Eğitim Sen, TTB, SES: Geleceğimiz yargılanıyor sahip çıkalım

Eğitim Sen, TTB, SES: Geleceğimiz yargılanıyor sahip çıkalım

Eğitim Sen, TTB ve SES, barış talebini yargılamanın ortak geleceğin yargılanması olduğunu belirterek barış akademisyenlerin davasına çağrıda bulundu. 

Eğitim Sen, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), "Bu suça ortak olmayacağız!" başlıklı Barış Bildirisine imza attıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan akademisyenlerin yarın başlayacak olan davalarına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. 

İstanbul Tabip Odasında gerçekleştirilen toplantıya, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, TTB Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, HDK Eş sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit,  uluslararası sendikalar ve meslek örgütleri ve  birçok akademisyen katıldı. 

"Akademi biat etmedi etmeyecek" pankartının açıldığı toplantıda açıklamayı Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan yaptı. Aydoğan, "Savaşın, şiddetin, suç ve cezanın hükümdarları, akademisyenler şahsında bir kez daha barış talebini, düşünce ve ifade özgürlüğünü, evrensel hukuk ilkelerini ve ortak geleceğimizi hedef alıyor" dedi.

'GELECEĞİMİZ YARGILANIYOR'

Bildiride ifade edilen düşüncelerin siyasi iktidarı rahatsız ettiğini ancak söz konusu eleştirilerden "suç" çıkarma çabası, bu topraklarda artık "düşünce ve ifade özgürlüğü" gibi evrensel bir hakkın kullanımının mümkün olmayacağının tescili anlamı taşıyacağını söyleyen Aytekin, dünyanın hiçbir yerinde savaşa karşı barışı savunmanın ve barış talep etmenin suç olmadığını ifade etti. Aydoğan, "Bu basit gerçeği öğrenebilmek ve ortak değerlerimiz arasında sıralayabilmek için insanlığın çok ağır bedeller ödediği unutulmamalıdır. Bu nedenledir ki barış talebini yargılamak, yaşam hakkını, demokrasiyi ve ortak geleceğimizi yargılamak anlamına gelmektedir" dedi.

'DAVAYA SAHİP ÇIKALIM'

Aydoğan, "Bizler çok iyi biliyoruz ki insanlığa bırakılacak en önemli miras, demokrasi, barış, eşitlik, özgürlük ve adalet için gösterilen mücadele ve dayanışma kararlılığıdır. Mücadele kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğimizi ve bu hukuksuzluklar son bulana kadar imzacı akademisyenlerin yanında olacağımızı belirtiyor, bir kez daha tüm emek, demokrasi ve barış güçlerini barış akademisyenlerinin davalarını takip etmeye çağırıyoruz" dedi. 

'GERÇEKLERİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Üniversitelerin akademik, bilimsel özgürlüklerin yer aldığı kurumlar olduğunu ve bunların düşünce özgürlüğünden ayrı düşünülmeyeceğini söyleyen TTB Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, "Akademisyenler ne olursa olsun doğru bildiklerini aktaracaklardır. Bir yaptırımlar karşı karşıya kalmamalıdırlar. Bu yargılamalar barış talebinin, çatışmasız bir toplumun isteme talebinin yargılanması anlamına gelmektedir. Ne olursa olsun akademisyenleri bu yargılamalar engelleyemeyecektir. Baskılar karşısında yılmayacaklardır. Gerçekleri söylemeye devam edeceklerdir" diye konuştu.

'BİLDİRİ AĞIR KOŞULLARI DURDURMAK İÇİN İMZALANDI'

Ardından söz alan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem ise son olarak şunları söyledi: "Bildiri yayınlandığı zaman iktidar tarafından suç ve suçlar işleniyordu. O yüzden bu suça ortak olmayacağız bildirisi ortaya çıktı. Hukuktan bahsetmenin mümkün değildi, kentler tanklar ve toplarla yerle bir ediliyordu, insanlar beyaz bayraklarla sağlık merkezlerine ulaşmaya çalışıyorlardı. Bunlar göz göre yapılıyordu. Başlangıçta 1128 akademisyen bu duruma bir ‘dur’ demek için bir bildiri imzaladı. Bu bildiri iktidarı korkutmuştu. Yapılanlar dünya kamuoyunda yankı bulmaya başlamıştı. Baskılara rağmen hiçbir akademisyen geri adım atmamıştı. Aksine iktidarın saldırılarına rağmen mücadeleye devam etmişti. Yarın iktidar utanç davasına imzasını atacak. Bu hukuksuzluk son bulunan kadar mücadele edeceğiz. Savaş bir halk sorunudur. Savaşın olduğu bir yerde sağlık hizmetlerinden söz edilemez. Barış mücadelesi sağlık mücadelesidir. Barış yoksa sağlık mücadelesinden de söz edemeyiz. Biz sağlık emekçileri barışa giden yolda köprü olmaya devam edeceğiz."

