ARTI EKSİ 7 LONDRA – 10 ARALIK 2017
Artı Eksi 7 Londra: Kara listedeki işçilerin adalet arayışı

İngiltere’nin gündemi kara listeye alınan inşaat işçileri, İngiltere’nin Yemen’e saldıran ülkelere desteği ve McDonald’s grevi oldu.

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Programın bu bölümünde; fişlenerek kara listeye alınan inşaat işçilerinin kendilerini fişleyen devasa inşaat şirketlerine karşı yürüttükleri mücadele, Yemen’e yönelik saldırının başını çeken Birleşik Arap Emirlikleri ve sattığı silahların diyeti olarak diktatörlere göz yuman İngiltere’ye yönelik protesto, dünyanın en büyük ikinci işvereni konumunda olan Mcdonalds’a karşı İngiltere’de gerçekleştiren grev ve işçilerin talepleri var.

İngiltere’de geçtiğimiz hafta ana akım medyanın gündemini ağırlıklı olarak İrlanda sınırına kilitlenen Brexit müzakereleri oluşturdu. Cuma sabahı varılan anlaşmaya göre İrlanda sınırı, İngiltere’de yaşayan AB vatandaşları ile AB’de yaşayan İngiliz vatandaşlarının hakları mevcut haliyle kalacak. Brexit müzakerelerinin gölgesinde bile olsa ana akım medyada hiç yer bulamayan kara listeye alınmış inşaat işçilerinin adalet arayışı, İngiltere’nin sessiz kaldığı Yemen’e yönelik saldırılara karşı düzenlenen protesto ve 40 yıl aradan sonra grev gerçekleştiren McDonald’s çalışanlarının talepleri ve mücadelesi bu hafta Artı Eksi 7 Londra’da.


FİŞLENEN İŞÇİLER ÖMÜR BOYU İŞSİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR

İnşaat işçileri, son 25 yıldan beri kendilerini fişleyerek kara listeye alan büyük inşaat firmalarına karşı başlatmış oldukları adalet arayışını kararlılıkla sürdürüyor. Ödenmeyen ücretler, iş kazaları, sağlık ve güvenlik koşullarına ilişkin kaygılarını dile getirdikleri için fişlenerek ömür boyu işsizliğe mahkum edilen işçiler İngiltere’nin dört bir tarafında gösteri ve eylemler gerçekleştirdi.

İnşaat işçilerinin örgütlendiği sendikalardan biri olan UNITE, son 30 yıldan beri 3 binden fazla inşaat işçisini kara listeye alan inşaat şirketlerine karşı yürüttüğü mücadeleyi bir eylem günü ile devam ettirdi. İngiltere çapında yapılan gösteriler ile kara listenin suç kapsamına alınması, kara liste uygulamasına dahil olan şirketlerin kamu ihalelerinden men edilmesi ve bir soruşturma açılması talep edildi. 6 Aralık Çarşamba günü inşaat işçileri kara liste uygulamasına dahil olan şirketlerin şantiyeleri ve ofisleri önlerinde başlattıkları hak talebi ile adalet arayışını ofis işgalleri ve  parlamentoda da lobilerle devam ettirdiler.

İnşaat işçilerinden oluşan kara liste ilk kez 2009 yılında, kara listeyi oluşturan The Consulting Assaciation adlı firmaya yapılan baskının ardından ortaya çıktı. Bu firmanın veri tabanında ele geçirilen listede 3 bin 123 inşaat işçisinin kimlik ve adres bilgileri ile kara listeye alınma nedenlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Bu baskının ardından kapanan The Consulting Assosiation, inşaat firmalarının veri tabanından yararlanması için 3 bin sterlin kayıt parası ve soruşturma başına 2 sterlin ücret almaktaydı. 44 inşaat firmasının kayıtlı olduğu The Cosulting Assosiation’ın aynı zamanda çevreci aktivistler için ayrı bir liste oluşturduğu da sonradan ortaya çıktı.

Kara listenin resmi olarak belgelenmesinden sonra haklarını aramak için çoğu korsan ve radikal olmak üzere sayısız eylem ve gösteri gerçekleştiren inşaat işçileri açtıkları tazminat davasını da kazandı. UNITE ve GMB sendikaları tarafından açılan ve geçen yılın Mayıs ayında sonuçlanan davanın ardından kara listede adı geçen inşaat işçileri toplamda 10 milyonun üzerinde tazminat aldı.

Kara liste uygulamasının devam ettirilmesinde büyük payı olan çok sayıda yöneticinin şimdi inşaat firmalarının başında olması ve hükümetin bu uygulamayı engellemek için gerekli yasal düzenlemeleri yapmamış olmasını kabul etmeyen sendika ve inşaat işçileri hükümet üzerinde baskı oluşturmak için mücadelelerini sürdürüyor. Kara liste uygulamasının hala devam ettirildiğine dair yeni verilere ulaşan UNITE Sendikası, binlerce işçinin hayatını karartan uygulamada imzası olanların kamu ihaleleri ile ödüllendirilmesine karşı çıkıyor.

