29 Mayıs grubu kime hizmet ediyor?

29 Mayıs grubu kime hizmet ediyor?

İş kollarına getirilen grev yasağına karşı yaptıkları eylem nedeniyle işten atılan 305 THY işçisinin direnişi iki aşkın süredir devam ediyor. Bir tarafta işten atılan işçiler direnişi sürdürürken diğer tarafta sendikanın diskalifiye edilmesinin ardından toplusözleşme görüşmeleri Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından b

Gökhan Durmuş - Ercan Karakaya

Peki kim bu 29 Mayıs Dayanışma grubu?  

SENDİKADAN PARA İSTEDİLER Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, bu grubun oluşumunu şöyle ifade ediyor: “İşten atmaların ardından 13 kişi sendikaya geldi. Mağdur olduklarını ve sendikanın kendilerine 30’ar bin lira para vermesi gerektiğini söylediler. Yani tazminatlarını sendikadan istediler. Bende direnişe katılmaları gerektiğini, 305 kişiyle birlikte mücadele ederek kazanabileceklerini söyledim. Onlarda ‘Direnişe katılırsak bir daha iş bulamayız’ dediler. Daha sonra da gidip sendikanın içindeki muhalif grup Gökkuşağı ile birlikte hareket etmeye başladılar.” Hava-İş’in yönetimine aday olduğunu söyleyen grupla, işverenin aynı söylem içinde olduğunu aktaran Ayçin, işverenin de sendikayı “insanları maceraya sürüklemek ve yasadışı eylem yapmakla” suçladığını, sendika içindeki muhaliflerinde aynı suçlamayı yaptığını kaydetti. THY işverenin 305 kişinin işten atılmasına sendikanın neden olduğunun, bu nedenle tazminatları da sendikanın vermesi gerektiğini söylediğini hatırlatan Ayçin, “29 Mayıs Dayanışması grubu da gelip tazminatlarını sendikadan istiyorlar. Ne farkları var işverenden” dedi.  

ITF’E DESTEK VERMEYİN DEDİLER İşveren yakın medya kuruluşlarında bilinçli olarak sendikayı karalayan haberlerin çıkartıldığını belirten Ayçin, “Airport gazetesinin bu grubun gönderdiği maille ilgili ‘305 kişinin ayağına kurşun sıkıyorsunuz’ haberi işverenin müdahalesiyle ve baskısıyla kaldırıldı. Böyle bir müdahale ilk defa oldu. Bu bile işverenle Gökkuşağının nasıl hareket ettiğini gösteriyor” diye konuştu. 29 Mayıs Dayanışması grubundakileri, Gökkuşağının işverenle birlikte hareket ettiğini belgelediklerini o zaman “onlarla bir bağımız yok” diyenlerin şimdi birlikte hareket ettiğini aktaran Ayçin, “Bütün bunlar yetmezmiş gibi son olarak sendikamızın üst örgütü olan ITF Avrupa’da Hava-İş’e destek için 4 hafta sürecek eylem sürecini başlatacağı gün, onlara mektup göndererek bize destek vermemelerini istediler. ITF muhataplarının sendika olduğunu, 23 yıldır bizimle ortak hareket ettiklerini söyleyerek yapılananın işçi düşmanı bir hareket olduğunu söyledi. Gökkuşağı ve 29 Mayıs Dayanışmasını tanımadıklarını belirtti. Bir kampanya varken böyle bir girişimin direnişe zarar vereceğini söyledi. Arkadaşlar böyle bir mektup yazmadıklarını söylediler ama ITF mektubu bize gönderdi ve altında bu arkadaşların imzası var” dedi.  

‘BİZ DİRENİŞTE ONLAR GENEL MÜDÜRLÜKTE’ “Burada arkadaşlarımız bir mücadele verirken, patronun, hükümetin baskılarıyla mücadele ederken, 2 ayı aşkın süredir burada her şeye karşı direniş sürürken, Hava-İş yönetimine aday olduğunu söyleyenlerin işverenle aynı şeyleri söylemesinin ne anlama geldiğini Hava-İş üyelerinin taktirine bırakıyoruz. Onlar THY Genel Müdürlük binasında, THY’nin şirket bürolarında, THY’nin finansa ettiği şirketlerin odalarında toplantı halindeler. Biz buradayız, mücadele diyenler, ben haksızlığa uğradım diyenler, burada adalet istiyor” diyen Ayçin, hem Gökkuşağı grubunun hem de 29 Mayıs Dayanışması grubunun işçilerin yürüttüğü mücadeleye zarar verdiğini ifade etti.  

YASAK GELİRSE ‘UÇMAYIZ’ DEDİK İşten atılan THY işçilerinden Deniz Eralp, 29 Mayıs Dayanışması grubunun ITF’e gönderdiği mektubu grev ve direniş kırıcı bir tutum olarak yorumladı. “Keşke onlar böyle işlere girişeceğine bizimle birlikte burada direnişe katılsaydı ve fikirlerini bizlere söyleselerdi. Belki farklı bir şey yapardık. Bir tarafta direniş devam ederken o direnişe katılmayıp evinde oturarak böyle açıklamalar yapmak hiç doğru değil” diyen Eralp, ‘Ani alınmış, örgütsüz bir eylemdi’ eleştirilerine de sert cevap verdi. Eralp, “2011 yılının başından beri devam eden bir süreç bu. Önce toplusözleşme görüşmelerini ötelediler. Sonra çalışanların yüzde 40’ına grev yasağı getirmek istediler. Sonra arabulucuya itiraz ettiler ve son olarak da grev yasağı getirdiler. Grev yasağı getirilirken ne yapacaksın işçi olarak bekleyecek misin? Sözleşme süresi uzatılıyor, grev yasağı gündemde arkadaşlar sürekli ‘bir şey yapmayacak mıyız? Neden tepki göstermiyoruz’ diye söyleniyordu.THY Genel müdürlüğü önüne çok kitlesel bir yürüyüş yapıldı. 5 bin kişi açıklama yaptık. Orada Genel Başkan Atilay Ayçin, ‘grev yasağı geliyor, bunun Meclis’e getirdikleri ne yapacaksınız?’ diye sorduğu zaman hep birlikte “Uçmuyoruz” dedik. Sonra ne oldu, bütün gazetelere ne yapılmak istenmediğine dair ilanlar verildi. Daha ne yapacak sendika, grev yasağı gelirken bekleyecek miydi” diye konuştu.  

