'Çocuklarıma portakal dahi alamıyorum, ne fedakarlığı!'

'Çocuklarıma portakal dahi alamıyorum, ne fedakarlığı!'

Çalışma Bakanı Jülide Sarıeroğlu'nun fedakarlık beklediği asgari ücretli işçi soruyor: 'Çocuklarıma portakal dahi alamıyorum. Ne fedakarlığı?'

Vedat YALVAÇ
İstanbul

İzzettin Akın... Taşeron işçiydi, sendikalaştığı için işten atılan işçi oldu, sonra kiralık işçi, şimdi ise bir fabrikada kadrolu işçi... Her durumda değişmeyen tek şey ise üç çocuğu ve eşiyle birlikte asgari ücrete, yani yoksulluğa mahkum edilmiş bir hayat sürmesi... Kendisinden ve onun gibi milyonlarcasından “fedakarlık” isteyen AKP Hükümetine soruyor; “Çocuklarıma portakal dahi alamıyorum. Bizden nasıl bir fedakarlık bekliyorsunuz?”

İzzettin Akın okuma yazma bilmiyor, ancak okuma yazma bilen pek çok kişiden daha iyi takip ediyor ülke gündemini. Bir yıl önce girdiği mobilya aksesuarı fabrikasında asgari ücretle çalışıyor. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) ile birlikte 1495 lira alıyor. Vergi kesintileri nedeniyle bazen daha az aldığı da oluyor. Bu ay mesela, 1313 lira ücret almış. 

SADECE KURU EKMEĞE AYDA 150 LİRA

“Nasıl geçiniyorsun?” diye soruyorum; yanıtı şöyle: “Dün bin lira para çektim, bugün cebimde bir kuruş kalmadı. 600 lirasını kiraya yatırdım. 150 lira çocukların okul aidatı ile harçlığı için ayırdık. Evin tüm masrafları için 250 lira ayırdık. Günde 4 ekmek alıyoruz, sadece kuru ekmeğe ayda 150 lira veriyoruz. Bu ay 40 lira elektrik, 15 lira doğalgaz, 140 lira da su faturası ödedim. Şimdi kara kara kışın faturalarla nasıl baş edeceğimi düşünüyorum.”

DOĞALGAZ FAZLA GELMESİN DİYE...

Bodrum katındaki evleri bir oda bir salondan oluşuyor Akın ailesinin. Doğalgazı en düşükte açıyorlar. İzzetin Akın, “Doğalgaz fazla gelmesin diye evde montla dolaşıyoruz, beş kişi bir odada yatıyoruz” diyor. İki ay önce yağan yağmur nedeniyle evi su basınca ekstradan 800 liralık masraf çıktığını ekliyor bir de.

İLAÇLAR İÇİN MÜDÜRDEN BORÇ ALDIM

Hastalanmaktan korkar hale geldiklerini söyleyen İzettin Akın, “Hastaneye gidemiyoruz. Önceki hafta hasta olmuştum, ilaçları müdürden 50 lira borç alarak alabildim. 2015 yılında diş için gitmiştim, eczaneye gittiğimde bir de 15 liralık borç çıktı” diye anlatıyor. 

Zaten her acil ihtiyaç borç anlamına geliyor; borç da sonraki ayın daha sıkıntılı geçmesi... Hiçbir ek gelirleri olmadığını ve yardım almadıklarını belirten Akın, iki farklı bankadaki ek hesaplarını da kullanmış. “Kullandık, ancak geri ödeyemedim. Birinin limiti 600, diğeri 1000 lira. Muhtemelen icralık oluruz” diyor.

