Sur'daki yasağın 2. yılı; bu zamana kadar neler yaşandı?

Sur'daki yasağın 2. yılı; bu zamana kadar neler yaşandı?

Diyarbakır Sur'un 6 mahallesindeki sokağa çıkma yasağı 2'nci yılını doldurdu. 

Esra Solin DAL 

Sur’da operasyon ve çatışmalar nedeniyle 2 Aralık 2015’te Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” tam 2 yıldır devam ediyor. Aradan geçen zamanda tarihi ilçe yerle bir edildi, insanlar zorla göç ettirildi, geriye kalanlar ise “güvenlik” ablukasına alındı.

DÜNYANIN EN UZUN SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

Dünya tarihinin en uzun süren yasağı özelliği olan bu durum Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde vurulmasıyla birlikte başlamıştı. O günden bu güne kadar yasaklı olan ve yıkımın devam ettiği 6 mahalleyle birlikte Sur, aralıksız olarak 103 gün süren çatışmalı bir dönem geçirdi. 

YIKILAN BİNALAR KARAKOLA ÇEVRİLDİ

İlçede okul, yurt, otel gibi birçok yere el konularak karakola dönüştürüldü. Diyarbakır’da ve Sur’da birçok Aile Sağlık Merkezi ve okul boşaltılarak polis noktalarına çevrildi. Yine Sur’da 12 noktada “güvenlik kulübeleri” adı altında karakollar kuruldu. 

ÇOK SAYIDA KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ VE YARALANDI

Sur

Gece gündüz çatışmaların olduğu, patlamaların meydana geldiği ilçede 103 günde resmi rakamlara göre, 2 yüzbaşı ve 2 teğmenin de aralarında bulunduğu 53 asker, 17 polis ve 1 korucu olmak üzere toplam 71 devlet görevlisi yaşamını yitirdi. En az 392'si asker, 128'i polis, 3'ü korucu olmak üzere toplam 523 devlet gücü de yaralandı. Bu süre zarfında aralarında YPS ve YPS-Jin üyelerinin de olduğu 73 kişinin cenazesine ulaşıldı. Sur’da başlatılan kuşatmayı protesto eylemlerinde ise 11 kişi öldürüldü. Sur’da çıkan çatışmalarda yaşamını yitiren YPS ve YPS-Jin üyelerinin cenazeleri günlerce sokak ortasında kaldı. Polis ve askerler, cenazelerin alınmasına izin vermeyince, aileler günler süren açlık grevi yapmıştı. En son girişimler sonucu cenazeler ailelerine verilmişti. Ancak burada yaşamını yitirdiği açıklanan Hakan Aslan’ın cenazesi tanıkların yer göstermesine rağmen halen bulunamadı. 

ACELE KAMULAŞTIRMA KARARI 

Sur

Çatışmaların sonlanmasının ardından 25 Mart 2016 tarihinde, Bakanlar Kurulu Sur ilçesinin tamamı için “acele kamulaştırma kararı” aldı. Bu kararla birlikte Sur’un 15 mahallesinde toplam 368 alandaki 6 bin 300 parseli kamulaştırıldı, sağlam kalan binalar da iş makineleriyle yıkıldı. 

40 BİNE YAKIN İNSAN GÖÇ ETTİRİLDİ

Sokağa çıkma yasakları büyük bir kültürel ve insani yıkıma yol açarken, insanlığın ortak inanç ve kültür mirası olarak kabul edilen kutsal mekânlar da harabeye çevrildi. UNESCO kültür mirası listesinde bulunan Diyarbakır surları tank ve top atışlarıyla hasara uğradı. Sur’da Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre şu ana kadar bin 750 ev yıkıldı. En az 500 evin daha yıkılacağı kaydedildi. Sur’da çıkan çatışma ve yıkımdan dolayı göç etmek zorunda kalan yurttaşların net sayısı belirlenemezken, yaklaşık 40 bin insanın evinden göç ettirildiği belirtiliyor. 

İlçede çatışmalar bitmesine rağmen yıkım ve sıkıyönetim uygulamaları halen devam ediyor.

