‘Böyle giderse barış için tutacak el bulamayacaklar’

‘Böyle giderse barış için tutacak el bulamayacaklar’

MEYA-DER Eş Başkanı Ayşe Dicle, bölgede mezarların tahrip edilmesine ilişkin Evrensel'e konuştu.

Serpil BERK
Diyarbakır

Bölge illerinde çatışmalı süreçte hayatını kaybeden sivillerinde olduğu mezarlarının tahrip edilmesinin tartışmaları devam ediyor. Konuyla ilgili konuşan Evrensel’e konuşan KHK ile kapatılan MEYA-DER Eş Başkanı Ayşe Dicle “Böyle giderse barış için tutacak el bulamayacaklar” dedi.

Güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’lilere ait mezarların tahrip edildiği haberleri zaman zaman basına düşerken, son olarak Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesinde Kolya Yaylası’nde bulunan mezarlık tahrip edilmiş, ülkücü işareti yapan bazı askerler mezar taşlarına ayaklarıyla basarak poz vermişti. Yine IŞİD’in Suruç’ta patlattığı bombada hayatını kaybeden öğretmen Süleyman Aksu’nun Hakkari’de bulunan mezarı da bugüne kadar üç kez tahrip edildi. Öte yandan Diyarbakır’da emniyet güçleri tarafından verilen talimatla sokağa çıkmak yasaklarında sivillerin ve IŞİD’e karşı Rojava’da savaşırken hayatını kaybedenlerin mezarların bulunduğu Yenişehir Mezarlığı’nda mezar taşları tahrip edilerek değiştirilmişti.

‘SON SÜREÇ KARDEŞLİĞİ BİTİRİYOR’

Yaşanan durumunu Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan  Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEYA-DER)  Eş Başkanı Ayşe Dicle ile konuştuk. 90’lı yılları aratan uygulamalarla karşı karşıya olduklarını aktaran Dicle, “ 90’larda insanları toplu mezarlara gömerlerdi fakat şimdi kurda kuşa yem olsunlar diye cenazeleri gömmüyorlar. Gömmek için yerine getirilmesi gereken dini vecihlerin yapılmasına dahi izin vermiyorlar” dedi.

İnsanlık dışı bir davranışın ortada olduğunu dile getiren Dicle, “Surda yaşamını yitiren sivillerden Çekwar Çubuk’un mezar taşındaki ismi değiştirildi. Çekwar’ın kimlikteki ismi de buydu. Bu durumu yaşayan aileler ile görüştüğümüzde bize ‘mezar taşımızı bile kabul etmeyen bir zihniyetin yeniden yaptığı mezar taşını bizde kabul etmiyoruz. Varsın ismi olmasın çocuklarımızın biz nasılsa nerede gömüldüğünü biliyoruz’ diyerek tepki gösterdiler son yaşananlara. Geçmiş yıllarda ‘Kürt-Türk kardeştir’ diyorlardı. Son süreç kardeşlik terimini bitiriyor. Anlaşılıyor ki tırnak kesiliyor” dedi.

‘GÖZYAŞININ RENGİ YOKTUR’

Son süreçte tanık oldukları bir çok cenazenin tahrip edildiğini belirten Dicle, “ Bunu anlatacak söz bulamıyorum. Savaşında bir hukuku olmalı. Savaşta yaralının alınmasına izin verilir. Sosyal medya hesaplarından öldürülen gençlere ‘domuz leşi’ diyorlar. Asker çocuğu da, gerillada anne baba evladıdır. Annelerin gözyaşının rengi yoktur acı birdir. Üniforması ne olursa olsun içinde ki insandır. Niye bu kanı durdurmuyorlar da  sadece  kan üzerinden konuşuyorlar. Her konuşmalarında savaş dili var. Çözüm sürecinde bu coğrafyaya barışın geleceğine inandık ama bizi kandırdılar. Yıllarca anneler çocuklarının mezarının başında ‘ben ağladım artık başka anneler ağlamasın’ diyordu ama öyle bir sürece geldik ki umutlar tüketildi. Böyle devam edilirse barış için tutacak el bulamayacaklar” dedi.

