IŞİD’in 'kadı'sı Reina saldırısından önce gözaltına alınmış

IŞİD’in 'kadı'sı Reina saldırısından önce gözaltına alınmış

Ebu Cihad kod ismiyle IŞİD içinde 'kadı' sıfatıyla görev almakla suçlanan Yaser Muhammed Radown, Reina saldırısından 4 gün önce gözaltına alınmış.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Reina katliamına ilişkin görülen davanın ikinci duruşmasında, Ebu Cihad kod ismiyle IŞİD içinde “kadı” sıfatıyla görev almakla suçlanan Yaser Muhammed Radown, saldırıdan 4 gün önce (27 Aralık 2016’da) gözaltına alındığını söyledi. İddianameye göre Reina saldırısının 25 Aralık 2016'da organize edilmeye başlandığı iddia ediliyor.

Yeni yıl gecesi 39 kişinin ölümüyle, 79 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Reina katliamına ilişkin 51’i tutuklu 57 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması dün, Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görüldü. Duruşmada 51 tutuklu sanık ve avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Reina katliamı sırasında yaralanan bir kısım müştekiler ile avukatları da katıldı. Reina saldırganı Masharipov, diğer sanıklardan ayrı olarak kelepçe ve jandarma eşliğinde salona getirildi. Masharipov'un eşi Zarina Nurullayeva'nın da aralarında bulunduğu 3 kadın sanık da duruşmaya tutuklu bulundukları Bakırköy Kadın Cezaevi'nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

‘TEOLOJİ DERSİ ALMAYA GELMEDİK’

Tutuklu sanıklarından Yaser Muhammed Radown Arapça başlayan savunmasına, Fransızca ve daha sonra İngilizce devam edince mahkeme başkanı Dağ müdahale etti. Savunmasına Arapça olarak devam Radown, “Mahkemeden Afrika ve Arap ülkelerinde kadıların zulmettiği gibi zulmetmemesini dilerim. Eğer burada bir kişiye beraat verirseniz, bu 1 seneyi kıyamet gününde kimse affetmeyecek” dedi. Bunun üzerine müşteki avukatları, “Buraya teoloji dersi almaya gelmedik. Açıkça tehdit ediyor” diyerek araya girdi. Müşteki avukatlarının itirazlarına karşı sanık avukatlarının bulunduğu sıradan, “Konuşma”, “Sana ne” şeklinde sesler yükseldi. Savunmasına devam eden Radown, aslen Cezayirli olduğunu ve ortopedik malzeme ticareti yaptığını anlattı. Radown Türkiye'ye ilk kez 15 Temmuz 2015’te Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana'da ortopedik malzeme satmak için eşiyle birlikte yasal yollarla geldiğini söyledi. 12 gün kaldıktan sonra Gaziantep’te eşiyle birlikte gözaltına alındığını, daha sonra da tutuklanarak Osmaniye Cezaevi’ne gönderildiklerini anlattı. 4 ay sonra çıkarıldıkları mahkemeden beraat aldıklarını belirten Radown, mahkeme çıkışında tekrar gözaltına alınarak Yabancılar Şube’ye götürüldüklerini, eşinin report edildiğini, kendisinin ise Yabancılar Şube gözetiminde 1 yıl Türkiye’de kaldığını söyledi.

‘İSTİHBARAT YABANCILARIN TELEFONLARINI ÇALIYOR’

İddianamede Ebu Cihad kod ismiyle IŞİD içinde “kadı” sıfatıyla görev almakla suçlanan Radown, Reina saldırısından 4 gün önce 27 Aralık 2016 günü İstanbul Kağıthane'de 10 kişi ile birlikte kaldığı günlük kiralık evden gözaltına alındığı söyledi. İddianameye göre Reina saldırısının 25 Aralık 2016'da organize edilmeye başlandığı iddia ediliyor. Mahkeme başkanı Dağ, Radown hakkında iddianamede telefonunu anüsüne sakladığı iddiasını sordu. Radown, “27 Aralık 2016’da polis eve baskın yaptığında arama kararı sordum. Bana arama iznini vermezlerse benim de telefonu saklama hakkım var. İstihbarat yabancıların telefonlarını çalıyor. Çalınmasından korktuğum için sakladım” dedi.

AHRAR UŞ-ŞAM BAĞLANTISI

Duruşma Reina katliamından sorumlu tutulan tutuklu sanıklardan Abdülhamid Abdülaziz’in savunması ile devam etti. Üniversite mezunu olduğunu söyleyen Abdülaziz, 2009 yılında Urumçi’deki 5 Temmuz olaylarına katıldığı için 2 yıl cezaevinde kaldığını anlattı. Siyasi suçlu olduğu için hapishaneden çıktıktan sonra yurtdışına çıkmayı kafasına koyduğunu ifade eden Abdülaziz, Haziran 2013’te yasal yollarla Türkiye’ye geldiğini söyledi. Abdülaziz savunmasında, Türkiye’ye geldiğinde Zeytinburnu’nda bir evde 4 ay kaldığını, daha sonra da Kayseri’ye giderek 1 buçuk yıl burada yaşadığını anlattı. 2015 yılının başlarında tekrar İstanbul’a döndüğünü ve burada Çin’e ticaret yaptığını anlattı. Heyet başkanı Dağ Abdülaziz’e, “2016’dan önce Suriye’ye gittin mi” diye sordu. Abdulaziz, Nisan 2016'da Reyhanlı üzerinden Suriye'deki Abdulhamid Han Tugayı'na 15 günlüğüne Uygur bir arkadaşının daveti üzerine gittiğini söyledi ve bunun terörle ilgisi olmadığını iddia etti. Misafir olarak gittiği için silah eğitimi alamadığını iddia eden Abdülaziz, ziyareti esnasında arkadaşının, “Çin'deki kardeşlerin eziyet çekiyor. Silahlı eğitim almak için, burada kal” dediğini aktardı. Abdulaziz, bu konuşma sırasında “Ahrar uş-Şam” da dedi ancak bu ifade tercüman tarafından çevrilmedi. Bu ifadenin müdahil avukatlar tarafından tekrar sorulması üzerine tugayın Ahrar uş-Şam'a bağlı olduğunu söyledi ve “Bu tür sorulara yönelik susma hakkımı kullanıyorum” diyerek bu kısmı detaylandırmadı.

‘HÜCRE EVİ DEĞİL’

Üye hakim tarafından Abdulaziz'e, Asım'ın telefonunda ele geçirilen ses kaydında Zeytinburnu’ndaki evi “makar” yani “hücre evi” olarak tanımladığı ve “Şu anda makardayım. Yalnızım. Sabah kalkıyorum sporumu yapıyorum. 3’ü 1 arada kahve aldım” dediği anımsatıldı. Abdulaziz ise, Asım’ı o gece evin önüne kadar götürdüğünü ancak içeri girip girmediğinden emin olmadığını, o evin eşiyle birlikte yaşadığı ve kira sözleşmesi bittiği için taşındıkları ev olduğunu söyleyerek iddiayı reddetti.

Üye hakim Abdulaziz'e telefonunda neşid ve IŞİD'in TV kanalına ait görüntüler bulunduğunu da anımsattı. Abdulaziz, Uygurların meşhur şarkıcısı Abdullah’ın müziklerini yayınladıkları için bu kanalı dinlediğini, neşidlerin de ilahi olduğunu savundu.

www.evrensel.net