UNITE Sendikası, kara listeyi oluşturan şirketin dört eski başkanının çalıştığı Skanska, Sir Robert McAlpine ve Kier inşaat firmaları başta olmak üzere, kara liste uygulamasını bir şekilde devam ettirmeye çalışan 12 firmayı da mahkemeye vermeye hazırlanıyor.


İNGİLTERE ÇIKAR İLİŞKİLERİNDEN DOLAYI SESİZ

İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyonu, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin  başını çektiği Arap koalisyonunun Yemen’e yönelik saldırılarını bir kez daha protesto etti. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Londra Büyükelçiliği önünde düzenlenen protesto da, İngiltere’nin, Ortadoğu’nun en diktatör ve baskıcı rejimlerine verdiği diplomatik, lojistik ve teknik desteğe dikkat çekildi.

İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyonu’nun 2 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirdiği protestoya Londra’da faaliyet gösteren insan hakları örgütleri ve silah ticaretine karşı kampanya grupları destek verdi. Tüm dünyanın sesiz kaldığı Yemen’e yönelik saldırıların bir kez daha teşhir edildiği protestoda bombardıman ve çatışmaların neden olduğu kıtlık, açlık ve salgın hastalıklara dikkat çekildi.

‘Elinizi Yemen’den çekin’ dövizleri taşıyan ve sloganları atan göstericiler, yaptıkları konuşmalarda, İngiltere dahil batılı ülkelerin çıkar ilişkilerinden dolayı Yemenli halkın öldürülmesine destek vermesini kınadı. Yemen halkının başına yağdırılan bombaların İngiltere’den satın alındığına dikkat çeken  konuşmacılar İngiltere halkının onay vermediği bu ticarete ve desteğe derhal son verilmesini talep etti.

Suudi Arabistan’a satılan Tayfun jetlerini ve Hawk savaş uçaklarını tahrip etmek için üretici firma BAE Systems’in Warton’daki merkezine sızdıktan sonra yakalanan ve 10 yıl hapis cezası ile yargılanan Sam Walton isimli eylemci de gösteriye katılarak destek verdi.

Lindsey GERMAN
İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyonu’un Kurucu Üyesi

Lindsey, dünya Yemen’de sürdürülen savaş karşısında neden bu kadar sesiz?

Bu cevap vermek zorunda olduğumuz büyük bir soru. İlk cevabı batıda medya özellikle Suudi Arabistan ile işbirliği içinde ve bu yüzden eleştirmiyor. Orada olup biten gerçekleri yansıtacak muhabirler göndermiyor. Ve bundan daha da önemlisi bizim kendi hükümetimizin tutumu. Suudilerin ambargoyu hafifletmesi gerektiğini söylüyor ama ambargonun kaldırılması çağrısını yapmıyor. Kıtlığın, açlığın, koleranın ve tüm diğer berbat koşulun son bulması için çağrı yapmıyor. Bu nedenle biz Britanya’da bu konunun gündemin üst sıralarına çıkartılması sorumluluğunu taşıyoruz.

Sizce Britanya hükümetinin bu savaştaki rolü nedir?

Britanya çok miktarda silah sağladığını ve İngiliz Hava Kuvvetleri çalışanlarının Suudilerin Yemen’de bombaladığı noktaları kontrol odalarında birlikte planladıklarını biliyoruz. Doğrudan danışmanlık yapıyorlar ve kararlarında belirleyici oluyorlar. Önceki gün BBC’nin savunma muhabiri Frank Gardner’ı dinledim. Britanya’nın sivil ölümlerini en aza indirmek için orada olduğunu iddia etti. Eğer gerekçe buysa başarılı değiller çünkü çok sayıda sivil öldü. Sadece bu da değil herkes her savaşta olduğu gibi bu savaşta da en fazla can kaybının bombardımanların gerçekleştirildiği yerlerde yaşandığını kabul ediyor. Suudilerin sürekli olarak yaptığı bu. Utanç verici.


MCDONALD’S ÇALIŞANLARI ÖRGÜTLENİYOR

Dünyanın dört bir tarafında mantar gibi çoğalan ve dünyanın en büyük ikinci işvereni konumunda olan fast food zinciri McDonald’s, devasa kârına karşılık çalışanlarını yoksulluğa ve güvencesi olmayan kontratlara mahkum ediyor. Ücret ve çalışma koşullarına karşı iki şubede greve çıkan McDonald’s çalışanları BFAWU Sendikası’nda örgütlü. İngiltere’de 40 yıl aradan sonra McDonald’s çalışanlarının gerçekleştirdikleri grevi ve  greve neden olan çalışma koşullarını ve talepleri BFAWU Sendikasının Genel Başkanı İan Hudson’a sorduk.

