Zaman davasında 3 tahliye

Zaman davasında 3 tahliye

Zaman Gazetesi yazarları ve yöneticilerinin yargılandığı davada Hüseyin Belli, Onur Kutlu ve İsmail Küçük'ün tahliyesine karar verildi.

Zaman gazetesinin eski yazarları ve yöneticileri aleyhine açılan ve aralarında Mümtazer Türköne, Ahmet Turan Alkan, Şahin Alpay, Ali Bulaç’ın bulunduğu 22’si tutuklu 31 sanıklı dava bugün görüldü. Mahkeme Hüseyin Belli, Onur Kutlu ve İsmail Küçük'ün tahliyesine, diğerlerinin tutukluluğunun devamına karar verildi.

Duruşmanın öğleden sonraki oturumda savunma yapan Şahin Alpay, tutukluluğunun cezaya dönüştüğünü söyleyerek, “Bu haksızlığa son verilerek giderek azalan yıllarımı eşim, çocuğum ve torunlarımla geçirmeyi diliyorum. Kaçmaya kalkabileceğimi düşünüyorsanız adli kontrolle tahliyeme karar verebilirsiniz” diye konuştu.

‘AVUKATLIK MESLEĞİMİ İCRA ETTİĞİM İÇİN BURADAYIM’

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan duruşmaya 22 tutuklu sanık ile tutuksuz yargılanan 6 sanık ve avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Nuriye Ural (Akman), “darbecilik ve terör örgütü üyeliği” suçlamasını kabul etmediğini söyledi.

Dava kapsamında tutuksuz yargılanan Orhan Kemal Cengiz, Zaman gazetesine el konulduktan sonra Anayasa Mahkemesine başvuruyu kendisinin yaptığını söyleyerek, “İddianamenin kendisi benim neden burada olduğumu anlatmıyor. Anladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım. Londra’ya giderken havalimanında gözaltına alındım. Zaman gazetesine kayyım atanmıştı, buna ilişkin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu avukat olarak ben yapmıştım. Ben avukatlık mesleğimi icra ettiğim için burada bulunduğumu düşünüyorum” dedi.

Duruşmada daha sonra tutuksuz sanıklar Lale Sarıibrahimoğlu ve İhsan Dağı Ankara’dan SEGBİS sistemi ile katılarak savunma yaptı.

‘TUTUKLULUĞUM CEZAYA DÖNÜŞTÜ’

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde söz alan Şahin Alpay, 500 gündür tutuklu olduğunu belirterek, Zaman gazetesinde yazdığı yazıların suç olmadığını, yazılarında parlamenter sistemi ve demokrasiyi savunan yazılar olduğunu söyledi. Alpay, “Benim bir çok kronik hastalığım var, bunların bir kısmı kanser şüphesi taşıyor. 10 Kasım 2017 de Silivri Devlet Hastanesi’nde sağlık kuruluna girdim. Önümüzdeki günlerde aynı hastanede anjiyo olacağım. Yapılan tetkiklerde kulağımın işitmeme oranının yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıktığı söylendi. Ben 73 yaşındayım. Birçok kronik hastalığım olduğu gibi kalp sağlığımın da kötüye gittiği anlaşılıyor. Hiçbir suçum yoktur. Tutukluluğum cezaya dönüştü. Bu haksızlığa son verilerek giderek azalan yıllarımı eşim, çocuğum ve torunlarımla geçirmeyi diliyorum. Ailemin bakımına ihtiyacım büyük. Kaçmaya kalkabileceğimi düşünüyorsanız adli kontrolle tahliyeme karar verebilirsiniz” dedi.

BULAÇ: YAZILARIMDA SUÇ YOK

İddianamede kendisine bir suç yöneltilmediğini söyleyen tutuklu sanık Ali Bulaç, “6 yazıya sadece başlıkları ile değinilerek atıfta bulunuluyor. Bu yazılarda herhangi bir suç unsuru yok” dedi. Darbeden 3 ay önce bir yazı yazdığını hatırlatan Ali Bulaç, “Darbeden 3 ay önce darbeye davetiye çıkarmak alçaklıktır diye yazdım. Halkbank’a yapılan operasyonun haksız ve yanlış olduğunu yazdım. Yolsuzluk yapılmışsa, yapan varsa adil soruşturulup cezalandırılmalı diye yazdım. Düşünce ve yazı hayatım boyunca Müslüman yazarların devletten uzak bir hayat sürmeleri gerektiğini yazdım” şeklinde konuştu.

SAVUNMALAR DEVAM ETTİ

Aralarında Şahin Alpay, Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan'ın da bulunduğu tutuklu sanıklar, sırayla söz alarak tahliyelerini istediler. İddianameye konu makalelerimde demokrasiye, hukuka sahip çıktığını, makalelerinin darbeye karşı argümanlar içerdiğini söyleyen tutuklu sanık Mümtazer Türköne de, "Hakkımda yapılan suçlamaları temellendiren herhangi bir delil olmadığı gerekçesi ile tahliyemi talep ediyorum" dedi.

Duruşmada okunan belgeler arasında, tutuklu sanıklar Ahmet Metin Sekizkardeş, İbrahim Karayeğen ve Hakan Taşdelen'in telefonlarında ByLock tespitinin yapıldığı belirtildi. Her üç şüpheli de önceki belgelere göre telefonlarında ByLock bulunmadığını belirterek, ByLock kullanmadıklarını ve telefonlarına da ByLock yüklemediklerini söylediler. ByLock kullanmadığını söyleyen tutuklu sanık Hakan Taşdelen, ByLock bulunan hattın şirket hattı olduğunu, sadece kendisinin kullanmadığını, şirket çalışanlarının da kullandığını, şirket hattından bir kişinin sorumlu tutulamayacağını söyledi. 

Ardından söz alan tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyelerini talep ettiler. 

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında, tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddini istedi. 

ÜÇ SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Karar için ara veren mahkeme, Hüseyin Belli, İsmail Küçük ve Onur Kutlu'nun tahliyesine karar verdi. Mahkeme her üç sanığın yurt dışına çıkışını yasakladı. Diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı Nisan 2018'e erteledi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Mümtazer Türköne, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Alaattin Güner’in de aralarında bulunduğu 22’si tutuklu ve Ali Hüseyin çelebi, Osman Nuri Arslan, Lalezar Sarıibrahimoğlu, Nuriye Ural ve Orhan Kemal Cengiz’in de bulunduğu 8 tutuksuz sanık yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında “Anayasal düzeni, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.  İddianamede, Zaman gazetesinde köşe ve haber yazarlarının 17-25 Aralık sürecinde olaya müdahil olarak algı mühendisliğine katkı sundukları iddia ediliyor.(İstanbul/DHA) 
 

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Aralık 2017 22:43
www.evrensel.net