'Biz yarı aç yarı tok yaşarken bu yapılanlar kabul edilemez'

'Biz yarı aç yarı tok yaşarken bu yapılanlar kabul edilemez'

İşçiler, Reza Zarrab'ın Türkiye'de rüşvet ve vergi kaçırma iddialarına tepkili: Biz yarı aç yarı tok yaşarken bu yapılanlar kabul edilemez

Ali DOĞAN
Mehmet TÜRKMEN
Uğur ÖKDEMİR
İstanbul/Antep/Bursa

Reza Zarrab’ın rüşvet iddiaları ve Türkiye’de gündeme gelen hükümete yakın isimlerin vergiden kaçmak için Man Adası’na para aktarması iddiaları fabrikaların da ana gündemi oldu. Yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çeken işçiler, yapılanların kabul edilemez olduğunu söyledi. AKP’ye oy veren işçiler arasında da tepki büyürken, işçiler düşük ücret, zamlar ve artan vergilerle faturanın kendilerine çıkarıldığını söyledi. Bu nedenle rüşvet iddiaları için “Bal tutan parmağını yalar” yorumu yapanların bu düşüncesini değiştirmesi gerektiğini dile getiren işçiler, mücadele çağrısı yaptı. 

BİRAZ DA YOKSULLUKLA CİHAT ETSELER

Bursa’da Bosch’ta çalışan bir işçi hem rüşvet iddialarına hem de vergiden kaçırmak için Man Adası’na para gönderilmesine tepkili. Metal işçilerinin 100 bin lirayı bile bir arada göremediğini dile getiren işçi, “Görse de kredi çekip borç olarak geri ödüyor. 17-25 Aralık’a kumpas diyen AKP’li işçiler vardı. Şimdi ne diyecekler bilemiyorum. Milliyetçi işçiler ise yapmışsa bile, yapanları Amerika indirmesin diyorlar. Bence bunları görüp metal işçilerinin başkanlık sistemine hayır deyip, TİS dönemi için de MESS’e karşı mücadele emesi lazım” dedi. Saat ücretinin 11 lira olmasını isteyen bir çok metal işçisinin işten atılarak ekmeğinden edildiğini dile getiren işçi, bunda hükümetin de payı olduğuna dikkat çekti. İşçiler arasında İran’a yardım yapılmasını uygun bulanların da olduğunu aktaran işçi, şöyle devam etti: “Müslüman ülkeye yardım ediyor diye ekonomik cihat uyguluyor diyen var. Ben de bir metal işçisi olarak diyorum ki bu karşılıklı yardımlar neden bütçeye yansıtılmıyor. Asgari ücretin hali belli, metal işçisinin aldığı ücret belli. Artık biraz da yoksullukla cihat etseler.”

BİZ İŞÇİLER SAF OLMAYALIM

İstanbul Tuzla’da bir metal fabrikasında çalışan işçi, şunları söyledi: “Günde 9 saat çalışan bir işçiyim. Fazla mesailerle beraber elime geçen para aylık 2 bin lira. Ev kiram 750 lira. İki çocuğumu okutuyorum. Böyle geçinmeye çalışırken, yarı aç yarı tok yaşarken bu, ülkeyi yönetenler, üstelik benim de inanarak iki dönem oy verdiğim parti bize gelince para yok, ekonomi batıyor deyip ha bire her şeye zam yapıyor. Soluduğumuz havadan bile vergi kesiliyor. Ama kendi ailesi ve akrabalarının para kaçırmaları hakikaten ayıp, utanç verici. Eğer bu doğruysa, ki bence doğrudur, hakíımı helal etmiyorum. Burunlarından gelsin. Biz işçiler de saf olmayalım, bal tutan parmağını yalar demeyelim, bir sefer de biz soralım neden hep böyle oluyor diye.”

FATURAYI BİZE ÇIKARTACAKLAR

Sendikalı bir işyerinde çalıştığını söyleyen bir başka metal işçisi ise “Bizim işyerinde gözler metalde olacak sözleşmede ve asgari ücrete yapılacak zamda. Çünkü burada ne kadar yüksek zam olursa bizim sözleşmemiz de o kadar yüksek olur” dedi. Rüşvet ve vergi kaçırma iddialarına dikkat çeken işçi, “E bunların faturası kime kesilecek, tabii ki bize. Bunu da işçiye az para vererek, her şeye zam yaparak ve vergileri artırarak yapacaklar.  Bu durum karşısında sendikaların geri adım atmaması ve hakkımızı savunması, hırsızlardan hesap sorması gerekiyor” diye konuştu.

