‘Müfettiş’ 181 yaşında  hâlâ genç... Hâlâ sahnede...

‘Müfettiş’ 181 yaşında hâlâ genç... Hâlâ sahnede...

Tiyatrolokomotif'in sahnelediği Müfettiş oyununun yönetmeni A. Bülent Acar ve dramaturgu Zerrin Yanıkkaya ile oyun üzerine konuştuk. 

Ümmü TAYLAN
İstanbul

Gogol’ün Müfettiş’i 181 yaşında bir oyun. Rus edebiyatında önemli bir yerde duruyor. Üstüne üstlük zamansız ve mekansız. Bütün coğrafyalarda, bugün, yarın, her zaman güncel kısacası. Bu sezon Müfettiş’i farklı bir yorumla sahneye taşıyan genç bir ekip var. Tiyatrolokomotif. Oyunun yönetmeni A. Bülent Acar ve dramaturgu Zerrin Yanıkkaya’yla oyun üzerine konuştuk. 

Müfettiş’in ilginç bir hikayesi var. Oyun Puşkin’in anlattığı bir hikayeden doğuyor. Sizin Müfettiş’le ilgili hikayeniz nedir? Nasıl karar verdiniz oyunu oynamaya? 
Çok ilginç bir metin. Yazıldığı tarihten bugüne hem Türkiye’de hem yurtdışında birçok oyun yazarını etkilemiş. Kendi dönemi içinde tiyatro yazınına yenilikler getirmiş. 

Bizim maceramıza gelince 2013-14 yılında Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde “Oyun Çalışması” dersinde çıkarttık, oyunu. Çokça çevirisi var Müfettiş’in. Hepsinden bir derleme yaptık. Bugüne dair söyleyişleri öne çıkarmak için. Epeyce de kırptık metni tabii. 

Sıradan bir komedya değil, Müfettiş. Anlatımın geliştirilmesi konusunda kafa yorduk. Oyunun özünde olan grotesk ögeleri nasıl öne çıkaracaktık? Meşhur Rus yönetmen Meyerhold’un rejisini inceledik. Meyerhold’un Müfettiş’i en önemli yorumlardan. Bu oyun sayesinde adını dünyaya duyuruyor, Meyerhold.  Kendi imkanlarımızla o ne yapmaya çalışmış, nasıl bir yöntem izlemiş anlamaya çalıştık.

Stilize bir oyunculuğun, bedensel tiyatroya göz kırpan bir sahnelemenin oyunun gerçek değerini ortaya çıkaracağını düşündük. Oyun hem üniversite festivallerine, hem de yurtdışı festivallere katıldı. Belarus da duraklardan biriydi. Oyunun geçtiği coğrafyada Gogol oynamak hem ekip, hem seyirci için heyecan verici deneyimdi. Öğrenciler mezun olunca oyunu okul sahnesinden dışarıya taşımayı teklif etti. Öğrencilerimizden üç-dört kişi ve çeşitli üniversitelerin oyunculuk bölümlerinden genç arkadaşlarla bir ekip oluşturup işe koyulduk. Hepsi piyasada oyunculuk yapan genç profesyoneller. Ayrıca kostüm tasarımcımız Meltem Yıldırım, makyaj tasarımcımız Zülal Süer Gökeri de var ekipte. Kadıköy Theatron provalarımız için mekanını açtı. Oyunun doğduğu Yeditepe Üniversitesi’nin katkılarını da anmak gerek. Prodüksiyonu da oyuncu arkadaşlarımız üstlendi. Şimdi sahnedeyiz.

Nabakov Müfettiş hakkında ‘Oyun kör edici bir şimşeğin görüntüsüyle başlar ve gök gürültüsüyle sona erer’ der. Neler oluyor şimşekle gök gürültüsü arasında? 
Oyunun ilk cümlesi kasabaya bir müfettiş geldiğini söylüyor. Hiçbir serime gerek kalmadan.  Kasaba halkı, bürokrat takımı müfettiş zannettikleri bir küçük dereceli bir memura yaranmaya çalışıyor.  Oyun bu durum üzerine kurulu. Oyunun sonunda da müfettiş zannettikleri Hlestakov’un onları dolandırıp kaçtığı anlaşılıyor ve gerçek müfettiş geliyor. Bütün bunlar bir çırpıda olup bitiyor. Çok kısa sürede. Küçük bir kasabadan ülkenin resmini çiziyor Gogol aslında. Çürümenin resmini. Kasaba kendine bir müfettiş yaratıyor. Döndürdükleri dolaplar ortaya çıkmasın diye onu yedirip içirip rüşvete boğuyorlar. Bütün bunlar olurken gerçek müfettişin kasabada olduğu anlaşılıyor. 

