Var olmamış cennet Mezopotamya

Var olmamış cennet Mezopotamya

Şerif Karataş, Mezopotamya ile ilgili antropolojik bir çalışma niteliği taşıyan ‘Var olmamış cennet Mezopotamya’yı yazdı.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Mezopotamya ile ilgili antropolojik bir çalışma kitap olarak çıktı. Medeniyetin beşiği olarak bilenen Mezopotamya ile ilgili ABD Binghamton’daki New York State Üniversitesi Antropoloji Bölümünde Öğretim Üyesi Yardımcı Doçent Susan Pollock’un, İran, Irak, Türkiye başta olarak Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika’daki arkeolojik saha çalışmalarından yola çıkarak, yaptığı çalışmasını kitaba taşıdı. Sümer Yayıncılık’tan çıkan kitabı Türkçeye Burak Esen çevirdi.

Söz konusu çalışma Mezopotamya’nın geçmişinden günümüze kadar geçen zaman dilimini antropolojik bir yöntemle ele alan Pollock, okura antik Mezopotamya’nın geçmişine dair farklı bir bakış açısıyla bakmasına katkı sağlıyor. Arkeolojiye meraklı okurun ya da konuyla Mezopotamya ilgili bilgi sahip olmak isteyen okurun ilgi gösterebileceği kitapta, Mezopotamya’nın alüvyal ovalarındaki ilk devletlerin ve kentsel toplumların milattan önce 5000 ile 2100 tarihleri arasındaki yaklaşık üç bin yıllık süreç boyunca ortaya çıkışlarını ve bunların öncüllerini detaylı olarak ele alınmış.

‘SIRADAN’ İNSANLARIN SÖMÜRÜSÜ

Yazar, kitaba, “Mezopotamya, Var Olmamış Cennet” ismini vermesini ise, Mezopotamya uygarlığın iyi ve kötü yönlerine dikkat çekmek için tercih etmiş. Kitabın dikkat çeken bir yönü de söz konusu dönem ele alınırken, sınıfsal ve ideolojik  değerlendirmenin yanı sıra, farklı toplumsal cinsiyet alanlardaki değişimlere ve yaşanan gelişeme dairde kesitler bulmak mümkün. Yazarın kitabın giriş kısmındaki şu ifadeler sınıfsal vurgu yapıyor: “Artan maddi refah bir yana, uygarlığın doğuşu yalnızca olumlu tarafları olan gelişme değildi. Etkileyici kent surlarının ve heykellerle, yarı değerli taş ve metallerle süslenmiş incelikli tapınakların inşası ve sanatsal ifade biçimlerinin zenginleşmesi “sıradan” insanların sömürülmesiyle atbaşı gitti. Ticari seferlere, fetihlere, günümüz de hayran olduğumuz mimari ve sanatsal şaheserleri yaratan sanatsal uzmanlığa kaynak sağlayan çoğunluğunun emeğiydi. Askeri maceralarıyla ve inşa ettikleri kanal ve devasa yapılarla böbürlenen mağrur krallar bu işleri başkalarının emeğine hükmedebildikleri için gerçekleştirebildiler.”

GEÇMİŞ ARKEOLOJİ ÇALIŞMALARI ÖNEMLİ

Mezopotamya’ya dair bildiklerimizde ciddi eksiklerin olduğunu da hatırlatan yazar, geçmişte yapılan arkeoloji çalışmalarının önemini de değiniyor ve ekliyor: “Geçmişin sürekli olarak modern toplumların atalarıyla özdeşleştirilmesi, halihazırdaki bir kimlik sembolü olarak geçmişin gücünün kanıtıdır. Bu mesaj ne on dokuzuncu yüzyılda birbiriyle güç mücadelesini içindeki sömürgeci Avrupa güçlerinin, ne Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra Yakın Doğu’da yaratılan acemi devletlerin gözünden kaçtı. Ne de günümüz dünyasında iktidar mücadelesi veren hükümetler ve insanlar tarafından hesaba katılmazlık ediliyor.”

Kitaptaki yorumlar bölgesel yerleşim örüntüleri, hayvan varlığı kalıntıları, yapıt dağılımı ve etkinlik şekillenmeleri, resimyazı, metinler ve definler üzerine çalışmalara dayandırmış yazar. Kitap, Mezopotamya ve arkeolojiyi merak eden okurunu bekliyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER Mezopotamya