'İşçinin istediği asgari ücret rakamı kalem kalem yapılmış'

'İşçinin istediği asgari ücret rakamı kalem kalem yapılmış'

Cam Keramik-İş Genel Sekreteri Ergin Ay, Bilecik’te işçilere düzenlenen ankete ilişkin Evrensel'e konuştu.

Fırat TURGUT
İstanbul

DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş Sendikası, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplanacağı aralık ayı öncesi, Bilecik’te anket düzenleyerek işçilerin taleplerini belirledi. 12’si kamu emekçisi 208’i işçi olmak üzere 220 kişinin katıldığı ankette verilen cevaplara göre işçiler asgari ücretin en az 2 bin 500 lira olmasını istiyor. Bir ailenin ise en az 5 bin 400 lirayla geçinebileceğini belirtiyor. Cam Keramik-İş Genel Sekreteri Ergin Ay’la bu anketi hangi ihtiyaçla yaptıklarını ve verilen cevapların nedenlerini konuştuk. Bu anketin sadece Bilecikli işçilerin değil, toplamında işçi sınıfının durumunu ve talebini yansıttığını ifade eden Ergin Ay, “İşçinin istediği asgari ücret rakamı kalem kalem yapılmış hesabın sonucu” dedi.

Cam Keramik-İş Genel Sekreteri Ergin Ay
Başlık

Bilecik’teki işçilerle yapılan bir anketin sonucunu paylaştınız. Bu anketi hangi ihtiyaçla yaptınız ve niçin Bilecik’i baz aldınız?

Bizim iş kolumuz cam, çimento, seramik başta olmak üzere toprak iş kolu. Bilecik için bu iş kolunun merkezi diyebiliriz. Seramik işçilerinin ağır ve sağlıksız koşullarda çok düşük ücretlerle, hatta asgari ücretle çalıştıklarını söylemek yanlış olmaz. İşte tam da her sene olduğu gibi asgari ücret tartışmalarının gündemde olduğu bir zamanda böyle bir çalışmanın isabetli olacağını düşündük. Her yıl çeşitli çevrelerden asgari ücretin ne kadar olması gerektiğiyle ilgili çeşitli rakamlar telaffuz ediliyor. Çok değerli akademisyenler bilimsel veriler ışığında önemli çalışmalar yaptılar geçtiğimiz yıllarda. Konfederasyonumuz DİSK’le birlikte bu çalışmalara referansla birçok kez kampanyalar da yürüttük. Ancak bu yıl işçilerin kafasındaki rakamı ortaya çıkarmak istedik. Çünkü işçilerin yani konunun asıl muhataplarının, kendi meselelerinin kendilerine sorulmasından çok mutlu olduğunu söyleyebiliriz. 

Peki başka iş kollarında çalışan işçilerin de koşulları aynı mıdır? Yani yapılan bu anket bize sadece seramik işçilerinin mi, yoksa iş kolu fark etmeksizin bir sınıfın taleplerini mi ifade ediyor?

Ben genel durumun bu olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar çalışmalarımızın merkezinde Bilecik olsa da örgütlenme için gittiğimiz her yerde üç aşağı beş yukarı durumun aynı olduğunu söyleyebiliriz. Sadece sendikalı işyerleri için ikramiyeler ve sosyal yardımlar adı altında ödenen işçinin maaşına ek katkılardan söz edebiliriz. Bu katkılar işçinin saat ücretine yansımıyor. Yani aslında emekliliğinden, geleceğinden çalınıyor bir anlamda. Bu katkıları aylara bölerek maaşa kattıklarında asgari ücretin bir tık üzerinde maaşlardan söz edilebilir. Ama buralarda bile insanca bir ücret alındığını kimse iddia edemez.

İŞÇİLERİN ÇOĞU HÜKÜMETE OY VERMİŞ

Ankette bir işçinin 2 bin 500 liraya, bir ailenin ise 5 bin 400 liraya ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Bu rakamlar, işçilerin yaptıkları hesabın sonucu olarak mı ifade ediliyor? Hesap yapılıyorsa, bu hesabı hangi giderler oluşturuyor? Sadece temel giderler mi? Yoksa lüks denilebilecek giderler de dahil ediliyor mu?