20 İNANÇ MERKEZİ ZARAR GÖRDÜ 

Tarihi kentte farklı inançlara ait kiliseler, camiler, konaklar, hamamlar bu yasaya dayandırılarak yok edildi. 1564-1567 yılları arasında yapılan Behram Paşa (Paşa) Hamamı ağır silahların hedefi olurken, Hacı Hamit Camii, Süleyman Nazif İlköğretim Okulu ve 1500 yıllık tarihi geçmişe sahip olmanın yanı sıra Türkiye’de türünün tek örneği olan Dört Ayaklı Minare ve onun camisi Şex Mutahar Camii, Ermeni Katolik Kilisesi, Mehmet Uzun Evi, Şehzadeler Konağı, Protestan Kilisesi, Mor Pedriom Keldani Kilisesi, Ortadoğu’nun en büyük Kilisesi Surp Giragos Ermeni Kilisesi, çatışmalardan büyük zarar gördü. 

EKONOMİ BİTTİ

Sur’da yaşan çatışmalar nedeniyle ilçedeki esnafların büyük bir çoğunluğu kepenk kapatmak zorunda kaldı. Diyarbakır Ticaret Odası’nın 2017 verilerine göre, sadece Sur’da esnaflık yapan ve dükkânlarını kapatmak zorunda kalan esnafın ekonomik kaybı 5 milyon TL. Öte yandan Sur esnafı, ekonomik kriz nedeniyle işlerinin bitme noktasına geldiğini dile getiriyor. (Diyarbakır/MA)


SUR'LA DAYANIŞMA PLATFORMU: SUR'UN EKONOMİKL DEMOGRAFİK YIKIMINA DUR DİYELİM

Sur'la Dayanışma Platformu

Sur'la Dayanışma Platformu, Sur'daki ablukanın 2. yılında, İHD İstanbul Şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısına HDP yöneticileri,  yaşam savunucuları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Toplantının olduğu salona "Diyarbakır Suriçi 2 yıldır abluka altında" pankartı asıldı. Açıklama öncesi Sur fotoğraflarının olduğu "Suriçinde yıkıma, kültür kıyımına, mülksüzleştirmeye son" başlıklı slayt gösterildi.

‘TAŞ TAŞ ÜZERİNE BIRAKILMADI’ 

Basın açıklamasını Sur'la Dayanışma Platdormu Gönüllüsü Prof. Dr. Ayşe Erzan yaptı. Erzan, 2012 'de "riskli alan" ilan edilmiş olan Suriçi'nin yüzde 90'ının 21 Mart 2016'da verilen Bakanlar Kurulu kararı ile kamulaştırmaya tabii tutulduğu söyleyerek şöyle devam etti: “Şu anda Alipaşa'nın büyük bir bölümü yerle bir edilmiş durumdadır. Yıkım ise halen devam ediyor. Böylelikle, Suriçi'nde topyekun bir mülksüzleştirme operasyonu gerçekleştirilmiş oldu. Sur’da bu yaşananlar, zorla tahliyeler ve yıkımlar vasıtasıyla, Türkiye’nin uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği taşıdığı yükümlülükleri ve kendi anayasası doğrultusunda garanti altına alınmış olan konut hakkını ihlal etmiş olduğu anlamına gelmektedir" diye kaydetti. 

'ABLUKAYA SON VERİLMELİ' 

