Aile arabuluculuğu kadınları nasıl etkileyecek?

Av. Devrim Avcı hükümetin son dönem gündeme getirdiği aile arabuluculuğu sisteminin detaylarını Evrensel’e anlattı.

Cem ŞİMŞEK
İstanbul

Arabuluculuk konusunun son bölümüne geldik. Geçtiğimiz aylarda önce Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ardından da geçtiğimiz gün Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç aile arabuluculuğu sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. İş davalarında olduğu gibi arabuluculuğun boşanma davalarının da şartı haline getirilmesi beklenirken; aile arabuluculuğunun ne anlama geldiğini, nasıl uygulanacağını, artılarını ve eksilerini Av. Devrim Avcı’ya sorduk.

İSTEYEN ZATEN ARABULUCUYA GİDEBİLİYOR

Aile hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda ‘aile arabuluculuğu’ gibi bir düzenlemenin uygulanmaması gerektiğini söyleyen Av. Devrim Avcı, arabuluculuğun zaten özel hukuk alanında uygulandığını aile hukukunun da bu özel hukuk alanına girdiğini ifade etti. Avcı, aile içi şiddet iddiası haricindeki tüm uyuşmazlıkların zaten arabulucuya götürülebileceğini söyleyerek bunun zorunlu tutulmasının sorunlar yaratacağına dikkat çekti.

Hükümetin ‘aile mahremiyeti adliye koridorlarında sergilenmemeli’ argümanıyla konuyu tartışmaya açmasını da eleştiren Devrim Avcı, yaşananların hakim önünde olduğunu vurgulayarak, “Uyuşmazlığa çözüm bulunması gereken yerde tartışılan şeyleri siz sanki kötü bir şeymiş gibi anlatıyorsunuz” dedi. Avcı diğer yandan aile hukuku davalarında kadın ve erkeğin eşitmiş gibi ele alınarak arabuluculuk süreci yürütülmesinin de sorun olduğunu söyledi ve özellikle kadınların baskı altına alındığı durumlarda konunun özenle ele alınması gerektiğini söyledi.

MÜFTÜLERE ÖNCE NİKAH, ŞİMDİ DE ARABULUCULUK YETKİSİ!

Aile arabuluculuğunun devlet memurları tarafından yürütülecek olmasına da değinen Avcı, müftülere nikah yetkisi verilmesinin ardından arabuluculuk yetkisi öngörüldüğü uyarısında da bulundu:
“Siz bütün devlet memurları arabuluculuk yapabilecek diye bir düzenleme getireceksiniz. Müftüler hariç diye bir düzenleme getiremezsiniz. Müftüler de devlet memuru olduğuna göre, eğer bu düzenlemeyi getiriyorsanız onlara da arabulucu olma hakkını tanıyorsunuz demektir.”

KADININ YAŞADIĞI BASKI GİZLİ KALACAK

Arabuluculuk sürecinin gizlilik esasına dayanmasının da boşanma sürecinde ciddi sorunlar yaratabileceğini söyleyen Av. Devrim Avcı, bu süreçte kadının yaşadığı baskılanmanın da gizli kalacağına dikkat çekti:
“Gizli kalması gereken arabuluculukta kadının en ufak bir şikayeti, ‘Hiçbir şeye de katlanamıyor artık bu kadınlar’ gibi bir ön yargıyla karşılaşacak. O masa etrafında ne konuşulacak, kadın ne uğruna evli kalacak ya da ne gibi tavizler vererek boşanmayı göze alacak? Biz bunları maalesef bilemeyeceğiz. Ne kadar kadın arabuluculuk sürecini aşarak mahkemeye boşanma başvurusu yapacak, bunun sonucunu da bilemeyeceğiz. Çünkü gizli kalacak bu mekanizma.”

Kadınların mahkemede dahi baskılandığını, adalete erişim konusunda sorunlar yaşadığını söyleyen Avcı, “Bir de arabulucu gibi özellikle müftünün yaptığı tavsiyeler, verdiği çözüm önerilerinin kadın açısından baskılanma unsuru olacağını şimdiden söylemek mümkün” dedi.

