Mahkemeden 'Gizli tanık tek başına delil olamaz' kararı

Mahkemeden 'Gizli tanık tek başına delil olamaz' kararı

Bingöl’de mahkeme gizli tanık ifadesinin tek başına delil olmayacağını belirtip 37 kişi hakkında beraat kararı verdi.

Bingöl'ün Karlıova ilçesinde 28 Temmuz 2011 günü korucu başı Hacı Alan'ın öldürülmesiyle ilgili haklarında dava açılan 43 sanıktan 3'üne ömür boyu, 2'sine 6'şar yıl hapis cezası verilirken, 37 sanık ise beraat etti. Dava ile ilgili gerekçeli kararında, ‘örgüt üyeliği ve eylemlerini’ ayrıntılı olarak açıklayan mahkeme heyeti, gizli tanık ifadesinin tek başına hükme esas teşkil etmeyeceğine dikkat çekerek, bu nedenle 37 sanık hakkında beraat kararı verildiğini belirtti.

Mahkeme gerekçeli kararda ‘örgüt üyeliği’ ile ilgili ayrıntılı açıklamalar yaparak, örgüte katılma iradesinin somut bir davranışla ortaya konulması ve bu iradenin devamlı olması ile örgüt üyeliğinin gerçekleştiğini kaydetti. ‘Örgüt üyeliği suçunun oluşması için silahlı örgütün yöneticilerinin durumlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde hukuken belirgin olması gerektiği ifade edilen kararda, şöyle denildi:

"Terör örgütlerinin yapılanması genelde farklıdır. Bazı terör örgütleri tim sistemini, bazıları hücre tipi yapılanmayı benimsediklerinden örgüt üyeliğinin her terör örgütünün yapısına göre ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup, bunun için örgüt yöneticilerinin rızasına gerek yoktur. Tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. Bu nedenle örgüt üyeliği suçunun oluşumunda temel ölçüt, kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Aslolan organik bağ kriteridir."

'TEHLİKE ALTINDAKİ TANIĞA DOĞRUDAN SORU SORMA HAKKI'

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararlara göre, tüm delillerin, tartışma ortamını hazırlayacak şekilde, sanığın mevcut bulunduğu aleni bir duruşmada ileri sürülmesinin doğru olduğu belirtilen kararda şu ifadelere yer verildi:

"Ancak, bu ilke, tanık beyanının delil sayılabilmesi için, tanığın mutlaka mahkemede, aleni duruşmada dinlenmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmaz. Savunmanın haklarına saygı gösterildiği sürece, duruşma öncesi alınmış tanık ifadesinin delil olarak kullanılması, tek başına aykırılık oluşturmaz. Sanıktan gelecek misillemelerden korunması için yeterli sebep mevcut ise tanığın kimliğinin gizli tutulması mümkündür. Mahkûmiyet kararı sadece kimliği açıklanmayan tanığın ifadesine dayandırılamayacağı gibi bu ifade ağırlıklı rol oynayan delil konumunda olmamalıdır. Savunma hakkına riayet etmek koşuluyla güvenliği nedeni ile kimliği gizli tutulan tanığın, sanık hazır bulunmadan dinlenmesi veya verdiği ifadenin duruşmaya üçüncü kişi tarafından aktarılması da mümkündür."

Kararda, mahkemeye göre bir tanığın ifadesinin delil olarak kabul edilmesi için bu ifadenin her zaman mahkemede verilmesi gerekmediği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu yüzden tanık tarafından önceden kolluğa veya adli makamlara verilen ifadelerin duruşmada delil olarak kullanılmasının kesin olarak reddedilemeyeceği kabul edilmiştir. Kimliği gizlenmiş her tanığın can güvenliğine yönelik tehdit yoğunluğu aynı derecede olmayabilir. Sanık haklarının sınırsızlığını kabul etmek ve hayatı tehlike altındaki tanığa doğrudan soru sorma hakkını mutlak bir değer olarak görmek mümkün olmamalıdır. Mahkemenin yaklaşımı, genel olarak olaya göre bir tartışma ve olayın koşullarının değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır."

'GİZLİ TANIK BEYANI TEK BAŞINA HÜKME ESAS ALINAMAZ'

Haklarında, 'Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak', 'Kamu görevlisini görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek' ve 'Terör örgütü üyeliği' suçlarından ceza istenen 37 sanığın olay anında, olay yerinde bulunduğuna ilişkin kamera kayıtları ve gizli tanık ifadesi bulunduğunu kaydeden mahkeme heyeti gerekçeli kararında, şöyle dedi:

"Gizli tanık beyanları ve kamera görüntü inceleme tespit tutanaklarında olay günü bir kısım sanıkların olay yerinde bulunduklarına ilişkin tespit dışında başkaca delil yoktur. Kamera görüntülerinde görülen bazı sanıkların olayın gerçekleştiği yerde işyerlerinin bulunması nedeniyle, olay yerinde bulunmaları hayatın olağan akışına uygundur. Sanıkların işlenen suça iştirak ettiklerine dair gizli tanık beyanları dışında bir delil bulunmamaktadır. Hakkında tedbir uygulanan gizli tanığın beyanı tek başına hükme esas teşkil etmez." (DHA)
 

www.evrensel.net