Filistin: 50 yıllık işgal 50 yıllık emek mücadelesi

Filistin: 50 yıllık işgal 50 yıllık emek mücadelesi

Filistin'in El Kader köyünden 70 yaşındaki Muhammed İsa Salah: Burada hayat Avrupa’daki gibi pahalı ama maaşlar Afrika’daki gibi

Chloé BENOIST
Equaltimes.org

70 yaşındaki Muhammed İsa Salah hayatının 30 senesi boyunca İsrail’de marangoz olarak çalışmasına ve son 17 senesini Batı Şeria’nın güney kesiminde çiftçilik yaparak geçirmesine rağmen hâlâ geçimini sağlamak için mücadele ediyor. 

El Kader köyünden yaşlı bir Filistinli olan Salah, okuldan hatırladığı birkaç İngilizce kelimeyle şunları söylüyor: “Burada hayat Avrupa’daki gibi pahalı ama maaşlar Afrika’daki gibi.”

Yaşlı adamın durumu Filistin’de bir sıra dışılık arz etmiyor. Filistin halkının dörtte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor, benzer bir oran işsizlik için de geçerli. Filistinliler yıllardır geçinebilmek ve işyerinde haklarını savunmak için mücadele ediyor. 

Son 50 yıl boyunca İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’ni işgali, tartışmasız bir şekilde Filistinlilerin çalışma koşullarını olumsuz yönde etkiledi. Bu süreçte, sendikalar Filistinli işçilerin haklarını savunma amacıyla somut adımlar atmak için siyasi bölünmelere karşı mücadele etti.

“Düşmanı İstihdam Etmek: İsrail Yerleşimlerindeki Filistinli Emekçilerin Hikayesi” adlı kitabın yazarı Matthew Vickery, “İşgal edilen sadece toprak değil, aynı zamanda Filistin ekonomisi” yorumunda bulunuyor. 

FİLİSTİN’İN UCUZ İŞ GÜCÜNE DÖNÜŞMESİ SÜRECİ

1967’de kendilerini İsrail’in askeri işgali altında bulan yüz binlerce Filistinli kısa sürede İsrail ekonomisi için ucuz emek kaynağı haline geldi, İsraillilerin yapmak istemediği işleri çok daha az paraya, denetimsizlik ve güvencesizlik koşullarında yaptılar. 

Vickey’in ifade ettiğine göre: “İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) 1994’te taraflar arasındaki ekonomik ilişkileri düzenleyen Paris Protokolünü imzalaması, Filistin ekonomisinin İsrail’e olan bağımlılığını artırdı”

İsrail para biriminin işgal edilen topraklarda kullanılmasını dayatan, Filistin’in ithalat ve ihracatını fiilen İsrail kontrolü altına alan protokol aynı zamanda işgalci güce Filistin Yönetiminin İsraile ekonomik olarak fayda sağlamayacak taleplerini veto etme hakkı verdi. 
İkinci İntifada (2000-2005) sırasında, İsrail Yönetimi, Filistinli işçilerin İsrail’e girişine ciddi kısıtlamalar getirdi. Muhammed İsa Salah, İsrail’e Filistin plakalı bir arabayla rahatça girebildiği günleri hatırlıyor, bugün ise işçilerin geçiş için izin başvuruda bulunmaları ve kontrol noktalarını yürüyerek geçmek için saatler harcamaları gerekiyor. 

10 YILLIK YASA DIŞI ÇALIŞMA; KORKU, STRES...

İsminin açıklanmasını istemeyen Bethlehem bölgesinden bir inşaat işçisi, çalışma izni alması için gereken ücreti ödeyemediği için on yılı aşkın süredir İsrail’de yasa dışı bir şekilde çalıştığını, Batı Şeria’da imkanların yetersizliği karşısında, geçinebilmek için burada kalmaya mecbur olduğunu söyledi.