‘EVLİ KALMAYA ZORLAMAK HUKUKA AYKIRI!

Kadının boşanma kararı almasının ardından mahkemeye kadar yaşanan sürecin hali hazırda bir mücadele süreci olduğuna dikkat çeken Avcı, “Araya akrabalar giriyor, boşanmayın, bak çocuğunuz var diyor, onlar büyüsün, babasız mı kalsın... Nasıl yaşayacaksın, iş mi bulacaksın vs... Bunları uzatmak mümkün. Boşanmak isteyen bir kadının şiddet de görse eşi onu aldatsa da, yani en ağır boşanma sebeplerini yaşasa dahi tüm bunlar söylenebiliyor. Yani kadınlar açısından tüm bunları göze alarak mahkeme önüne gelmek zaten bir mücadele süreci” dedi.

Arabuluculuk süreciyle bu baskının yineleneceğine dikkat çeken Avcı, “Kadına tekrar aynı tavsiyelerde bulunmak onun baskılanması ve kendi hayatı hakkında söz hakkını elinden almak anlamına geliyor. Çünkü boşanma evlilik gibi kişiye bağlı bir hak, kişinin en temel haklarından biri. O yüzden bu düzenlemenin zorunlu hale getirilmesi ya da aile arabuluculuğu adı altında kadının evli kalmaya zorlanmasını hukuka aykırı buluyoruz” dedi.

‘MADEM BOŞANMAK İSTİYORSUN NAFAKA VERMEM, DENİLECEK’

Arabuluculuk sürecinde boşanmak isteyen kadının haklarından vazgeçirilmeye çalışılmasının meşruiyet kazanacağına da değinen Avcı, “Boşanmaya bağlı haklardan ekonomik haklara kadar hepsi tartışmaya açık hale gelecek. Örneğin nafaka hakkı; diyelim siz arabuluculuğu tartışıyorsunuz, ‘Madem boşanıyorsun, sana bir kuruş vermem...’ denilecek. Bunlar mahkemede dahi konuşulan şeyler. Bunun arabuluculuk aşamasında da konuşulacağını söylemek için müneccim olmaya gerek yok. Arabuluculuk aşamasının gizli olması sizin buna müdahale de edemeyeceğiniz anlamına geliyor, kadının yalnız olması anlamına geliyor” dedi.

‘ŞİDDET OLURSA ARABULUCULUK OLMAZ DENİLİYOR, AMA...’

“Kanun çok açık, şiddet olduğu zaman arabulucuya başvuramıyorsunuz” diyerek aile içi şiddetten kaynaklı uyuşmazlıkların arabulucuya götürülemeyeceğini söyleyen Av. Devrim Avcı, şiddet gören kadınların günlük hayatta maruz kaldıkları fiili durumlara örnekler sıralayarak bu konuda da sorunlar yaşanabileceğini vurguladı. Çantasında tedbir kararı olan kadınların öldürüldüğünü hatırlatan Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mahkemenin iş yükünü azaltıyor olmak adil ve adaletli bir mekanizma kurduğunuz anlamına gelmiyor. Özellikle kadınların hayatının ortada olduğu boşanma süreçlerinde bu husus daha da önem kazanıyor. Yani siz bu kanun mekanizmasını doğru kurmak zorundasınız. Örneğin 6284 sayılı kanunun yönetmeliği diyor ki; ‘Tedbir kararını kolluk kuvvetleri şöyle uygulayacak: Gelecek muhtardan soracak, eve gelip gelmediğini. Tedbir kararına uyuyor mu? Ya da komşusuna soracak, ‘Böyle bir karar var, kadını rahatsız ediyor mu?’ Haftada bir dolaşıp bakınacak vs... Siz böyle bir mekanizmayı kurmuyorsanız, o kadının can güvenliğini de sağlamıyorsunuz demektir. Dolayısıyla bunların değil arabuluculuk her hangi bir konuda tartışmaya açılıyor olması bile hukuka ve kanuna aykırıdır.”

www.evrensel.net