Reina katliamı davasında 3. gün: Ömer Asım kendini tanımadı!

Reina katliamı davasında 3. gün: Ömer Asım kendini tanımadı!

Reina katliamı davasının 3. gününde sanıklardan Ömer Asım'ın sorgusuna devam edildi. Asım, mahkemeye sunulan fotoğraflarda kendisini teşhis edemedi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Reina katliamına ilişkin görülen davanın üçüncü celsesine, iddianamede Reina saldırganı Masharipov'la birlikte Konya'da kiraladıkları evde kalmak ve saldırgana silah temin etmekle suçlanan Ömer Asım'ın sorgusuyla devam edildi. Asım, Konya'da kendisine 5 daire kiralayan emlakçı Mehmet Ekenler'in avukatları aracılığıyla mahkemeye sunulan fotoğraflardaki kişinin kendisi olmadığını iddia etti. Ekenler'i tanımadığını öne süren Asım'ın, gözaltı sırasında üzerinde bulunan telefonda Ekenler'e ait fotoğrafın çıktığı anlaşıldı.

Yeni yıl gecesi 39 kişinin ölümüyle, 79 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Reina katliamına ilişkin 51’i tutuklu 57 sanığın yargılandığı davanın üçğncü duruşması, Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülüyor.

Duruşmada 51 tutuklu sanık ve avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Reina katliamı sırasında yaralanan bir kısım müştekiler ile avukatları da katıldı. Masharipov'un eşi Zarina Nurullayeva'nın da aralarında bulunduğu 3 kadın sanık da duruşmaya tutuklu bulundukları Bakırköy Kadın Cezaevi'nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Hafta başında başlayan duruşmada şimdiye kadar 18 sanık dinlendi. Öte yandan, Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu olayda hayatını kaybeden ve yaralanan Suudi vatandaşları adına davaya müdahil olma talebinde bulundu. Mahkeme, müdahil talebini kabul etti.

'SİLAHIN PARASINI ÖMER ASIM'IN 13 YAŞINDAKİ OĞLU GETİRDİ'

Üçüncü gün, tutuklu sanıklardan Mehmet Ekenler'in savunmasıyla başladı. İddianamede, Reina saldırganı Abdulkadir Masharipov ve Ömer Asım'ın Konya'da birlikte kaldıkları evi kiralamakla suçlanan Mehmet Ekenler savunmasında, IŞİD ile ilgisinin olmadığını iddia etti. 5 yıldır Konya'da emlakçılık yaptığını söyleyen ekenler, Ömer Asım'ın kendisinden 5 adet daire kiraladığını söyledi. Ekenler, Asım'ın Masharipov ile kalmış olduğu evi başka bir emlakçıdan kiraladığını ileri sürdü. Ömer Asım'a 2 bin 200 TL karşılığında silah satmakla da suçlanan Ekenler, “Ömer Asım benden 5 daire kiraladı. Kirayı nasıl ödeyeceğini sorduğumda hiç çalışmasa 10 sene yetecek parası olduğunu, bir de lokanta kiralamak istediğini söyledi. Silahı, 2016 Şubat ayında eski kiracımın ödemediği kira bedeli olarak aldım. 1 yıldır elimden çıkarmaya çalışıyordum. Daireye bakmaya götürürken arabanın torpidosunda silahı gördü ve kendisine satmamı istedi. Silahı ne yapacaksın diye sorduğumda, 'yabancı ülkedeyim ne olur ne olmaz' dedi. Daha sonra WhatsApp konuşmasında silahı otobüsle İstanbul'a göndermemi istedi. Ben kabul etmeyince Kardaş isimli birinin gelip silahı alacağını söyledi. Silahı siyah çöp poşetine mermilerle birlikte sardım, silahı almaya gelen Kardaş'a verdim. Silahın parasını da 29 ya da 30 Aralık 2016'da Ömer Asım'ın 13-14 yaşındaki çocuğu emlak ofisime getirdi” şeklinde konuştu. Mahkeme başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, sanık Ömer Asım'a, Mehmet Ekenler'i ne zamandır tanıdığını sordu. Asım, Ekenleri tanımadığını iddia etti.

