Suudi Arabistan Yemen’in fabrikalarını da vuruyor

Suudi Arabistan Yemen’in fabrikalarını da vuruyor

Suudi Arabistan’ın lideri olduğu ABD destekli koalisyon güçlerinin operasyonları, fabrikalar, depolar ve benzeri sivil ekonomik yapıları da vuruyor.

Suudi Arabistan’ın liderliğini yaptığı Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE, Mısır, Ürdün, Fas ve Sudan’dan oluşan ABD destekli koalisyon güçlerinin 26 Mart 2015’te Yemen’de Husiler ve müttefiklerine yönelik başlattığı geniş kapsamlı hava operasyonlarının fabrikalar, depolar ve benzeri sivil ekonomik yapıları da vuruyor. İnsan Hakları İzleme Örgütünün 2016 yılında yayımladığı raporu bu yıkımı gözler önüne seriyor. 

Raporda; fabrikalar, ticari depolar ve elektrik santrallerini hedef alan 130 kişinin yaşamını yitirdiği ve 171 kişinin yaralandığı 17 yasa dışı hava saldırısı incelendi. Saldırıların ardından üretimin sonlandığı bu yapılarda 2 bin 500’den fazla işçi istihdam ediliyordu. 20 milyondan fazla kişinin insani yardıma muhtaç bırakıldığı bir ülkede sivil ekonomik yapılara yönelik bombalamaların gıda ve ilaç gibi en temel ihtiyaç maddelerine erişimi daha da zorlaştıracağını tahmin etmek zor değil. 

Raporun Yazarı Priyanka Motaparthy: “Fabrikalara yönelik yinelenen saldırıların Yemen’in halihazırda zayıf ekonomisini uzun vadede telafi edilmez bir biçimde yıpratmayı amaçladığı anlaşılıyor. Suudi Arabistan ve koalisyonun diğer üyeleri yasa dışı saldırıların araştırılmasına veya mağdurların uğradığı zararın telafi edilmesine ilgi göstermiyor” yorumunda bulundu. 

İnsan Hakları İzleme Örgütüne göre ne Suudi Arabistan ne de diğer koalisyon üyeleri araştırma ve telafi konusunda somut adım atmıyor. 
Suudi Arabistan yasa dışı saldırılarına son vererek uluslararası standartlara uygun biçimde bir inceleme başlatmazsa ya da bu görevi üstlenecek uluslararası bir heyeti kabul etmezse ülkenin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi üyeliği askıya alınmalı. 

İŞÇİLERİ DE VURDULAR

Sivil ve askeri hedefler arasında ayrım gözetmeyen ve bilinçli bir biçimde sivillere yönelen saldırılar açık bir biçimde uluslararası insan hakları ve savaş hukukunun ihlaline işaret ediyor. Yemen’deki savaşın tarafları 10 Nisan’da ateşkes ilan edip bir ay kadar sonra Kuveyt’te barış görüşmelerine başlamışlardı. Ateşkesle beraber şiddet ortamı durulmaya başlasa da hava saldırıları hız kesmedi. 25 Mayısta koalisyon güçlerinin bir su şişeleme fabrikasına yönelik saldırısında 2 işçi yaralandı.

Vurulan hedefler arasında bir tekstil atölyesi de vardı. 25 yaşındaki İşçi Rauf Muhammed el-Sayideh saldırı anını şöyle anlatıyor: “O sırada dışarıdaydım. Gürültüyü duyar duymaz atölyeye koştum ve yaralanan arkadaşlarımı kurtarmaya çalıştım. Enkaz altında kalan bir arkadaşımızın yerini saptamak için telefonla aradık. En son 16 yaşında bir arkadaşımız kurtardık. Bacakları büyük bir kolonun altında kalmıştı, vücudunda yanıklar vardı.”

Nüfusun yüzde 80’inden fazlası yardıma muhtaç olan Yemen’de, hava saldırılarının giderek yoğunlaşması durumu içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. 

