Wolfgang Amadeus Mozart

Wolfgang Amadeus Mozart

Ahmet Say, 226. ölüm yıl dönümünde 'saray hizmetlisi' olmayı reddeden dahi besteci Wolfgang Amadeus Mozart'ı yazdı.

Ahmet SAY

Ne kadar sevindim bilemezsiniz! Çünkü benden yine bir Mozart yazısı istendi!

Mozart üzerine yazdıkça sanki Amadeus sevinip öte dünyadan bana selam yolluyor gibi bir duyguya kapılırım. Ne de olsa adaşız: Almanlar bana “Amadeus” derdi.

“Ahmet”in Almancası Amadeus’tur, tamam mı?

Ve şimdi size bir Mozart tanımı: Ama benim değil bu tanım. Çağımızın derinlikli bir hümanisti olan Albert Schweizer’den bir Mozart tanımı sunmak istiyorum size:

“Bütün dâhîler göklere uzanmış, Mozart ise gökten inmiştir.”

Bu kadar yerinde, kesin ve özlü bir tanım azdır yeryüzünde! 

Nedenine gelince…

Mozart’ın yaratıcılık alanındaki üstün vasıfları, kültür tarihinde çok ender görülen cinstendir; gökten inmesine gerek bile yok: Müzik sanatında “klasik” kavramını bütün yönleriyle Mozart’ın temsil etmiş olması yeterlidir. 

Burada “klasik” kavramını hatırlatayım size: Klasik, örnek olabilecek uluslararası bir mükemmelliği, tarihsel akımların bireşimini, üslup ve biçim özdeşliğini, dengeyi ve aydınlığı içerir.

İşte insanoğlu, gerçek insan, onun için klasiktir!

Nedeni çok açık, hemen belirteyim:

Mozart eserlerinde Alman, İtalyan ve Fransız stillerinden yararlanarak “uluslararası bireşim”e ulaşmayı başarmış ilk bestecidir yeryüzünde! 

Alman müzik tarihçisi Curt Sachs, onun müziğini şu sözlerle değerlendirir: 

“Mozart’ın müziğinde anlam, doğallık ve nitelik uğruna biçim güzelliği bir yana itilmediği gibi, doğaya yakınlık ve içerik de boş bir göz boyamacılık ya da seçkinlik uğruna harcanmamıştır. Mozart, komik operaya ciddi operanın ağırlığını ve zenginliğini vermekten çekinmemiştir. Senfonilerinin hızlı bölümleri ise opera finallerine benzer. Güzellikle niteliği, hüzün ile gülmeceyi, sahneyle müziği, çalgılarla insan seslerini, ezgiyle çoksesliliği birleştirmiş olan Mozart, müzik tarihinin mutlu çağında deyiş terazisinin kefelerini, sanki dengede tutmak için yaratılmıştır.”

*

Fransız Devrimi’nden 33 yıl önce doğmuştur Mozart ve devrimden iki yıl sonra ölmüştür. Bu demektir ki, 18. yüzyıl aydınlanmasının Fransa ve Almanya’yı saran toplumsal/siyasal ortamından tam anlamıyla etkilenmiştir. Fransız Aydınlanması’nın önderlerinden Voltaire’i ve Rousseau’yu okumuş olsun olmasın, 1789 Devrimi’ne giden yolun havasını solumuş, ayrıca “Alman Aydınlanması”nın önde gelen düşünürü Kant’ın 1784’te yayımlanan “Aydınlanma Nedir?” başlıklı kitabının etkilerini yaşamıştır. Bütün bunlar, Mozart’ın müziğine Aydınlanma’nın nasıl yansıdığını dolaylı biçimde anlatmaya yetmez mi? Dolaysız açıklama içinse Mozart’ın düşüncelerine ve göze aldığı sadece şu eyleme bakmak yeterlidir bence:

1781 Yılında Mozart, yıllardır hizmetinde çalıştığı Salzburg Başpiskoposu Colloredo ile çatışmış, Avrupa kültür tarihinde ilk olarak bir soylunun egemenliğini hiçe sayarak bağımsızlığını ilan eden müzikçi olmuştur. Bilindiği gibi, 18. Yüzyılda feodal efendilerin gözünde müzikçi, bir “saray hizmetlisi”ydi. Mozart’ın Salzburg Başpiskoposu’nun sarayından ayrılması, dolayısıyla hizmetinden çekilmesi, tarihsel bir sanatta bağımsızlık bildirisi anlamına gelir. Başpiskopos Colloredo’nun Mozart’a “Kendini beğenmiş rezil!” diye bağırması üzerine besteci ona, “Sen de burnu Kafdağında bir papazsın!” diye karşılık vermiş, Salzburg Sarayı’ndan ayrılıp Viyana’nın yolunu tutmuştur. 

Bu olay, iki kültür dünyasının çatışmasında, bir müzikçinin feodal aristokrasiye isyanını ilk kez örnekler.

İşte Mozart budur!

 

 

 

 

www.evrensel.net
ETİKETLER Mozart