EMLAKÇIYI DA KENDİNİ DE TANIMADI

Ekenler'in ardından sanık Ömer Asım'ın savunmasına geçildi. Savunmasına belli belirsiz bir takım cümleler mırıldandıktan sonra başlayan Asım, savunmasını Kazakça yaptı. Konya'da Maşaripovla kalmak, ona yer ve silah sağlamakla suçlanan Asım, üzerine atılı suçlamalarla ilgisinin olmadığını savundu. Asım, Türkiye'ye 2016'nın sonbaharında kaçak yollarla geldiğini ve ailesini beraberinde getirmediğini ve İstanbul dışına çıkmadığını iddia etti. Sanıkların arasından yalnızca Abdulhamid Abdulaziz'i tanıdığını söyleyen Asım, kendisine 5 daire kiralayan Mehmet Ekenler'i tanımadığını iddia etti. Ekenler'in avukatı söz alarak, müvekkili ile Ömer Asım'ın birlikte çekildikleri fotoğrafı mahkemeye delil olarak sundu. Fotoğraf, salonda bulunan diğer kişilere de kamera aracılığıyla gösterildi. Ancak Asım, fotoğraftakinin kendisi olmadığını ileri sürdü.

OKUMA YAZMA BİLMEDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Ekenler'in avukatı tekrar söz alarak Asım'ın Türkçe'yi çok iyi bildiğini öne sürdü. Asım ise okula gitmediğini ve okuma yazma bilmediğini öne sürdü. Mahkeme heyeti Ekenler'e, Asım'ın Türkçe bilip bilmediğini sordu. Ekenler, Asım'ın Türkçe konuşup yazabildiğini savundu. Sanık avukatlarının sorusu üzerine söz alan tercüman da Asım'ın emniyet ifadesi sırasında orada olduğunu belirterek, “Emniyetin ifade tutanağındaki imzalar Ömer Asım'a aittir. Tutanağın bütün sayfalarına paraf attığını kendi gözlerimle gördüm. Hatta kağıtların bir kısmını sağ eliyle bir kısmını sol eliyle imzaladı” dedi.

TANIMIYORUM DEDİĞİ EMLAKÇININ FOTOĞRAFI TELEFONUNDAN ÇIKTI

Üye hakim Asım'a üzerinde bulunan cep telefonunun kendine ait olup olmadığını sordu. Asım ise telefonun kendisine ait olmadığını, gözaltına alındığı gün sokakta bulduğunu söyledi. Bunun üzerine üye hakim, birlikte gözaltına alındığı Abdülazizi Abdülhamid'e Asım'ın telefon bulup bulmadığını sordu. Abdülhamid de, bulmadığını söyledi. Emlakçı Ekenler, Asım'ın üzerinde bulunan iPhone marka telefonu Asım'a kendisinin sattığını söylemişti. Üye hakim, Asım'ın sokakta bulduğunu söylediği telefonun içinden tanımadığını iddia ettiği Mehmet Ekenler'e ait fotoğrafın çıktığını ve söz konusu telefonun rehberinde “Mehmet Emlakçı” şeklinde numarasının kayıtlı olduğunu anımsattı. Mahkeme başkanı Dağ, sanıkların yalan söyleme, mahkemeyi yanıltma ve susma hakkı olduğunu belirterek, “Ancak Ömer Asım bunu bir adım ileriye taşıdı. Kendini tanımadı” yorumunda bulundu.

'KIZIM, İSTANBUL'A KAR GÖRMEYE GELMİŞTİ'

Saldırıda hayatını kaybeden Lubna Muhammed Shrınk Ghaznawı'in babası Muhammed Halit İsmail Ghaznawı müşteki sıfatıyla dinlendi. Olayda kaybettiği kızının ablası ve arkadaşıyla birlikte İstanbul'a ilk kez geldiğini söyleyen Ghaznawı, “Kızım küçük bir rüya ile İstanbul'a geldi. Bütün düşüncesi kışın karı görmekti. Kendisi o mekana bilerek gitmedi. Kaldığı otelde hangi restroranta gidebilirim diye oteldekilere sormuş orayı tavsiye etmişler” dedi.

