Yönetmen Zafer Özgentürk'ten yeni belgesel: Aşkın Derd’Hali

Yönetmen Zafer Özgentürk'ten yeni belgesel: Aşkın Derd’Hali

Yönetmen Zafer Özgentürk, yeni belgeseli 'Aşkın Derd’Hâli'nde müziğe başlamasıyla hayatı değişen bir polis memurunun hikayesini anlatıyor.

Volkan PEKAL
Adana

Samandağı’nın (Süeveydiye) çeşitli kimliklerden insanlarının bir arada yaşama hikayesini konu alan “Süveydiye’nin Çiçekleri” belgeseli ile tanıdığımız Zafer Özgentürk, insan hikayeleri toplamaya devam ediyor. Özgentürk’ün, yapımcılığını Mehmet Şenol Şişli’nin üstlendiği Aşkın Derd’Hâli isimli biyografik belgeselinde, müziğe başlayarak değişim yaşayan bir polis memurunun hikayesini izleyeceğiz. 

Edindiği yaşam tarzının yaptığı iş ile çelişkilerini fark etmeye başlayan bir polis memurunun yaşadığı değişim, çevresindeki insanların tanıklığı ile anlatılıyor. Ali, mesleğine, aşırı güç kullanımı ile gündeme gelen çevik kuvvet polisi olarak başlıyor. Kimi zaman bir eylemi, kimi zaman futbol taraftarlarını, kimi zaman da sokaktaki şiddet olayını bastırmakla görevli. Ama her zaman işinin bir parçası şiddet nedeniyle Ali’nin sürüklendiği psikolojik sorunlar, silahının elinden alınmasına neden oluyor. Sonrasında, Özgentürk’ün ifadesi ile “Daha büyük ve etkili olan silahı, enstrümanı eline alıyor” 

Urfa’ya tayinini isteyen Ali burada tanıştığı müzisyenlerle gerçek kimliğini buluyor. Biber gazı kokan sokaklardan kopan Ali, sokaklara müzik yapmak için çıkmaya başlıyor. Kalkan ve kaskın arkasındaki etten, kemikten; bu kez sinir hücrelerinden oluşan bir insan ortaya çıkıyor. Daha sonra memleketi Adana’ya tayin edilen Ali, burada bir albüm hazırlığı yapıyor... Çekimleri bitirip belgeseli izleyiciye sunmak için hazırlıklar yapan Yönetmen Özgentürk ile belgeseli konuştuk. 

Belgesel’in karakteri Ali’nin müziği ve hikayesinden nasıl haberdar oldun?

Onu ilk kez, bir arkadaşımla yemek yediğim mekanda dinledim. Müziği ilgimi çekti. Sonra birkaç kere daha dinledim. ‘Kaliteli müzik yapan da varmış’ dedim. Piyasa müziği sakız gibi; 10 kere tüketilmiş ama tekrar tüketmeye çalışıyoruz. Ali’nin yaptığı iş bana özenli geldi. Ali’nin müziği öyle değil, farklı. Tercih edilmeyen, insana yaranmaya çalışmayan Dervişane bir kent ozanlığını benimsemiş. Ali’ye birkaç yerde daha rastlayınca hikayesini kendisinden dinlemeye karar verdim. 

Seni bu hikayeyi çekmeye iten ne oldu?

Belgesel yaparken ayrıcalıklı bir hikayesinin olmasına özen gösteriyorum. Ali’nin de ayrıcalıklı bir hikayesi var. İstanbul’da çevik kuvvet polisiymiş. Hayatında müzik her zaman varmış. Polislik mesleğinin, kendisinin rol model aldığı bir hayatla ağır çelişkilerini yaşamaya başlıyor. Günlük hayatı ile ideal benliği arasında ciddi çelişkiler yaşamaya başlıyor. Bu kendisinde artık ruhsal sorun yaşayacak, günlük hayatını ilerletmede sorun yaratacak hale geliyor. Urfa’ya gidiyor. Urfa’da müzik yapan başka kişilerle tanışıyor. Sokak müziği yapıyorlar. Atölyede enstrüman yapıyor, işin kent ozanlığı felsefesini biliyorlar. Müziğin bilimini biliyorlar. Öyle olunca ideal benliğindeki özlemi pratik yaşamda buluyor. Psikolojik sıkıntıları nedeniyle kendisine verilen silah elinden alınıyor. Ondan sonra ideal benliğin en büyük silahını yani enstrümanı eline alıyor. Silahın yok edici, enstrümanın var edici olduğunu düşünüyor. Sanatın değiştirici, dönüştürücü gücünü bizzat yaşıyor. Pratik yaşamda bulduğu ölçüde kendisini müzikle ifade ediyor. Böyle bir hikaye ilgimi çekti, işlemek istedim. 

Belgesel nasıl şekillendi, biyografik belgesel yapmanın zorlukları var mı? 

Biyografik belgesel yaparken hiçbir detayı atlamaman gerekiyor. Ali’yi eşinden, dostundan dinliyoruz. Çocukluk arkadaşı, Urfa’dan ustası, psikoloğu ile dahi görüştük. Kendisine temas eden kim varsa; onlardan Ali ve yaptığı müziğe dair, hayata bakışı ile ilgili bilgiler topladık.

Kendisi ile yaptığın röportajda karşında bir polis mi, yoksa müzisyen mi vardı?

Ben kendisi ile görüşürken uzun süredir istediği oyuncağına kavuşmuş bir çocuk ile karşılaştım. Mutlu, müzik yaptığı için. Uzun süre “Hayır müzik yapmayacaksın” denmiş de sanki sonra birden “Hadi müzik yapabilirsin” denmiş gibi… Örneğin Ali enstrümanını almış doğada müzik yapıyor. “Çaldıklarını kayıt yaptın mı?” diye soruyorum; “Doğa kaydediyor” diyor. Dolayısıyla pastoral bir yanı da var Ali’nin. Yaptığı işi doğa ile birleştiriyor. Ali’yi bir ağacın altında müzik yaparken bulabilirsiniz. Ben de birkaç kere böyle buldum kendisini. Müzik yaparken Ali bu dünyadan gidiyor ve düşlediği dünyayı yaşıyor. Bu benim sevdiğim bir biçimdir. Hangi işi yapıyorsan onu tam yapman gerekir. Ali bu işi tam yapıyor. Röportaj yaparken polis olduğunu hiç hissetmedim. Karşımda heyecanlı ve yaptıklarını paylaşmak isteyen bir müzisyen vardı. Ben de bu çalışmada o heyecanına ortak oldum. Bizim için keyifli bir çalışma oldu. Yakın zamanda insanların beğenisine sunacağız.

İLK ALBÜM MART 2018’DE

Derd Ali

Derd Ali müziğe Terk-i Alem isimli müzik grubu ile başlıyor. Urfa’da Ömer Usta ile Derd Ali, Kozmos Anadolu albümünü çıkarmaya hazırlanıyor. Derd Ali yerel müziği evrensel bir anlayışla yorumluyor. Derd Ali’nin ilk albümünün mart 2018’de dinleyici ile buluşması planlanıyor. 

www.evrensel.net
ETİKETLER belgeselAdana