitli biçimlerde engeller. Tarihçimiz, emperyalizm karşıtlığı adı altında ulusların iradesini yok sayıyor. Perinçek’in iyi bileceği bir topluluk hakkında Stalin’in yaklaşımını aktaralım. Stalin, Tatar sorununu şöyle formüle ediyor: “Ulus olarak Trans-Kafkasya Tatarları, diyelim ki kendi parlamentolarında toplanarak, beylerin ve mollaların etkisi altında eski düzeni geri getirebilir, devletten ayrılma kararı alabilirler. Kendi kaderlerini tayin hakkı uyarınca, buna tamamen hakkı vardır.”(Stalin, Eserler, Cilt 2, s.271) Yani, Stalin’e göre, emperyalizmi geriletmek için ulusun kendi kaderini tayin hakkı ilkesini kayıtsız koşulsuz savunmak gerekir her şeyden önce. Stalin devamında, “Fakat bu Tatar ulusunun emekçilerinin çıkarına olur muydu? Sosyal-Demokrasi ulusal sorunun çözümünde, beylerin mollaların kitleleri nasıl peşlerinde sürüklediklerine kayıtsız kalabilir mi? Sosyal-Demokrasi müdahale, ulusun iradesini belirli bir yönde etkilememeli midir? Sosyal demokrasi ulusal sorunun Tatar kitleleri için en elverişli olan çözümün somut planı ile ortaya çıkarmamalı mı?” (a.g.e s.271) diyerek ulusun kendi kaderine saygı duymakla beraber ağalarına, şeyhlerine karşı mücadele edilmesi gerektiğini söylüyor.DİĞER ÇELİŞMELER
NE OLACAK?
Tarihçimiz Perinçek, fahiş bir hata yaptığımızı söyleyerek yazısının ara spotunu “Leninizmin özü ezen-ezilen çelişmesi” olarak atıyor. Leninizmin özünü sadece ezen uluslarla ezilen uluslar arasındaki mücadele olarak yorumluyor. Stalin, Leninizmin ortaya çıkışında en önemli üç çelişmeden bahseder. Bunlar emek sermaye çelişkisi, emperyalistlerin kendi aralarındaki çelişki ve ezen-ezilen uluslar arasındaki çelişki... Bunların emperyalizm çağında en önemli çelişmeler olduğunu da sözlerine ekler. Elbette Leninizm’in ezen-ezilen ulus çatışmasında ezilen uluslarla işçi sınıfının birliğini stratejik bir hedef olarak belirler. Ama, Leninizm sadece bağımsızlık mücadelesine indirgenemez.

ÜLKÜ OCAKLARI VE
ÖNCÜ GENÇLİK İLİŞKİSİ
Perinçek yazımızdan kısa bir alıntı yapmış: “Çarlık Rusya’sında ezilen ulus olduğu için Türkçülerle ittifak yapmak ilerici bir durumken, Türkiye’de ezen ulus olduğu için gerici bir durumdur.” Yazımızda vurguladığımız Ülkü Ocakları ve Öncü Gençlik ilişkisi, yani bugüne dair bir tartışma yapıyoruz. Yazımızın hemen devamını alıntılasa gerçek ortaya çıkacak:“Hele ki söz konusu olan ülkemizde devrimci hareketlere, Kürtlere ve Ermenilere karşı bir devlet örgütlenmesi olarak kurulan Ülkü Ocakları’ysa.” Kendisini de boşu boşuna yormaya gerek kalmayacak Lenin ve Mustafa Kemal ilişkisini anlatmak için. Türkiye’de Türk burjuvazisi, Kürtlerin temel haklarını yasaklayarak, baskı ve asimilasyon politikalarını dayatarak, Kürt halkının özgürce yaşamasını (birlikte ya da ayrı) engellemektedir. Dolayısıyla Kürtler, Türklerin sahip olduğu haklara sahip değildir. Bu Türk emekçilerin ezen bir sınıf olduğunu göstermez. Ancak Türk burjuvazisinin ulusal kimliği, ezen ulus milliyetçiliğinin resmidir. Bu durum hiç de 1945’ten sonra başlamamıştır. Tekrar söylemek gerekirse Kürtlerin nasıl asimile edilmesi gerektiğini İsmet İnönü raporunda anlatıyor, yıl: 1935. Diğeri ise Türk Tarih Tezidir.

SONUÇ OLARAK
Perinçek’i, “ezen ulus milliyetçisidir” diyerek eleştirmeyebilirdik. Ama milliyetçi hatta ırkçılığa varan söylemleri Marksizm ve Leninizm adı altında kullanıyorsa buna sessiz kalamayız. Perinçek, Ülkü Ocaklarıyla gerici ittifakı Stalin üzerinden açıklamaya çalışarak ilerici gençlik kitlelerini ikna edemez. Bir halkın ulus olmaktan kaynaklı taleplerini işbirlikçilikle itham ederek halkın dil, kültür ve eşit koşullarda yaşam mücadelesini yok sayıyorsa emperyalizme bilinçli ya da bilinçsiz hizmet etmekten kaçınamaz. ‘Ezen ulus milliyetçisi’ tanımlaması da bu koşullarda bir yakıştırma değil Mehmet Perinçek’in yazdıklarından ortaya çıkan bir sonuçtur.

www.evrensel.net