Ghaznawı, bilgisayar bölümünden diploması olan kızının çok zeki olduğunu ve herkes tarafından sevilen biri olduğunu anlattı. Kızının dini ahlaka göre terbiye edildiğini, Kuran'ı ezberlemede ödül kazandığını kaydeden Ghaznawı, “Maalesef kötü bir şekilde İslam adına ya da İslam ismiyle öldürüldü. Kızım Kabe'yi 3 defa ziyaret edip Hac vazifesini yerine getirdi. Onlarca defa da Umre görevini yerine getirdi.Saldırganın kızımı ve arkadaşını hangi sebeple neden öldürdüğünü şu ana kadar anlamış değilim. Bu masum ruhları öldüren şeytani el, bu şahıs, kızımla karşılaştığında kızıma boynundan dizine kadar 6 tane kurşun sıkmış. Arkadaşı kurtulmak için balkondan suya atlamış, katil onu takip edip sudayken bile ona ateş etmiş. Ertesi gün boğulmadığı kurşun yarasıyla öldürüldüğü anlaşıldı” diye konuştu.

'ŞEHADET İSTİYORLARDIYSA KUDÜS ÖNLERİNDEYDİ'

Reina saldırısının İslamiyetle alakası olmadığını savunan Ghaznawı, “Bu şeytani ruhun en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum” dedi. Suçlanan sanıkların Suriye'de İsrail'le komşu olduklarını hatırlatan Ghaznawı, “İsrail'e kurşun sıkmadılar ama Müslüman kızlarına sıktılar. Şehadet istiyorlardıysa Kudüs önlerindeydi. Gidip Kudüs'ü kurtarsalardı. İddia ediyorum ki bunlar Müslümandan başkasına kurşun sıkmadılar. En sonunda da İslam adına yaptık diyorlar” dedi.

'REİNA'NIN SAHİPLERİ İHMALDEN YARGILANSIN'

“Suçun iki şıkkı vardır; biri şeytani suç, ikincisi de ihmal olayın gerçekleşmesi” diyen Ghaznawı, 750 kişiyi barındıran Reina'nın sahiplerinin yeterli güvenlik önlemi almadıklarını savunarak, ihmalden ölüme sebebiyet vermek ile sanık sıfatıyla yargılanmasını istedi.

İLK KEZ HAZİRAN 2016'DA TANIŞMIŞLAR

Reina saldırganı Masharipov ile ilk olarak 2016 Ramazan ayında (Haziran) iftar davetinde karşılaştıklarını anlatan İlyas Mamaşaripov, ikinci karşılaşmalarının Kumkapı'daki Geri Gönderme Merkezi'nde olduğunu söyledi. Mamaşaripov, Temmuz 2016'da Geri Gönderme Merkezi'ne alındığını ve 3 ay orada tutulduğunu belirterek, Masharipov ile karşılaşmalarını şöyle anlattı:

“Yabancılar şubede giriş kattaydım. Oradayken dışarıdan geçenlerle konuşma fırsatımız oluyordu. Camdan bakarken tesadüfen şubenin önündeki sokaktan geçen Masharipov'u gördüm. Ona Dilşat nerede diye sordum. Çünkü Dilşat'ı arayan polisler beni onun yüzünden gözaltına aldı. Ağustos ya da Eylül ayıydı yanlış hatırlamıyorsam. Ben şubedeyken bu şekilde tesadüfen 2 kez görüştük.”

'1 AYLIĞINA KONYA'YA TAŞINDILAR'

Masharipov ve ailesiyle aynı evde kalan Mamaşaripov'un eşi Marhaba Abduloeva da savunmasında, Türkiye'ye 2016 Haziran'da geldiklerini söyledi. IŞİD üyeliğini kabul etmeyen Abduloeva, “Benim inancıma göre insan öldürülmez. IŞİD'in insan öldürdüğünü duyunca bunların Müslüman olmadığını düşündüm. IŞİD bir terör örgütüdür. Eşim ve ben bu örgüte üye değiliz. Durumumuz kötü olduğu için Masharipov ile aynı evde birlikte kaldık. Ne konuşur, ne bir şey paylaşırdık, ayrı odalarda kalırdık” dedi.

Abduloeva, Masharipov ile eşinin 15 Kasım 2016'da 1 ay için Konya'ya gittiklerini anlattı. Abduloeva, “Zarina ve eşi Masharipov giderken yanlarında eşya götürdüler, gelirken de aynı eşyaları getirdiler. Döndüklerinde Zarina'ya neden döndüklerini sordum. O da, 'Orası çok pahalı oraya yerleşemedik o yüzden döndük' dedi. Ziyaretçileri oluyordu. Kadınların geldiğini hiç görmedim ama erkek ziyaretçilerin geldiğini seslerinden duyuyordum” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Aralık 2017 20:31
www.evrensel.net