Giriş-çıkış değil, yaşam yasaklanıyor

Giriş-çıkış değil, yaşam yasaklanıyor

Haftalardır başta Şemdinli olmak üzere yoğun çatışmaların yaşandığı ve ardı ardına ölüm haberlerinin geldiği Hakkari’de yıllardır tekrarlanan bir yöntem olarak yine ‘yasak bölge’ uygulaması devreye sokuldu. Hakkari kent merkezinin de aralarında bulunduğu 7 bölgenin yasak bölge ilan edilmesine tepki gösteren Hakk

Erdal İmrek

Hakkari Valiliği önceki gün yazılı bir açıklama yaparak, Hakkari, Şemdinli, Çukurca ve Yüksekova’da yasak bölge uygulamasına gidildiğini duyurdu. Açıklamada ‘İkiyaka bölgesi, Şırnak Beytüşşebap doğusu ve Hakkari merkez bölgesi Altındağlar, Buzul Dağı bölgesi, Alandüz Bölgesi, Balkaya Dağları Bölgesi, Gediktepe ve Karadağ bölgesi, Çağlayan ve Pirinçeken Bölgesi’nin 6 Ekim 2012’ye kadar sivillerin giriş çıkışına yasaklandığı belirtildi. Yasak kararı üzerine aradığımız BDP’li Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, haftalardır yaşanan çatışmalar boyunca kendisini Evrensel dışında herhangi bir gazetenin aramadığını belirterek, seslerinin duyulmadığını belirtti. “Devlet yıllardır denediği yöntemde ısrar ediyor ve ilk aklına gelen bölgeleri yasaklamak oluyor. Ama burada yaşayan halkın yaşamını umursamıyor” diyen Bedirhanoğlu, “Yasakla, öldürmekle, bombalamakla bu işin çözülmeyeceği artık görülsün” diyor.

‘BU YASAK VATANDAŞI YOK SAYMAKTIR’
Yasak kararının bölgeye etkisini gazetemize değerlendiren Bedirhanoğlu, “Bu bölgede halkın olmazsa olmazı hayvancılık. Yasaklanan bu bölgeler insanların hayvanlarını otlattığı yerler. Siz buralara giriş çıkışı yasaklarsanız bu insanlar nasıl yaşayacak” diye sordu. Devletin aklına gelen ilk önlemin ‘yasak’ olduğunu ve yıllardır, çözüm olmamasına rağmen bu tutumunda ısrar ettiğini dile getiren Fadıl Bedirhanoğlu, “AKP hükümetinin de en iyi becerdiği şey yasaklamak. İnsanlar o bölgelere gidemezse, hayvanlarını otlatamazsa, yaşamını oralarda sürdüremezse bunun ciddi sonuçları olur” diyen Bedirhanoğlu, “Hakkari’ye zaten 30 yıldır hapis hayatı yaşatılıyor. Vatandaşın ihtiyacını gözetmiyor hükümet. Bu yasaklar ‘vatandaş ne hali varsa görsün’ demektir” diyor.

‘DEVLET HALKI GÖZDEN ÇIKARMIŞ’
Son aylarda bölgede yaşananların, şiddetli çatışmaların, bu yasak kararının ve hükümetin tutumunun ‘Türkiye demokratik bir ülkedir’ söyleminin içi boş bir laftan ibaret olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getiren Bedirhanoğlu, “Halka, onun ihtiyaçlarına rağmen alınan bu yasak kararları devletin Hakkari halkına bakışını da gözler önüne seriyor” dedi. “Kendi topraklarından koparılan bu insanlar yıllardır nefes alamıyor” diyen Bedirhanoğlu, “Devlet Hakkarilileri gözden çıkarmış” sözleriyle dile getiriyor tepkisini.