İNGİLTERE VE ABD MİLYONLARCA DOLAR GELİR ELDE ETTİ

Operasyonun ilk günlerinden itibaren Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava operasyonlarına katılan, koalisyona istihbarat ve mühimmat desteği sağlayan İngiltere ve Birleşik Devletler de soruşturmanın ilerletilmesi açısından hayati bir role sahip. Ancak Motaparthy’nin belirttiğine göre “Suudilere verdikleri desteğin sivil kayıpları önleme amacını taşıdığını iddia eden Birleşik Devletler ve İngiltere hükümetleri Suudiler’in yasa dışı saldırılarına yönelik yapılacak soruşturmaları kasıtlı olarak geciktirerek tüm bu süreçte silah ticaretinden milyonlarca dolar gelir elde ediyorlar.” 

İnsan Hakları İzleme Örgütü başta olmak üzere diğer uluslararası kurumlar ve Yemenli gruplar yabancı hükümetlerin ülkedeki çatışmanın tarafı olan gruplara -kullanımları sivillere yönelik şiddete yol açması ve uluslararası insan hakları hukukunun çiğnenmesi adına büyük bir risk oluşturan- silah satışının durdurulması için çağrıda bulunmayı sürdürüyorlar. 

RADFAN MADEN SUYU FABRİKASI

Suudi Koalisyonu hava kuvvetleri 25 Mayıs gecesi Radfan’da bulunan bir maden suyu fabrikasını 20 dakika boyunca bombaladı. Fabrika yatakhanesindeki iki işçi saldırıda yaralanırken 300 kişiye istihdam sağlayan fabrika bombardımanın ardından harabeye döndü. Fabrika yöresindeki bir köy de hava saldırısına hedef oldu. 4’ü çocuk olmak üzere 6 kişi yaşamını yitirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütüne konuşan bir işçi saldırı anını şöyle anlatıyor:

“O sırada uykudaydım. Patlama sesine uyandık ve bombardıman altında olduğumuzu fark ettik. Ayakkabılarımızı bile giyemeden hemen oradan kaçtık ve fabrika kapısının önünde toplandık. O sırada bombardıman tekrar başladı.”

Bombalanan alan koalisyon müttefiklerinin kontrolünde olduğu için güvenli bölge olarak görülüyordu ve o güne değin hiçbir saldırıya hedef olmamıştı. Koalisyona bağlı askeri görevliler saldırıdan iki hafta önce fabrikayı teftiş etmiş ve dört kişiyi göz altına almıştı. Ancak askeri mühimmat varlığına dair bir soruşturma söz konusu olmamıştı. Saldırı sonrası röportaj veren işçiler de fabrikada silah ya da askeri mühimmat bulunmadığına dikkat çektiler.

SANA’DA VURULAN İÇECEK FABRİKASI

Sana kentindeki Coca-Cola Fabrikası 12 Aralık 2015’te akşam saatlerinde bombalandı. 5 işçinin yaralandığı, jeneratörler ve üretim bantlarının zarar gördüğü saldırı savaş hukuku ihlalinin açık bir örneği.

Bombardıman sırasında yaralanan 43 yaşındaki Ahmed Tahir Mabkhout saldırıyı ve sonrasını şöyle anlatıyor: 
“Bombardıman başladığı sırada fabrika jeneratörünün yanındaydım. Jeneratörün gürültüsünden dolayı ilk bombanın ayırdına varamadım ama yangını gördüm. İkinci bomba düşerken fabrikanın çıkışına koşuyordum. Üçüncü bomba düştüğünde sokağa vardım. Bacaklarıma demir parçaları saplandı. İki aydır hastanedeyim. Üç ameliyat geçirdim. Sağ bacağımdaki yaralardan biri hâlâ açıkta, doku nakli yapılacak. Savaştan önce fabrikada 600 işçi çalışıyordu ama şimdi bu saldırıdan sonra 370 kişi işten ayrılmak zorunda kaldı.”

(Kısaltarak çeviren: Deniz Hale Durakbaşı)

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Aralık 2017 05:16
www.evrensel.net