Sınırı yakalanmadan geçmek için yaşadığı tedirginliği ve inşaatlarda polis baskını korkusuyla bölük pörçük uyuduğu geceleri anımsayan inşaat işçisi, “On yıldan fazla süredir depresyon noktasına gelen korku, endişe ve stres yaşadım” diyor. 
Yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinde çalışan 36 binden fazla Filistinli işçi, Filistin toplumunca İsrail’in yayılmacı çabalarına hizmet etmekle suçlanıyor.

Salah, “Bu yerleşimlere giden işçiler utanç içinde oluyor” diyor. “Başka seçenekleri yok. Ya İsrail’de ya da yasa dışı yerleşimlerde çalışacaklar, ya açlıktan ölecekler ya da intihar edecekler.”

Salah işçi olarak çalıştığı 50 sene boyunca sendikalarla hiç karşılaşmadığını söyledi. Salah’ın deneyimi çoğu Filistinli işçinin hayatını yansıtıyor. 

‘Araştırma ve Gelişme İçin Arap Dünyası’ (AWRAD) adlı araştırma merkezi tarafından 2013’de hazırlanan raporda işçilerin yüzde 85’inin sendikalarla hiçbir bağı olmadığı ve yüzde 43’ünün Filistin sendikalarına güvenmediği vurgulandı. 

ZAYIFLATILMIŞ BİR İŞÇİ HAREKETİ

1920’lerde ortaya çıkan Filistin sendikal hareketi 1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla ciddi bir şekilde zayıfladı. Sendika liderlerinin komşu ülkelere sürgüne gönderilmesi ya da Batı Şeria’da Ürdün yönetimi altında yaşamak zorunda bırakılmasıyla işçi hareketi bastırıldı. 
1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan 1987’de başlayan Birinci İntifada’ya kadarki süreçte İsrail sendikalara karşı çok sert önlemler aldı. 
Filistin İşçi Sendikaları Ulusal Federasyonu Üyesi Hüseyin Foqaha, “O zamanlar iki yönlü bir mücadele verdik. İşgale karşı ve işçileri desteklemek adına savaştık” diyor. “Birçok kez işgale karşı yürüyüşler düzenledik, duyurular ve toplantılar yaptık, FKÖ’yü destekledik. Bu yüzden bileğimize kelepçe vurdular.”

1993 Oslo Anlaşmalarının ardından Filistin Özerk Yönetiminin kurulması ve bunu takiben Uluslararası Ticaret Sendikası Konfederasyonuna (ITUC) bağlı Filistin Genel İşçi Sendikaları Federasyonunun (PGFTU) kurulması, işçi hakları savunucuları için umut verici bir gelişmeydi. Filistinliler sonunda, Osmanlı egemenliğine, İngiliz mandasına, Ürdün’e, Mısır’a ve İsrail mevzuatına tabii olmak yerine kendi iş hukuklarını oluşturma fırsatına sahip oldular. 

Foqaha, Filistin Yönetiminin 2000 yılında bir iş kanununu geçirmesini takiben 2003’te sosyal güvenlik sistemini kurmasının, 2012’de asgari ücreti ve 2014 yılında devlet dışı emeklilik sistemini yürürlüğe sokmasının önemli gelişmeler olduğunu söylüyor.

İşgal altındaki Filistin topraklarında yoksulluk sınırı 2 bin 293 şikel (655 dolar) olduğu halde aylık asgari ücretin 1450 şikel (414 dolar) olduğu ve iş yasasının da yarı yarıya ya da daha az uygulandığını söylüyor.

‘İŞÇİLER İÇİN KOLAY ÇÖZÜM YOK’

Filistin Çalışma Bakanlığı, Equal Times’a yaptığı açıklamada, İş Yasası’nın ‘kabul edilebilir bir şekilde’ uygulandığını söyleyerek hükümete karşı yapılan eleştirileri geçiştirdi.

Bakanlık ayrıca, Batı Şeria’daki çalışma koşullarını düzenleyen yeni yasalar oluşturmak için Filistin hükümeti ile sendikalar arasında kurulan ilişkiyi “bütüncül bir ilişki ve ortaklık” olarak tanımladı. 