Asgari ücret tartışması işçinin sürekli gündeminde olan bir konu. Asgari ücretin üzerinde ücretlerle çalışanların da sürekli gündeminde. Çünkü asgari ücrete yapılacak zammın kendi ücretlerini doğrudan etkileyeceğinin bilincindeler. Bu nedenle ‘Asgari ücret en büyük toplusözleşmedir’ derken sadece asgari ücretle çalışanlar değil tüm çalışanlar anlaşılmalı. Her yılın ikinci yarısından itibaren daha çok tartışılmaya başlar ve son aylara gelindiğinde neredeyse başka bir şey konuşulmaz dersek yeridir. Tabii çok ekstra bir gündem yoksa. Bu nedenle asgari ücret 2018’de ne kadar olmalıdır sorusunu duyduğu anda yapıştırıyor cevabı işçiler. Cevabını şüphesiz en iyi bildikleri sorudur bu çünkü. Kalem kalem hesap işini hemen her gün yapıyor işçiler. Her alışverişte, her fatura geldiğinde, çocuk her bir şey istediğinde bu sürekli yapılan bir hesaptır. Şu ana kadar sendikalardan ya da konfederasyonlardan asgari ücret şu kadar olmalıdır diye net bir açıklama gelmedi. Sadece CHP liderinin 2 bin lira olmalıdır açıklaması var. İşçilerin cevabı ise 2 bin 500 lira. Demek ki bir kampanyadan ya da söylemden etkilenerek söyledikleri bir rakam değil. Üstelik işçiler bu hesabı yaparken zaruri ihtiyaçları düşünüyor. Çünkü bırakın lüksü, sinemaya gitmek, gezmek, tatil yapmak gibi şeylerden bahsettiğimizde, dalga mı geçiyorsunuz der gibi bakıp başlıyorlar faturaları ve giderleri sıralamaya. Görüştüğümüz işçilerin çoğunun AK Parti’ye oy vermiş insanlar olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Anketimizde hangi partiye oy verdiklerini sormadık elbette. Ama sohbet sırasında sıkça işçilerin, ‘Biz de bu Hükümete oy verdik ama yetmiyor kardeşim’ dediğini uyduk. Oy vermeyen işçileri de zaten oy verenlere tepkisini dile getirmesinden anlıyorsunuz. 

‘ADİLANE BİR VERGİ SİSTEMİ TALEBİ VAR’

“Asgari ücretten vergi alınmasın fikrine katılır mısınız” sorusuna yüzde 68 hayır diyor ama yüzde 32 de makul düzeyde alınsın diye cevap veriyor. Evet diyenler alınması için bir gerekçe gösteriyorlar mı?

Elbette. Neden diye sorduğumuzda, devletin ayakta durabilmesi için herkesten vergi alınmalı ama bu adil olmalı cevabını alıyoruz. Bilecik oldukça milliyetçi bir yapıya sahip. Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözlerine de atıf yapan işçiler, tersinden devletin yaşaması için de herkesten vergi alınması gerektiğini vurguluyor ama yine özellikle belirtmek gerekir adilane bir vergi sistemi talebi var. İşverenlere yapılan vergi indirimleri, vergi borcu silmeleri ve teşvikleri sorduğumuzda ise çoğu işçi öfke duyarken bazıları ülkenin kalkınması için bu teşviklerin şart olduğunu düşünüyor. Devletin işçiden yana olması ya da hiç olmasa tarafsız, adaletli olması gerektiği görüşü hakim. Ancak sohbet ilerledikçe bunun için de örgütlenmek ve mücadele etmek gerektiği fikrinde ortaklaşabiliyorsunuz.

HÜKÜMETİ DESTEKLEYEN İŞÇİLER DE ŞİKAYET EDİYOR

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplantıları başladı. Elbette patronlar, işçilerin sıfır zamla devam etmesini ister. Ama burada esas rolün Hükümette olduğu biliniyor. İşçiler asgari ücretin belirlenmesinde Hükümetin rolünün farkında mı? Hükümete bir tepki ya da talep var mı?

