Almanya’da SPD’nin ‘hükümet’ ve ‘muhalefet’ açmazı

Almanya’da SPD’nin ‘hükümet’ ve ‘muhalefet’ açmazı

Yücel Özdemir, Almanya’da yaşanan hükümet krizinde bütün gözlerin döndüğü Sosyal Demokrat Partinin bugün başlayan kongresini değerlendirdi.

Yücel ÖZDEMİR 
Köln

Almanya’da yaşanan “hükümet krizinde” bütün gözler Sosyal Demokrat Partide (SPD). Bugün başlayan ve cumartesi bitecek olan genel kongrede, önümüzdeki dört yıl boyunca Angela Merkel’in başbakanlığında yeniden ortaklık yapılıp yapılmayacağına karar verilecek.

24 Eylül’de yapılan genel seçimlerde, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, yüzde 20.5 ile en düşük oyunu olan SPD, gerçekten de büyük bir açmazla karşı karşıya. Parti yöneticilerinin önemli bir bölümünün gönlünde elbette hükümet ortaklığına devam etmek geçiyor. Çünkü, hükümet koltuklarını bırakıp muhalefete geçmek onlar için zor. Uzun yıllar SPD başkanlığı yapan Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve Yeni Genel Başkan Martin Schulz’un verdiği mesajlar “sorumluluktan kaçmama” yönünde... 

SPD İÇİN ‘KADER YILLARI’

Ne de olsa hükümet olmanın imkanlarından hep birlikte yararlanıyorlar.

Ancak, Merkel’in himayesinde hükümet ortaklığına devam etmeleri durumunda partinin eriyeceğinin de farkındalar. Hollanda’da İşçi Partisinin, Yunanistan’da PASOK’un, Fransa’da Sosyalist Parti’nin başına gelenlerinin bir benzerinin SPD’nin başına geleceğini görüyor olmalılar. Bunun için de dört yıl daha hükümet ortağı olmak, sadece Avrupa değil dünya sosyal demokrasisi içinde özellikle ideolojik açıdan belirleyici rolü olan SPD için adeta “kader yılları” olacak.

Der Spiegel’de yer alan bir habere göre hafta içinde SPD merkezinde düzenlenen “Avrupa sosyal demokrasisinin görevleri ve dünya genelinde ilerici politika için perspektifler” başlıklı konferansta da bu bağlamda tartışmalar yürütülmüş. Sonuç olarak da Almanya’nın, AB’nin ve dünyanın SPD’ye ihtiyaç duyduğu çıkarılmış.

GENÇLİK ‘MUHALEFETTE KALMAK’ İSTİYOR

Bugün başlayan genel kongre öncesinde, başta gençlik olmak üzere, azımsanmayacak bir bölüm partiyi kurtarmak için hükümet olma yerine muhalefet yapmayı savunuyordu. Ne var ki, halkın değil sermayenin çıkarlarını kendilerine asıl dert edinen parti yöneticileri, muhalefette kalmanın ülkeyi siyasi istikrarsızlığa sürükleyeceğini, bu yüzden de Almanya’nın AB ve dünya üzerindeki etkisini sarsacağını dile getirerek buna karşı çıkıyorlar.

Gelinen aşamada hem sermayenin istediği şekilde bir istikrarın sürdürülmesi, hem de SPD ve Merkel’in daha fazla zayıflamaması için bir formül aranıyor.

Açıktır ki, bu ancak SPD’nin seçim öncesinde sosyal alanda ilan ettiği taleplerin bir kısmının yerine getirilmesiyle mümkün. SPD yönetiminin bu niyetle ilan ettiği Yurttaş Sigortası, emeklilere daha fazla aylık, az kazananlardan daha az vergi alınması gibi taleplerinin önemli bir kısmına sermaye örgütleri bir kaç gündür tepki gösteriyor.

Sıralanan taleplerin bir kısmının yerine getirilmesi durumunda, emekçilerin kazanılmış temel haklarına yönelik saldırıların frenlenmesi, küçük de olsa bazı iyileştirmelerin yapılması anlamına gelecek, ki bunun neoliberal politikalardan dönüş olacağı belirtiliyor. Bu nedenle bütün sermaye örgütleri, Merkel’e çağrıda bulunarak her şart altında SPD ile “büyük koalisyon” kurulmaması çağrısında bulunuyorlar.

SPD’nin taleplerinin yerine getirileceğine erken seçim ya da azınlık hükümeti seçenekleri üzerinde de durulmasını öneriyorlar. Görüldüğü gibi sermayenin derdi, SPD’nin hükümette olmasında değil, kendisini kurtarmak için öne sürdüğü bazı sosyal taleplerin gerine getirilmesi...

SERMAYE SPD’Yİ FEDA ETMEYE HAZIR

Gelinen aşamada, sermaye emekçilere karşı izlemiş olduğu saldırgan politikalardan vazgeçme niyetinde değil ve bunun için gerektiğinde SPD’yi de feda etmeye hazır görünüyor. En azından bu yönde mesajlar vererek baskı kuruyor, gözdağı veriyor.

Avrupa genelinde daha fazla sömürü ve kâr için sosyal demokratlara en acımasız politikaları uygulatan sermaye, gelinen aşamada bu köklü partilerin güç kaybetmesi, siyaset sahnesinden silinip gitmesini pek dert edinmiyor. Fransa, Hollanda, Yunanistan başta olmak üzere kıta geleninde esen hava bu yönde. Çünkü daha fazla sosyal adalet için mücadele alabildiğince zayıfladığı için, bu partilere olan ihtiyaç azalmış, “supap” olarak kullanma ihtiyacı da ortadan kalkmış görünüyor. 

Denilebilir ki, kıta Avrupası’nda sermaye artık klasik anlamda bilinen sosyal demokrat partilere ihtiyaç duymuyor. Zira onların yerini doldurmaya çalışan sol sosyal demokrat partiler de sistem için tehlikeli olmadıkları için, bir süre onlara tarihsel kontrol misyonu daha açıktan bunlar üstlenecek. Yunanistan’da SYRIZA bunu çoktan üstlenmiş durumda.

Bu nedenle, SPD’nin akıbetinin diğer partiler gibi olmaması için öne sürdüğü taleplerden geri adım atmaması, daha fazla sosyal haklar mücadele etmesi önemli olacak. Ancak, bu sadece ömrünü uzatır. Çünkü emekçilere karşı en acımasız saldırıları hayata geçiren SPD’nin yeniden derlenip toparlanması pek mümkün değil. İşçi sınıfına tarihsel büyük ihanetin faturası ağır olacak.
 

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Aralık 2017 16:28
www.evrensel.net