'ÜNİVERSİTE İDARELERİ GÖREVLERİNİ YAPMADILAR'

Barış akademisyenlerinden Özgür Müftüoğlu ise, iktidarda gördükleri yanlışları söylemek ve uyarmakla mükellef olduklarını çünkü akademisyen olduklarını söyleyerek şunları aktardı: “Bizler akademisyeniz gördüğümüz yanlışları uyarmakla görevliyiz. Bir ülkede insan hakları ihlal ediliyorsa, hukuk ayaklar altındaysa bizim görevimiz buna ses çıkarmaktadır. İktidarın böyle zamanlarda ilk işi basını ve akademiyi susturmaya çalışmak olmuştur. Üniversite görevini yapmadığı için biz bireysel olarak bu zulme karşı bir bildiriye imza artık. Çok ses getirdi. Yaptığımız iş doğruydu. Biz uzaklaştırıldığımız kürsüleri ne yazık ki mahkeme salonlarına kuracağız, barışı, insanlığı savunmaya devam edeceğiz." 

'DARBE DÖNEMİ BİLE DAHA İNSANİYDİ'

Son olarak söz alan Akademisyen Gencay Gürsoy ise, askeri darbe döneminde de üniversiteden atıldığını fakat askeri dönemin bu dönemden daha insanı olduğunu vurguladı. Gürsoy, "En azından o dönemki bize yöneltilen hakaretlerin dozu daha insaniydi, bunu net olarak söyleyebilirim. Tarihin tekerrür etmesi insanı hüzünlendiriyor fakat farklı olarak, geçmişte atıldığımızda kimse bize sahip çıkmamıştı ama bu sefer arkadamızda binlerce kişi var" diye konuştu.

ULUSLARASI SENDİKALAR VE MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN DESTEK

Köln Belediye Meclisi ve Sol Parti üyesi Jörg Detjen akademisyenlerle dayanışmak için geldiklerini söyleyerek her zaman yanlarında olduklarını aktardı. 

Köln Üniversitesi Öğrenci temsilcisi Senta Pineou ise,  "Köln Üniversitesi öğrencilerinin desteğini ve dayanışma mesajlarını getirdim. Sizin mücadeleniz bizim mücadelemiz. Çünkü bizim hükümetimizde savaşın yürütülmesinde sorumlu. Barış ve demokrasi için bizler de uzun yıllardır mücadele yürütüyoruz. Savaş çığırtkanlığına karşı mücadeleyi sürdürmeye sizle birlikte devam edeceğiz" diye konuştu. 

Fransa’da kurulan Barış için Akademisyenler’le dayanışma için kurulan BAK adına konuşan barış akademisyeni Tuna Altınel, "Sesimiz kısılmayacak. Sonuna kadar demokrasi talebini yürütmeye devam edeceğiz" dedi.

ETUC Genel Başkan yardımcısı Mike Jennings "Avrupa kıtasındaki eğitim sendikalarını temsilen sizle dayanışma için buradayım. Birimize olan hepimizin başına gelebilir. Türkiyedeki meslektaşlarımızı kendimiz olarak kabul ediyoruz. Sizin yanınızdayız" dedi.  

İngiltereden Üniversite ve Kolej Sendikası temsilcisi Dr. Douglas Chalmers, "Sizlerin akademik özgürlükleriniz için desteklerimizi sunuyoruz.  Türkiye'de işten atılmış olan Eğitim Sen ve barış akademisyenlerine tam desteğimizi sunuyoruz. Türkiye'de işinden atılmış olan emekçiler için İngiltere Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa ülkelerinin destek olmasını talep ediyorum. Türkiye'de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı İngiltere’nin yaptırım yapmasını istiyoruz" diye konuştu. 

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) adına konuşan Emel Tel ise şunları aktardı: Ülkemizde baskı ve dönüşüm politikaları hız kazandığı bu dönemde sizlerle dayanışmak için geldik. Özellikle ‘bu suça ortak olmayacağız’ bildirisini barışa ihtiyacı olan ülkelerde yaşayan bizlerinde imzası olacaktır. Bu en temel hakkı kimse kısıtlamayaz. Bu bildiri okunmaya, savunmaya devam edecektir."

İspanya Eğitim Çalışanları Sendikası adına Jesus defa Rosa ise, barış talep eden akademisyenleri yargılanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Aralık 2017 17:14
www.evrensel.net