Kesinlikle içten içe biriken ve büyüyen bir tepki var ancak bu, gün yüzüne çıkmış değil. Zaten bu tepkiyi örgütleyecek olan taleplerin elde edilebilmesi için mücadelenin önünü açacak olan da bizleriz. İşçi sınıfımızın bu beklenticilikten bu çaresizlik hissinden kurtulması için çok çalışmamız gerekiyor. Sadece ücret meselesi değil, mevcut haklarımızı bile koruyamıyoruz şu anda. Sararıp solmuş, Hükümet şakşakçılığından başka iş yapmayan sendikacılardan kurtulmanın yolu da yine işçilerin örgütlenmesinden geçiyor. Evet sorunlar büyüyor, büyüdükçe Hükümete olan tepki de artıyor. Birçok konuda Hükümeti destekleyen işçiler konu kendi yaşamlarına gelince şikayet etmeye başlıyor ve bence belirleyici olan da bu olacak. 2018’de Hükümetin işi çok zor olacak. Önümüzdeki yıl işçi eylemlerinde, grevlerde ve sendikalaşmada ciddi artışlar ve ciddi mücadeleler olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Biz de planlarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. 

‘İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN ÖRGÜTLENMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK’

Cam Keramik-İş olarak hem Hükümete hem de işçilere bir çağrınız var mı?

Hükümet 15 yıldır bir kez olsun sendikaların, işçilerin ne dediğine bakmadı. Ama işverenler ne istediyse fazlasıyla aldılar. Ekonomi Bakanı asgari ücretle ilgili açıklamasında ‘Öyle bir hayat olsun ki tek tasamız ölüm olsun. Ama ülkenin gerçekleri var. Sıralamaları var’ dedi. Başka zamanlarda ülke ekonomisinin ne kadar büyüdüğünden, ne kadar güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuzdan bahseden Hükümet, konu işçiler olduğunda hep ağlamaya başlıyor. İşverenlerle aynı cümleleri kurup bir dediklerini iki etmiyorlar. Ama işçilerin de kendi gerçekleri, öncelikleri var. Kirası, faturası, çocuğu var. Bir de giderek büyüyen bir öfkesi var. Bir de doğru düzgün sendikaları olursa, eller şaltere bir uzanırsa işte o zaman sıralamalarınızın ne kadar yanlış olduğunu anlarsınız. Tarihte işçi sınıfının düşürdüğü Hükümetlerin yanı sıra politik olarak da örgütlenip kendi iktidarlarını kurduğu örnekler var. Emeğin, alın terinin iktidar olduğu tek tasanın ölüm olduğu bir dünya da var.

‘ÖRGÜTLÜLÜKLE ÜCRETLER ARASINDA BİR ORANTI VAR’

Öte yandan işçi sınıfımızın örgütlülük düzeyi ile ücretlerin durumu arasında doğru bir orantı var. Yani aslında ücreti belirleyen şey memleketin yaşam şartları vs. değil. Ekonomi Bakanı asgari ücret dört kişilik bir ailenin geçim ücreti değildir derken bir gerçeği itiraf ediyor. Tespit komisyonu oturup bunu hesaplamıyor, sadece işçilerin mevcut durumuna ve işverenlerin taleplerine göre asgari bir standart belirliyor. Kısaca işçiler ne kadar örgütlü olursa ne kadar mücadele ederse ücretler de o kadar artacaktır. Rakamları ifade edip komisyondan gelecek açıklama beklendiği sürece bir iyileşme olmayacaktır. Zaten hükümet çevreleri de artık zam kelimesi yerine güncelleme kelimesini kullanıyorlar. Aslında bu da doğru bir ifade. Temel tüketim maddelerine yapılan zamlara bakarak her yıl işçinin açlıktan ölmeden yaşayabileceği rakamı güncelliyorlar. Gerçekte hiçbir zaman bir iyileştirme yapılmıyor. İşçinin alım gücünde, yaşam kalitesinde bir artış olmuyor. Seramik sektöründe durum neyse diğerlerinde de durum aynı yani.

İşçilere de çağrımız kısaca şudur. İnsanca bir yaşam için örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka çare yoktur. Bunu hem kendimize hem çocuklarımıza borçluyuz. Var olan tüm haklar geçmişte mücadele ile kazanılmış haklardır. Hiçbiri patronların ya da hükümetlerin bahşettiği haklar değildir. İyi bir ücret, yeni bir hak istiyorsak onu almak için ona doğru yürümemiz lazım.

www.evrensel.net