HRW: Türkiye'de insan hakkı savunuculuğu meşru görülmüyor

HRW: Türkiye'de insan hakkı savunuculuğu meşru görülmüyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Direktörü Emma Sinclair Webb: İnsan hakları konusunda Türkiye’nin sicilinin çok kötü olduğunu düşünüyoruz.

HRW Türkiye Direktörü Emma Sinclair Webb, “Türkiye’de insan hakları savunuculuğu yapmak meşru bir çalışma olarak görülmüyor. Türkiye’nin sicilinin çok kötü olduğunu düşünüyoruz” diyerek, ihlallerin yoğun yaşandığı bölge kentlerinde araştırma yapmalarının zorluklarını anlattı. Webb, ayrıca mülteciler ve IŞİD konusunun AB ile Türkiye arasında bir pazarlık unsuru yapılmasını da eleştirdi. 

Uluslararası platformlarda, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte Türkiye’nin insan hakları ve demokrasiden iyice uzaklaştığı ifade ediliyor. Öyle ki ihlalleri yerinde incelemek ve rapor hazırlamak için Türkiye’ye gelen birçok hak savunucusu, “casusluk” gerekçesiyle tutuklandı. Serbest bırakılanlar ise sınır dışı ediliyor. Avrupa Birliği ve birlik ülkeleri ise Türkiye’deki hak ihlallerine ses çıkarmamakla eleştiriliyor. Türkiye’de 2004-2007 yılları arasında Uluslararası Af Örgütü’nde çalışan ve 2007 yılından bu yana da İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Direktörü olan Emma Sinclair Webb, Türkiye’nin yaşanan insan hakları ihlallerini, Türkiye’ye gelen insan hakları savunucularının yaşadığı sorunları ve AB’nin ihlaller karşısındaki sessizliğini anlattı. 

BATI İÇE DÖNDÜ, ELEŞTİRİLERİ ETKİLİ DEĞİL 

Emma Sinclair Webb
Emma Sinclair Webb

İnsan hakları konusunda çalışmalar yürüten kurumların son 2 yılda yoğun yaşanan insan hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye’ye çok ciddi eleştirilerde bulunduğuna dikkat çeken Webb, şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Konseyi (AK) ve daha birçok uluslararası büyük kurumdan gelen bir sürü eleştiri var. Türkiye ile ilgili birçok rapor yazıldı, çizildi. Aslında sorun başka. Bu eleştirilerin ne kadar etkili olduğunu sormamız lazım. Çünkü içinde bulunduğumuz dönemde hem Türkiye ile ilgili hem de Batı ile ilgili birçok gelişme yaşandı. Son yıllarda dünyada yükselen popülistliğe şahit olduk. Trump, Amerika’daki seçimleri kazandı, İngiltere’de Brexit (İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması) oldu. Avrupa ülkelerinde özellikle ırkçı, nefret söylemi çok yaygınlaştı. Aşırı sağcı partiler yükseldi. Bunların sonucunda ne oldu? Daha çok kendi içine dönen bir Avrupa ve Batı olduğunu gördük. Türkiye hakkında hem raporlar yazıyorlar, hem eleştiriyorlar. Ama aynı zamanda içine dönük bir Batı olduğu için son 3 yıldır Türkiye’ye yapılan eleştiriler eskisi gibi çok etkili olmuyor” diye kaydetti.  

TÜRKİYE’NİN HAK İHLALLERİ SİCİLİ KABARIK 

Türkiye’de çalışma yapan bağımsız insan hakları savunucularının iki temel sorunla karşılaştığını dile getiren Webb, şöyle konuştu: “Birincisi normal bir haber akışı olmaması bir sorun. İnsan hakları savunucuları yaşananlardan haberdar olamıyor. Bunlara ulaşmaları engelleniyor. İkincisi insan hakları kurumları meşru çalışmaları serbest bir şekilde yürütemiyor artık. Her an gözaltına alınma, tutuklanma durumu ile karşı karşıyalar. Bu yüzden serbest hareket edemiyorlar. Özelikle bu koşullarda, Güneydoğu’daki illere gitmek çok zor artık. Bir şekilde engelleniyorlar. Biz bir yıl öncesine kadar Cizre’ye gidip çalışıyorduk. Artık oradaki çalışmalarımız engellendiği için bir noktadan sonra çalışmalarımızı yapamadık.”