‘DÜŞMANCA VE PSİKOLOJİSİ BOZUK’
Görüşmemizde Başbakanın geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında sarf ettiği sözlere de değinen Bedirhanoğlu, büyük bir şaşkınlıkla izledim Erdoğan’ı. Yine BDP’li belediyeleri suçladı. PKK’ye destek olduğumuzu iddia etti. Başbakan 10 yıldır bunu söylüyor. Yıl boyu bakanlık müfettişleri bizim evraklarımızı inceliyor ama hiçbir problem bulunmadı. Buna rağmen hâlâ bu soyut ve dayanaksız iddiaları tekrarlamak, Başbakanın psikolojisinin bozuk olduğunu ve bizleri düşmanı olarak gördüğünü gösteriyor” dedi.

‘BİR TEK EVRENSEL ARADI’
Başbakan’ın gazetecilere yönelik tehditlerini de hatırlatan ve “Türkiye böyle bir başbakan hak etmiyor” diyen Bedirhanoğlu, “Ben buranın belediye başkanıyım. Haftalardır burada ciddi bir savaş yaşanıyor ve Evrensel dışında hiçbir gazete arayıp bizden bilgi almadı. Bu da başbakanın tehditlerinin yerini bulduğunu gösteriyor. Bu çok vahim bir durum. Doğru bilgileri almayan ve Başbakanın talimatlarıyla yazan gazeteler nedeniyle batıda yaşayanlar burada olup biteni doğru bir şekilde göremiyor” ifadelerini kullandı. “İnsanlar Başbakanın medyaya yönelik tehditlerinin ‘Bir şeyleri gizleme çabası’ olduğunu görmeli artık diyen Bedirhanoğlu, “Gazetecilerden rica ediyoruz. Doğruları yazın. Burada olup bitenler hakkında gerçekleri duyurun halka. Medya hükümetin talimatlarına göre tutum alır, yalan ve yönlendiren haberler yaparsa bunun tehlikeli sonuçları olur” dedi.

‘HAKKARİ KOPUYOR’
Şemdinli’de yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle yaşanan göçün ve acının Hakkari halkını derinden etkilediğini söyleyen Bedirhanoğlu, “Hakkari merkezde yaşayanlar Şemdinlilerin akrabalarıdır. Orada yaşananlar buradaki hayatı ciddi biçimde etkiliyor. İliklerimize kadar hissediyoruz bu acıyı. Bugüne kadar çok söylendi ama, devletin tutumu nedeniyle Hakkarililerde çok ciddi bir duygusal kopuş yaşanıyor. Devletin bunu dikkate alması gerek. Devlet ‘Ezerek, sustururum, kendime bağlarım’ fikrinden vazgeçsin artık. Bu böyle olmaz” dedi.
‘Yaşanan çatışmalar boyunca ne bir devlet yetkilisinin, ne de bir hükümet yetkilisinin olan bitene ilişkin kendisiyle hiçbir temas kurmadığını, görüşmediğini ifade eden Fadıl Bedirhanoğlu, “Hükümetin Bölge halkını düşman olarak gören tutumundan vazgeçmesi gerek. Yıllardır denenen askeri operasyon, bomba, tutuklama, yasaklama tutumuyla hiçbir yere varılamıyor. Artık bir çare bulunmalı. Başbakan kibir ve inattan vazgeçmeli. Halkın taleplerini görmeli. Bir Başbakan halkın taleplerine boyun eğmeyecekse, neye boyun eğecek. Demokrasilerde yönetenler halkların taleplerine boyun eğer, buna uygun davranır. Değilse bunun adı diktatörlük olur” şeklinde konuştu.

‘BUNDAN VAZGEÇİN’
Kürtlerin taleplerinin çok makul talepler olduğunu söyleyen Bedirhanoğlu, “30 yıldır olumlu hiçbir sonuç vermeyen bu şiddet yönteminden artık vazgeçilsin. Kürt halkının kendi ana diliyle eğitim görmesi, kimliğini özgürce yaşaması Türk halkına ne zarar verebilir. Kürtçe okullarda okutulsa Türkçe bundan bir zarar mı görür. Yıllardan beri tutuklama, öldürme, yakma, yıkma, bombalama ve yasaklama yöntemiyle bir yere gidilemiyor. Devlet bu sorunu halkın taleplerini gözeten, demokratik yollarla çözmenin yollarını bir an önce bulmalı” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net