ÇOCUĞUMU ANA SINIFINA GÖNDEREMEDİM 

İzettin Akın’ın üç çocuğundan biri 6, diğeri 11, en büyüğü 16 yaşında. İkisi okula gidiyor. En küçük çocuğunu bir devlet oklunun ana sınıfına yazdırmış, ancak kendisinden istenen 100 lirayı ödeyemediği için bir hafta geçmeden çocuğunu okuldan almış. “Diğer çocuklarım da sözüm ona devlet okuluna gidiyorlar ama her ay 60 lira temizlik ücreti ödüyoruz. Bir cam kırılsa parasını bizden alıyorlar. Her bir okula 30 lira para veriyoruz” diyen Akın, çocuklarına okul harçlığı olarak günde ancak 1 lira verebilmekten yakınıyor: “Çocuklar diğer çocuklarda gördüğü pek çok şeye özeniyor ister istemez. Bundan daha doğal bir şey yok. Ancak işin acı tarafı, portakal ve mandalina dönemi geldi çocuklara onu bile alamıyoruz. Geçenlerde kızım ‘Baba ben artık 1 lira ile okula gitmeye utanıyorum. Herkes en az 5 lira getiriyor yanında’ dedi.” 

ASGARİ ÜCRET EN AZ 2500 LİRA OLMALI 

Dört kişilik aile için asgari ücretin en az 2 bin 500 lira olması gerektiğini düşünüyor. “O da aç kalmamak için... Sosyal hayat bunun dışında. Bir pikniğe gitsen 150 lira gidiyor” diyen Akın, vergilerden şikayetçi, paraya para demeyip vergi kaçıranlara ise öfkeli: “Aldığımız ücret vergilerle eriyip gidiyor. İşverenlerden kesilen verginin iki katını ödüyoruz. Biz bu kadar zengin miyiz? Birileri vergi vermemek için 5 liraya kurdukları şirketler üzerinden milyar dolarlar götürürken bizden fedakarlık bekliyorlar. İşçiden nasıl bir fedakarlık bekliyorlar bilmiyoruz. Sıka sıka kemerimizde delik açacak yer kalmadı zaten. Fedakarlık gerekiyorsa Man adasına giden paralardan yapılsın, savaş bütçesini düşürsünler, zenginlerden vergi alsınlar...”

‘ŞÜKRETMEYE ALIŞMAYACAĞIM’

“Bizi şükretmeye alıştırıyorlar. Ama ben alışmayacağım şükretmeye. Tek şükür ettiğim şey bugüne kadar bunlara oy vermemiş olmam” diyen İzettin Akın, işçiler birlik olup harekete geçmediği sürece emekçilerin de ülkenin de durumunun düzelmeyeceğine inanıyor. 

İşçilerin milliyetçilik ve din temelinde bölünmesinin yanlışlığına işaret eden Akın, “İlk işe girdiğim zaman Kürt olduğum için terörist dediler. Sonra işçilerin haklarını savunduğumu görünce de bu sefer de komünist diyorlar. Herkes her şeyi, memlekette ne olup bittiğini kolaylıkla öğrenebilir artık, teknoloji gelişti. İnsanların şunu görmesi lazım 1404 lirayı bir bekara versen bile yetmiyor...” diyor.

NE ZARRAB MİLLİ MESELE, NE BİZ AYNI GEMİDEYİZ!

Hükümetin ABD’de devam eden Zarrab davası ile ilgili açıklamalarına tepki gösteren Akın, “Zamanında Zarrab yargılansın dediğimiz zaman bize ‘bunlar dış güçlerin oyunu’ deniliyordu. Ama bugün Zarrab Amerika’da, bütün kirli çamaşırları ortaya döküyor tek tek. O zaman iyi bir işadamı dedikleri Zarrab’ı, bugün işbirlikçi, vatan haini ilan ediyorlar. O dönem yargılansaydı bu dönem böyle olmazdı’ diye konuşuyor. 

Suçlu olan herkesin yargılanmasını isteyen Akın, “Bu mesele milli mesele değil. Çünkü biz bunlarla aynı gemide değiliz. Zarrab’ın davası biz işçilerin davası değil onunla hırsızlık yapanların davasıdır. Onun hesabını versinler” diyor. 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Aralık 2017 04:45
www.evrensel.net
ETİKETLER İzzettin Akın