El Kader köyünden Salah ise, “Filistin yönetimi Filistin işçi sınıfının kaderi konusunda kayıtsız kaldığı sürece, geleceğe iyimser bakmak için bir sebep yok.” diyor.

“Hangi çözüm? Hiçbir çözüm yok” diyor yaşlı adam. “İşçiler için kolay bir seçim yok.”

PATRONLARI CEZALANDIRAN MEKANİZMA YOK

Uluslarlarası Çalışma Örgütü (ILO) da bu yılın mayıs ayında yaptığı açıklamada mevcut iş yasalarının pratikte işçi haklarını güvence altına almaktan uzak olduğunu ve etkili bir denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Foqaha, yasaları ihlal eden patronları cezalandırma mekanizmalarının olmamasının bu krizde büyük bir rol oynadığını ifade ediyor. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, Uluslararası Çalışma Örgütü, İsrail yerleşimlerinin dışında Batı Şeria’da çalışan 745 bin Filistinliye karşılık Filistin’de 2017’de 57 resmi iş müfettişi bulunduğunu bildirdi. 

AWRAD raporu, Filistinli işçilerin yüzde 46’sının haklarının farkında olmadıklarını gösteriyor. Buna ek olarak, yüzde 27’lik işsizlik oranı -ki bu oran kuşatılmış Gazze Şeridi’nde yüzde 41’e ulaşıyor- işyerinde kendi haklarını savunmaları konusunda işçilerin gözlerini korkutuyor. Bu yüksek işsizlik oranı yüzünden işçiler açıkça konuşmaya cesaret ederlerse kovulabileceklerini ve kolayca yerlerinin doldurulabileceğini biliyorlar. 

FİLİSTİN YÖNETİMİ İŞÇİ HAKLARIYLA İLGİLENMİYOR

Filistin İşçi Sendikaları Ulusal Federasyonu Üyesi Hüseyin Foqaha, “Başlıca sorunumuz, Filistin hükümetinin sosyal veya ekonomik meselelerde herhangi bir stratejik planı bulunmaması” diyor.

Filistin Genel İşçi Sendikaları Federasyonu Üyesi Foqaha, esas olarak işçi haklarını ön planda tutmaması nedeniyle Filistin Yönetimini eleştirmekle beraber Filistinli işçiler karşısında sorumluluklarını yerine getirmemesi dolayısıyla Filistin işçi sendikalarını da suçluyor: “İşçiler, Filistin ve İsrail hükümetleri; Filistinli ve İsrailli patronlar yüzünden çok acı çekiyor. Filistin Genel İşçi Sendikaları Federasyonu da dahil olmak üzere hiç kimse onların haklarıyla ilgilenmiyor. Utanç duyuyorum çünkü işçileri savunmak için elimizden geleni yapmıyoruz.

Birçok komite oluşturuyor, birçok toplantı yapıyor, pek çok atölye oluşturuyoruz fakat  hiçbir şey uygulanmıyor.” Foqaha, farklı siyasi partilerin çeşitli sendikalar üzerindeki güçlü etkisinin, -FKÖ’ye bağlı Filistin Genel İşçi Birliği de dahil olmak üzere- federasyonların varoluş sebeplerini unutmasına neden olduğunu düşünüyor. Foqaha, ulusal düzeydeki beş ana Filistin sendika federasyonunun her birinin -Filistin Genel İşçi Sendikaları Federasyonunun popülerliği gittikçe azalan Filistin hükümetinin iktidar partisi olan Fetih’e bağlı olması gibi- ayrı partilere bağlı olduğunu iddia ediyor. 

Foqaha, “Filistinli sendikaların işçileri etkin bir şekilde savunmaları için siyasi bölünmeleri aşmaları gerekmekte” diyor ve ekliyor: “Siyasi partiler olmaksızın toplantılar yapmaya ve kararlar almaya 
iznimiz yok.”

(Çeviren: Kemal Berkay Baştuji)

www.evrensel.net
ETİKETLER Filistin