Müfettiş oyunu (Evrensel)

‘BUGÜNE DAİR UFAK TEFEK GÖNDERMELER YAPTIK’

Kıyametler koparıyor Müfettiş oynandıktan sonra. Gogol,  Sçepkin’e yazdığı mektupta seyircinin yarısının küfürü bastığından, namusundan şüphe etmediklerinin bile üstüne alındığından dert yanıyor. Siz nasıl tepkiler alıyorsunuz? Yüzlerce yıl geçti oyun yazılalı ama üzerine alınan oluyor mu?
Üzerine alınanlar varsa da kulağımıza gelmedi. Ama oyunun bugün üzerinden okunmaması da olanaksız. Aslında biz de bugüne dair ufak tefek göndermeler yaptık. ‘Bakın bu oyun 1836 da yazılmış ama hala geçerliliğini koruyor’ durumunu öne çıkarmak için. Oyunun çekici tarafı da bu. Müfettiş bugüne dek yazılmış en iyi Rus oyunlarından biri olarak biliniyor. Dünyanın her yerinde ve özellikle Türkiye’de oyunun anlattığı mesele geçerli. Hala. Evrensel niteliği dolayısıyla da yazarın yaptığı eleştiri karşılığını buluyor.

Farklı bir yorumunuz var. Biraz da bu yorumunuz üzerine konuşalım. Dramaturjik olarak nasıl yaklaştınız, seçtiğiniz atmosfer, oyunculuk biçimi, bunları tamamlayan kostüm, makyaj hepsini… 
Oyunun özünde olan groteski öne çıkarmaya çalıştık. Türkiye’de grotesk denince daha çok abartıya dayanan bir oyunculuk, makyaj, stilize hareketler anlaşılıyor sadece. Değerlerin ortadan kalktığı, yeni değerlerin henüz oluşmadığı bir ara zaman/mekanda ortaya çıkar grotesk. Tekinsiz bir atmosfer yaratır, tedirginlik üretir.  Tragedyada iki olumlu değerin, komedide ise biri olumlu biri olumsuz iki değerin arasında kurulur çatışma. Grotesk ise olumsuzla daha olumsuzun çekiştiği, uzlaşma alanları bulduğu bir aralıkta gerçekleşir. Tam bir “güleriz ağlanacak halimize” durumu yaratır. Karakterlerin uğruna mücadele ettiği bir değer yoktur. Hepsi de fırsatları değerlendirmek için her şeyi yapabilir.

‘SEYİRCİDE TEDİRGİNLİK HİSSİ YARATMAK İSTEDİK’

Doğru. Oyunda tek bir erdemli karakter yok…  
Bu yüzden de oyunu sıradan bir durum komedisi olarak ele almak mümkünken biz bu yolu tercih etmedik. Arka arkaya gelişen durumları olabildiğince hızlı bir tempoda aktarmaya çalıştık. Oyun komedi ama bir hüzün ve korku katmanı da içeriyor. Makyaj, sahne tasarımı, kostüm bu dünyaya hizmet etsin istedik. Zaman zaman yaklaşarak, ardından bir anda uzaklaşarak, bazı kısımları büyütüp abartarak seyircide tedirginlik hissi yaratmak istedik.  Seçtiğimiz stilize oyunculuk da yine buna hizmet ediyor.  Genç ve yetenekli oyuncu arkadaşlarımız da çok alışık olmadıkları oyunculuk tarzını başarıyla sahneye aktardılar. Son söz seyredenlerin elbette.

Programınız belli mi? Seyirci sizle ne zaman nerelerde buluşabilecek?
25 Aralık 20:30’da Taşra Kabare’deyiz. 

Eksik bıraktığım sormayı unuttuğum şeyler vardır mutlaka. 
‘Oyun çok çeşitli şekillerde de sahnelenebilir’ fikrinin uyanmasını, bizim böyle bir yorumu neden tercih ettiğimizin sorgulamasını, oyundaki katmanların fark edilmesini amaçlıyoruz. Metin birçok yazarı etkilemiş. Orhan Kemal’in Müfettişler Müfettişi’nin kaynağı sayılabilir mesela. Yeşilçam Sineması bile kullanmış tür olarak.  Gogol’ün ne kadar doğru bir şey yakaladığını gösteriyor, bu. Hala güncel üstelik. 181 yaşında hâlâ genç… Hâlâ sahnede. 

www.evrensel.net