Mezarlık tahrip
Tahrip edilen mezar taşları değiştirildi.

‘MÜSLÜMAN BİR ÜLKEDE YAŞAMIYOR MUYUZ?’

Birçok bölge illinde mezarlarının tahrip edildiğini belirten Dicle, “Lice’de bulunan Sise mezarlığında tek tek balyozla mezarlar tahrip edildi. Üzerinde ki çiçekler ateşe verilerek, ağaçlar kökünden söküldü. Botan bölgesinde mezarlar tahrip edilmiş üzerine karakol yapılmış. Müslüman bir ülkede yaşamıyor muyuz? Kürtçe konuştu diye işçi yakıldı nerede kardeşlik? Böyle mi kardeş olacağız?  Gelen cenazelere dini vecihleri yaptırmıyorlar. Kayyımdan sonra gelen cenazelerin hiç biri kefene sarılmıyor. Cenaze torbasıyla iki karış açtıkları toprağa atıyorlar. Kayyım Müslüman değil mi? Nasıl böyle bir şey yapılabilir? Güvenlik güçlerine cenazeyi yıkamak için yalvarıyoruz. Caminin kapısı kilitleniyor imam izne yollanıyor”diye konuştu.

‘AKAN KANI DURDURSUNLAR’

Bu kanın durması için artık birilerinin taşın altına elini koyması gerektiğini söyleyen Dicle, “Bölge illerini açık cezaevine çevirdiler. Neredeyse evimizin kapısına kadar kamera yerleştirdiler. Sürekli terör dersen böyle yaklaşırsan ne olacak sonucu? Kardeşlikten, vatandaşlıktan çıkarıyorsun tek dediğin terör sonrada Kürt sorunu yoktur diyorsun”dedi.

‘MEZAR TAHRİPLERİ HANGİ DİNE SIĞAR?’

Küçükken ailelerinin ‘mezara basmayın, mezarın yanında geçerken dua okumadan geçmeyin’ sözlerini paylaşan Dicle, “Şimdi ne yapılıyor mezarlar ayak altına alınıyor. Kato Dağında ki şehitlikte bulunan mezarlar tahrip ediliyor ve kemikler bir torbaya dolduruluyor ne yapıldığını kimse bilmiyor. Aileler yıllarca bir kemik parçasını bulabilmek için dağ bayır gezdiler. Berfo anayı göz önüne alalım son nefesine ‘kadar kapımı kapatmıyorum belki bir gün oğlum gelir kemikleri bulunur’ diyordu. Siz kalkıp o annelerin bulduğu kemiklerin mezarlarını tahrip edip o kemikleri yok ediyorsunuz bu hangi dine hangi vicdana sığar?” diye soruyor.

‘BATIDA BURADA YAŞANANLAR BİLİNMİYOR’

Batıda burada yaşananlarının bilinmediğine dikkat çeken Dicle, “Halkı hipnotize ediyorlar. İstanbul’da misafir olduğum evdeki  genç kadınının telefonuna MHP’li bir arkadaşı bölgede öldürülen gerillaların cenazesini video olarak yollamıştı arka fonda MHP marşı okunuyordu. O kadın arkadaş çığlık attı görüntüleri görünce. Bende bunları her gün yaşadığımızı söyledim şaşırdılar. Hatta o evde Edirneli temizlikçi bir kadın vardı günlerce ağladı. ‘Nasıl olur? Bize öyle anlatmıyorlar. Televizyonda bir şey görmüyoruz’ dedi. Göremezsiniz çünkü göstermiyorlar dedim” dedi.

Tahrip edilen mezarlık sonrası çekilen bu fotoğraf tepki çekmişti.

 

www.evrensel.net