YASA ÇIKTIKTAN SONRA EYLEM OLUR MU? 29 Mayıs Dayanışması grubunun “O gün bir şey yapılmayacaktı daha sonra yapılmalıydı” söylemini de eleştiren Eralp, “Böyle bir şey olur mu? Yapılacaksa yasanın çıkmasını engellemek için yapılmalı. Yasa çıktıktan sonra yapsan ne olacak? Eğer o gün kırılmalar olmasaydı, THY yönetiminin baskılarına arkadaşlarımızın hiçbiri boyun eğmeseydi, uçakların hiçbirisi kalkmasaydı bu yasa çıkabilir miydi? Yasa geri çekilecekti. O yüzden zaten görüşmeler tamamlandıktan sonra onaylamak için bir gün beklediler. Kimse çözüm sunmuyor. O öyle olmamalıydı, bu böyle olmamalıydı. İşçiler yıllardır grev hakkını kazanabilmek için mücadeleler yürütülüyor, burada var olan bir hak ortadan kaldırılırken en büyük tepkinin gösterilmesi gerekiyor” diye konuştu.  

EKSİKLİKLERE RAĞMEN DOĞRU KARAR VERİLDİ İşten atılan THY işçilerinden Ahmet Engin Eracal ise “Bence onlar hükümet yanlısı, sarı sendika kurmaya çalışan bir grup” dedi. Böylesi büyük bir eylemi ilk defa yaptıklarını, her şeyin hesaplandığını kendisinin de düşünmediğini aktaran Eracal, “Mesela rapor alan arkadaşlarımızın burada olmaması belki daha iyi olurdu. Bu da benim düşüncem. Bu eylemin o kadar ince hesaplarını yapmak Pentegon’un gizli odalarındakilerin yapabileceğini bir şey. Ancak şeytanın aklına gelir bunlar. Sendika ilk başta bizim haklarımız gasp ediliyor, bunları elimizden alacaklarda dedi. THY çalışanları da akıllarının yettiği kadar kendi haklarını savundular. Bende evden çıkarken işten atılabilme ihtimalim olduğunu biliyordum. Bu normaldir, işveren kendi çıkarı için gerekirse işçiyi de işten atabilir. Ama çok ince hesapları yapamazdı sendika. Çünkü üç-beş kişilik bir işyeri değil burası. Çok insanın çalıştığı bir yer. 305 işçinin işten atılacağını kestiremeyebilirler” diye konuştu. Herkesin olduğunu gibi sendikanın da yanlışları olabileceğini düşünen Eracal, sendikanın hayati bir yanlış yapmadığını, kitlesel bir tepki vermek için yapılması gerekeni yaptığını ifade etti. Eracal, “Gelin birlikte tersten düşünelim. Ne yapmasaydı sendika? Hiç mi tepki göstermeseydi? Bu kadar kısa sürede buna yaptı, hükümet bir günde meclise getirdi, biz de bir günde bu kadar kişiyi toplayıp eylem yaptık. Onların bir günde bu kadar insanın ilgilendiren yasayı çıkartması sorun olmuyor, sendikanın bir günde eylem örgütlemesi sorun oluyor. Bu tarafın irdelenmemesine anlam veremiyorum” şeklinde konuştu.    

DAYANIŞMA İŞYERLERİNE YAYILMALI İki ayı aşkındır direnişi sürdüren THY işçilerine verilen destekle ilgili olarak Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin şöyle düşünüyor: “Tabi ki ziyaretleri önemsiyoruz. Özellikle arkadaşlarımızın morallerini yükseltiyor. Ziyaretlerde iç ve dış kamuoyuna verilen mesajlar önemlidir. Örnek bir mücadele olması açısından önemli. Ancak yeterli olduğunu söyleyecek durumda değiliz. Değişen saldırılar karşısında artık hantallaşmış ziyaretlerin yanında mücadelenin kapsamını genişleten işyerlerinden başlayan bir mücadele başlatmalıyız. Bu direnişlerin parasal boyutu var. Bunun sağlanması lazım. Biz şuana kadar kendi imkanlarımızla götürüyoruz, gücümüz yetene kadar da devam edeceğiz. Burada kazanmamız için sadece biz değil içerde ve dışarıda böyle bir mücadele hattının örülmesi gerek.” Ahmet Engin Eracal ise, “Destek ziyaretleri ilk başta çok iyiydi ama sonra yavaş yavaş azaldı. Kamuoyu bizi iyi anlamıyor. Bunun nedeni komplike bir iş yapıyor olmamız. Maaşların yüksek olduğunun propagandası yapılıyor sürekli. Ama kimse yaptığımız işi bilmiyor. Dünya çapına bakıldığı zaman bu işin bedeli bu. Özel bir eğitim gerektiriyor bu iş. Herkesin yapabileceği sanılıyor ama öyle bir şey yok. Türkiye’de sendikalar genel bir duruş sergilese, iş bıraksa tabi ki çok kısa sürede çözülür. Ama hükümet yanlısılar mı bilmiyorum” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net