Bölge kentlerinde görevli polislerin kendilerine ‘Araştırma yapmak için izin alacaksınız’ dediğine de dikkat çeken Webb, “Bu tabi ki bizim için büyük bir engel. Maalesef Türkiye’de tarafsız bir şekilde insan hakları savunuculuğu yapmak ve rapor hazırlamak meşru bir çalışma olarak görülmüyor. Türkiye’nin insan hakları konusundaki sicilinin çok çok kötü olduğunu düşünüyoruz. İnsan hakları savunucuları,  yaşanan son gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin kötüyü gittiğini söylüyor” dedi. Webb AKP’ye oy verenlerin de hakkını savunmak istediklerini ifade ederek “Sadece belli bir kesim için çalışmıyoruz. Bunu yapmak bile meşru olarak görülmüyor” şeklinde konuştu.

REJİM OTORİTER AMA MUHALEFET DE GÜÇLÜ 

Türkiye'de temel demokratik ilkelerden uzaklaşıldığını kaydeden Webb, bunda Başkanlık sisteminin önemli bir etkisi olduğunu ifade etti. OHAL ile özgür basının da darbe yerdiğine işaret eden Web, yargının üzerindeki siyasi baskıların da götü gidişata zemin oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin giderek daha çok otoriterleştiğine dikkat çeken HRW Trükiye direktörü Webb ayırca şunları ifade etti: “Türkiye dünyadaki diğer otoriter ülkeler gibi değil. Toplumsal muhalefeti Rusya, Azerbaycan gibi ülkelere benzemiyor. Çünkü Türkiye’de yüzde 50’lilere varan bir muhalefet kesimi var. Rusya ve Azerbaycan gibi otoriter ülkelerde böyle bir şey yok. Bu yüzden Türkiye toplumunun çok komplike toplum olduğu için, insan hakları açısından net bir tablo çıkarmak mümkün değil. Yani Türkiye’de otokratik ve otoriter eğilimleri görüyoruz ama aynı zamanda kitlesel bir muhalefet de var. Aynı zamanda bağımsız insan hakları kurumları, sivil toplum var. Bütün bunları yok etmek zor.” 

MÜLTECİ ANLAŞMASI VE IŞİD TEHDİDİ ELEŞTİRİYE ENGEL

Türkiye ile yapılan mülteci anlaşması ve IŞİD tehdidinin, Avrupa ülkelerinin Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine yönelik eleştiri ve yaptırımlarının önünde engel olduğuna işaret Webb, şunları ifade etti: “Batılı ülkeler aslında Suriyeli mültecileri kabul etmek istemiyorlar. Yeter ki bu mülteciler Türkiye’de kalsın diye bir politikaları var. Yani mülteciler anlaşması, tüm Avrupa ülkelerinin Türkiye hakkında söylediği şeyleri etkisiz kılıyor. Eleştiri yerinde olsa bile etkisiz bir eleştiri olarak algılanıyor. Bu mülteci sorununu Türkiye’nin kucağında bıraktılar. Türkiye o konuda yalnız kaldı. Ancak Türkiye bunun karşılığında Avrupa Birliği’nden çok büyük paralar alıyor. Bu, politik ve siyasi dengeleri değiştiren bir durumdur. Aynı zamanda Türkiye’nin komşu olduğu ülkelerde savaş var. Bunun da Avrupa için çok önemli bir etkisi var. Avrupa ile Türkiye arasında terörle mücadele konusunda ortak bir girişim var.  Özellikle Avrupa ülkeleri İŞİD’e karşı Türkiye ile çalışmak istiyor. Bu saldırılar Avrupa ülkelerine gelebilir diye İŞİD’ten korkuyorlar. Bu yüzden ‘ne olursa olsun bu konuda Türkiye ile çalışacağız’ diyorlar. Bu aynı zamanda çok önemli bir etkendir” (Diyarbakır/MA) 

www.evrensel.net
ETİKETLER insan hakları