‘TAMAM, OY VERDİK AMA O KADAR DA APTAL DEĞİLİZ’

Rüşvet iddialarına Antepli işçilerden de tepki geldi: 

Mehmet Çakmak (Başpınar OSB’de Tekstil İşçisi): Memleketi soyup soğana çevirmişler. Şimdi de adına milli çıkarlar diyorlar. Bu yalanlarla milleti kandırdığınız yetmedi mi? Bu kadar yolsuzluk, bu kadar rüşvet, para pul işleri... Hepsi mi yalan? Yahu sizin bize yaptığınızdan iyi darbe mi olur? Kuru ekmeğe muhtaç ettiniz bizi. Size gelen parayı benim yedi sülalem 100 sene çalışsa kazanamaz.

Erol Kaplan (Başpınar OSB’de Tekstil İşçisi): Kılıçdaroğlu bu sefer iyi yerden yakaladı. Belgeleri gösterdi. Bunların bu belgelere sahte diyecekleri zaten belliydi. Adam hiç bir şeyi kabul etmiyor ki. Yalandır, sahtedir deyip çıkıyor işin içinden. Düne kadar Zarrab şöyle iyi, böyle hayırsever deyip duruyorlardı, şimdi suçları ortaya çıkınca Amerikan ajanı oldu. Madem ajandı, bugüne kadar niye demediniz de, itirafçı olunca mı aklınıza geldi? Nasıl olsa altta her dediğime inanan, ne yaparsam yapayım oy veren bir kitlem var diyor. Haksız da sayılmaz. Ama hepsi öyle değil, artık AKP’ye oy veren işçi arkadaşlar da tepki gösteriyor. Artık herkes yalanları da gerçekleri de görüyor. Ama Kılıçdaroğlu’nun üstüne ciddi gitmesi lazım, önceki yaptıkları gibi iki laf söyleyip geri çekilmemeli. Ama asıl işçilerin, halkın sokağa dökülmesi lazım. Bu şart. Yoksa bu düzen böyle devam edip gider.

Harun  Çelik (Başpınar OSB’de Dokuma İşçisi): Ben artık bunların hiç bir şeyine inanmıyorum. Her seçimde oy verdim, bunlar yine hepsinden iyidir dedim, Müslümanlar, Allah korkusu var, adaletli olurlar dedim. Bilmiyorum, vallahi artık kime inanacağımızı bilmiyoruz. Biri yalan olur, ikisi yalan olur, iftira olur, hepsi mi yalan? Adamlar belgesiyle gösteriyor işte. Cumhurbaşkanımız çıkıp önce yalan diyor, o belgeler sahte diyor, sonra o para şunun içindi bunun içindi diyor. Sayın Cumhurbaşkanım, size oy verdik, destekledik, arkanızda olduk tamam da, ama o kadar da aptal değiliz. Yeter artık.

RÜŞVET MİKTARI İÇİN ASGARİ ÜCRETLİNİN 14 BİN YIL ÇALIŞMASI GEREKİYOR

Zarrab davasının merkezinde yer alan isim hiç şüphesiz dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan. Çağlayan bakanlığı döneminde asgari ücret için yaptığı “Dolar bazında 400 doların üzerinde olduğu, bunun pek çok ülkedeki asgari ücret düzeyinin üzerinde olduğu” açıklamasıyla işçilerin tepkisini çekmişti.

Zarrab’ın Çağlayan’a verdiği iddia ettiği rüşvet miktarı olan 50 milyon avro ise asgari ücretli için akıl almaz bir rakama tekabül ediyor.
Bir asgari ücretli işçinin, eski bakan Zafer Çağlayan’a verildiği belirtilen 50 milyon avroyu biriktirebilmesi için hiç harcama yapmaksızın tam 14 bin yıl çalışması gerekiyor.

www.evrensel.net