Ian HUDSON
BFAWU Ulusal Başkanı

Ian, 1974’den bu yana yani yaklaşık 40 yıl aradan sonra Britanya’da McDonald’s’ın iki şubesinde gerçekleştirilen grev hakkında biraz bilgi verebilir misin? Bu nasıl gerçekleşti?

Grevin nedeni, çalışanların maruz kaldıkları uygulamalardan bıkmış olmaları idi. Zorbalıklara maruz kalıyorlar. Aldıkları ücretler ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyecek kadar az. Özellikle Londra’da yaşayanların aldıkları ücret kiralarını ödemeye dahi yetmediği için konutlarını başkaları ile paylaşmak zorunda kalıyorlar. Dünyanın en büyük ikinci işverenine çalışmalarına rağmen ancak yardım alarak yaşayabiliyorlar. İş arkadaşlarından bazılarının taciz edilmesinden artık bıkmışlardı. Bu tacizlerin bazıları cinsel bazıları sözlü bazıları da fizikseldi. Aynı zamanda haftalık çalışma saatlerinin menajerlerin insafına terk edilmiş olmasından da bıkmışlardı. Menajerler çalışmaya uygun gördüklerine tam zamanlı iş verirken uygun görmediklerine ise iş vermiyor. Bazı zamanlar bir hafta boyunca hiç iş alamayanlar oluyor.

40 yıldan sonra grev gerçekleşti. Grev, Britanya’da bin 200 den fazla şubesi olan McDonald’s’ın sadece 2 şubesinde gerçekleşti ama sorunlar sadece bu iki şube ile sınırlı olmasa gerek?

Elbette. Greve çıkmak gibi tarihi kararı bu iki şube aldı. Sorunların bu iki şube ile sınırlı olmadığını biliyoruz. Biz McDonald’slarla iletişime geçerek çalışanların maruz kaldıkları baskıları biraz da olsa azaltmak istedik. Ama maalesef McDonald’slar sendikayla görüşmeyi reddediyor. Ülke çapında çalışanların maruz kaldıkları sorunları çözme için yaptığımız girişimleri geri çeviriyor. McDonald’sların çalışanlara yönelik yaklaşımında bir iyileşme olmazsa grevler gelecek yıl da devam edecek.

Kuzey İngiltere’deki çok sayıda McDonald’s şubesinde de çalışanlar koşullarından memnun olmadığı için greve hazırlanıyor. Neler olduğuna dair biraz bilgi verir misiniz?

İş yerlerinde yüz yüze kaldıkları durumları açıklamak için çok sayıda McDonald’s çalışanı bizimle iletişime geçti. Konuştukları meseleler öncelikli olarak ücret ve yenilenmek istenen kontratlar ki; aslında sadece formalite kontratlar. McDonald’s bir çeşit garanti verdiğini iddia etse de koşullar kabul edilebilecek gibi değil. Haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlar. Bu işçilerden bir kısmı şubelerine şikayet dilekçeleri verdi. İşçiler, dünyanın ikinci büyük işvereni olan bu şirketin, şikayetlerine olumlu ve hak ettikleri saygıyı içeren bir yanıt vermediği takdirde greve çıkacaklarını bize bildirdi.

McDonald’s çalışanları mücadelelerini bundan sonra nasıl yürütecek?

McDonald’slarda çalışan üyelerimiz asgari saat ücretinin 10 sterlin olması için başlattıkları kampanyayı devam ettirmeyi konuşuyor. Dayatılan göstermelik kontratın yerini alacak gerçek bir iş kontrat talep ediyorlar. Cinsiyet, yaş ve her türlü ayrımcılığın son bulmasını istiyorlar. Çalışanlar için etik standartları olması gereken bir şirket. Zorbalık kültürü son bulmalı, çalışanlar hak ettikleri saygı ve itibarı görmeli. Eğer şirket gelecek yıl da bizimle görüşmeye yanaşmazsa üyelerimiz greve çıkmaktan çekinmeyecek.

Yani eylemler gündeminizde?

Kesinlikle eylemler gündemimizde. Üyelerimiz, gerekirse McDonald’sları görüşmelere zorlamak için grevleri memnuniyet ile gerçekleştirmeye hazır.

Haberler: Orhan Dil
Kamera: Reel News, Orhan Dil
Sunucu: Semra Demirci
Röportajlar: Arif Bektaş
Seslendirme: H. Murat Sermet, Semra Demirci
Montaj: Mehmet Göztaş, Rıza Çetinkaya

www.evrensel.net