Para siyasetinin olduğu yerde yolsuzluk hiç bitmez

Para siyasetinin olduğu yerde yolsuzluk hiç bitmez

Kayseri'den bir işçi, Reza Zarrab davası ve Man Adası belgelerine dair işyerinde yaşanan tartışmaları yazdı.

Kayseri’den bir işçi

Merhaba Evrensel okurları. Sizlere ülkemizin gündeminde olan Reza Zarrab davası ve CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ortaya çıkardığı belgelerle ilgili bir işyerinde yaşanan tartışmaları aktarmak istedim. 

AKP’li bir işçi arkadaş, gelişmeleri “Zaten bu Reza denen şahıs İran’ın sayılı zenginlerindendir. Türkiye’ye de Amerika’nın isteği üzerine gelmiştir. Türkiye’de siyasilerin içine girip ortalığı karıştırması için Amerika ve İran’ın gizli anlaşması üzerine Türkiye’ye getirilmiştir. Siyasileri çemberi altına almayı başarmıştır. Çünkü Türkiye’de siyaset hep ilerlemiştir. Rüşvet, yolsuzluk üzerinden siyaset yapılıyor. Bu da bizim kaderimizdir. AKP’nin kaderi böyledir. Çünkü AKP’nin nihai amacı nedir? Yeniden Osmanlı kültürünü yaşatmak ve dünyada söz sahibi olmak istiyoruz. Buna da dış mihraklar izin vermiyor. Reza Zarrab denen şahıs da bütün bu anlattıklarımın sonucudur. Şimdi de Amerika ile anlaşarak itirafçı olmuştur. Bizi yıkmaya çalışıyorlar fakat güçleri yetmeyecektir” sözleriyle yorumladı. 

MHP’li işçi arkadaş ise, “AKP’yi yıkmaya çalışıyorlar, fakat güçleri yetmeyecektir. Bütün bu oynanan oyunlara birlikte hareket ederek üstesinden geleceğiz. Hem içeriden hem dışarıdan AKP’yi ve Türk milletinin varlığını istemeyen dış güçler oyun üstüne oyun oynuyorlar. AKP ve MHP ittifak kurduysa, içerdeki ve dışarıda ki FETÖ’cüler, PKK’lılar ve solcular, sosyalistler akıllı olsunlar. Yoksa yakın bir zamanda cezaları kesilecektir” dedi. 

AKP’li başka bir işçi arkadaş ise şunları söyledi: “Bu Reza Zarrab denen hainin davası sürerken bir de ortaya belge çıkardılar. Kılıçdaroğlu asılsız bir belge çıkardı. Zamanlama da çok manidar. Zarrab davası sürerken böyle bir belgeyi ortaya çıkarmaları da akıllara başka sorular getiriyor. Kılıçdaroğlu da aslında bir FETÖ’cüdür. Ülkesinin Cumhurbaşkanına iftira atıyor. Er ya da geç açığa çıkacaktır. Bütün bu asılsız belgelerin ve davaların sonucu bizi haklı çıkaracaktır. Biz devletimize ve Cumhurbaşkanımıza sahip çıkacağız.” 

Tartışmamız bir hayli hararetli geçti. Bütün bu söylenenlerin üzerine bir de benim söylemek istediklerim vardı. 

Kendisini AKP fanatiği olarak tanımlayan bir işçi abimiz “Seni küçük devrimci komünist dinliyoruz” dedi. Ben de söze girerek, “Biz işçiyiz, onlar ise patron. Biz ve patronların arasında büyük bir çizgi vardır. Onların siyaseti ve bizim siyasetimiz arasında da kalın bir çizgi vardır. Onların siyaseti para üzerine endeksli bir siyasettir. Bu yüzden paranın olduğu yerde siyaset her zaman kirlidir. Para siyasetinin olduğu yerde yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet, talan, yağma, sömürü, savaş ve ölüm bunlar hiç bitmez. Çünkü para hırsı bu vahşi  kapitalizmi ayakta tutuyor. Bakın bizlerin hayal bile edemeyeceği paralar bu kirli siyasetçiler tarafından rüşvet ve yolsuzluk yapılarak kullanılıyor. Bu hükümet de diğer hükümetler de bizlerin temsilcisi değildir. Çünkü bunlar patronlarla iş birliği içerisindedir. Patronların temsilciliğini yapan bir  Meclis vardır. Bakın Meclise bir tane işçi milletvekili var mı? İşçinin hakkını savunan vekil var mı? Hal böyle olunca aşırı kâr hırsı bu siyasetçilerin de gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor. Milyon dolarlık rüşvet, milyon dolarlık şirket, milyon dolarlık ihale alma bunların temsil ettiği vahşi kapitalizmin kendisidir. Vahşi kapitalizmde biz işçinin değeri yoktur. Vahşi kapitalizmde emeğin, barışın ve doğanın güzelliğinin bir önemi yoktur. Bu yüzden biz işçilerin tek derdi olmalı bu rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlıkla ilgisi olan hangi siyasetçi hangi patron varsa bunların cezası verilmelidir. Yargılanmalarının yolu açık olmalıdır” dedim. 

Ben buradan tüm işçi kardeşlerime sesleniyorum. Ortada bir rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık varsa biz işçiler buna ortak olamayız. Rüşvetçilere, yolsuzlara ve hırsızlara geçit vermemeliyiz. Biz işçilerin siyasetini yapan partilerle birlikte hareket etmeliyiz.

www.evrensel.net