Suriçi’nde ablukalara son verilmesi gerektiğini dile getiren Erzan, şöyle devam etti: "Suriçi’nin tümü, sakinlerinin ve gözlemcilerin serbestçe girebilecekleri şekilde açılmalıdır. Kamulaştırma kararı iptal edilmeli ve Suriçi’ndeki tüm evler, binalar ve arsalar sahiplerine geri verilmelidir. Kentsel dönüşüm kararı iptal edilmelidir. Suriçi sakinlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüş ve istekleri doğrultusunda bir ortak karar verme süreci, uluslararası uyugulamalarda kabul gören yöntemlerle oluşturulmalıdır. Evi onarılabilir durumda olan Suriçi sakinlerinin, evlerine dönmeleri, gerekli tamirleri /inşaları yapmaları için tüm imkânlar sağlanmalı, evinin hasar görmüş olması nedeniyle evinde ikamet etmesi mümkün olmayan tüm ilçe sakinlerine, konut sorununa uzun vadeli bir çözüm bulunana kadar, yeterli konut dâhil, temel sosyoekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak adil ve yeterli destek verilmeli ve bu kişilerin kamu hizmeti ve altyapıya erişimleri sağlanmalıdır. Suriçi sakinlerinin belirlenen tazminat bedelleriyle ilgili itirazlarını bağımsız bir merci önüne taşıyabilecekleri bir mekanizma oluşturulmalı ve bağımsız hukuki yardım sağlanması güvence altına alınmalıdır; Hem ev sahipleri hem de kiracılara Sur’a geri dönme seçeneğinin sunulması güvence altına alınmalıdır."

'KÜLTÜREL SOYKIRIM SÖZ KONUSU'

Göç İzleme Derneği Eşbaşkanı Kiyasettin Cuheylan ise 1990'lı yıllardaki göç politikalarına değinerek, "Yerinden edinme deneyimi Sur'da yaşayan insanlar tarafından 1990'lı yılların bir tekrarı niteliğinde olmuştur" dedi. Sur'da bulunan yapıların yüzde 50'sinin tamamen oturulamaz halde olduğunu ve yüzde 25'inin ise hasar görmüş olduğunu kaydeden Cuheylan, acele kamulaştırma ile Sur'un yüzde 60'ının kamulaştırıldığını söyledi. Cuheylan ayrıca KHK ile birçok sivil toplum kuruluşunun kapatıldığını ve bu yüzden yerinden edilen insanlara yardım erişiminin ortadan kaldırıldığını aktardı. HDK Mimar Mühendis Şube Platformu Güzin Alpaslan, Sur'da kolektif bir yaşamın ortadan kaldırıldığını ve güvenlik gerekçesi ile emniyet birimlerinin yerleştirildiğini vurgulayarak, "Sur'da yaşananları sadece kentsel rantla açıklayamayız. Bu oradaki bilinci, gelenekleri yok etmek, bölgenin demografik yapısını değiştirmek, halkı kendi tarihinden, bilincinden koparmak için uygulanan bir devlet politikasıdır" dedi. Arkeloglar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar, "Yeniden yapılanma süreci yaşamı ve kültür varlıklarını koruyacak şekilde planlanması gerekiyor" dedi. MKM Çalışanlarından Sanatçı Evînen Rezan, "Son 2 yıla baktığımızda iktidarın kültürel ve yapısal alana saldırılarının olduğunu görüyoruz. Belediyelerin yaptığı kültürel çalışmalar kayyum atanan belediyeler tarafından engelleme ile karşı karşıyayız. Kültürel yapıyı  değiştirmeye yönelik bir çalışma. Kültürel soykırım söz konusudur"diye kaydetti. 

SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARINDAN EĞİTİM DE ETKİLENDİ

Sokağa çıkma yasakları ve eğitimde yaşanan hak ihlallerine değinen Eğitim-SEN İstanbul 1 Nolu Şube başkanı Mesut Mike sokağa çıkma sürecinde etkilenen okul, öğrenci ve öğretmen sayılarını şu şekilde açıkladı: "İl genelinde 517.708  öğrenci etkilendi. İl genelinde 18.110 öğretmen etkilendi. Sur İlçesinde 7.451 öğrenci, 381 öğretmen etkilendi. Sur ilçesinde birinci dereceden etkilenen okul sayısı 15, çatışmalar sonucu tahrip edilen okul sayısı 11, 6 okul ise Sur İlçesinde yaşanan çatışmalar sonucu kapatıldı."

Açıklama sonrası 3 Aralık Pazar günü Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezinde "Sur: Ax u welat" belgesel gösterimi olacağının bilgisi verildi. (İstanbul/EVRENSEL) 

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Kasım 2017 15:22
www.evrensel.net
ETİKETLER Sur