Erksan’sız yaz

Erksan’sız yaz

Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Acı Hayat ve Kuyu gibi önemli filmleri Türkiye Sinemasına armağan eden Metin Erksan önceki gün akşam yaşamını yitirdi. 1964’te Susuz Yaz filmiyle Berlin Uluslararası Film Festivalinde Altın Ayı’yı kazanarak Türkiye Sinemasının ilk uluslararası ödülünü kazandırmıştı.

İsmail Afacan

Metin Erksan 1929 yılında Çanakkale’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünü bitiren Erksan, 1947 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde sinema yazıları yazmaya başladı. 1952 yılında senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı Aşık Veysel’in hayatını anlatan Karanlık Dünya’yla ilk filmini çekti.
1957’de çektiği ikinci filmi “Dokuz Dağın Efesi” ile büyük beğeni kazanan Erksan, daha sonra “Gecelerin Ötesi”, “Yılanların Öcü” ve “Acı Hayat” gibi filmlerle toplumsal gerçekçilik türünde ürünler verdi. Sinemacılar Kuşağı’nın üç önemli temsilcisinden biri olarak tanınan Erksan, “Susuz Yaz”, “Suçlular Aramızda”, “Sevmek Zamanı” ve “Kuyu” gibi filmlerle kendine özgü üslubunu geliştirdi. Kırsal kesimde yaşayan insanların sorunlarını toplumcu gerçekçi çizgide işleyen edebiyat eserlerini sinemaya uyarlayan Erksan, bu çalışmalarıyla büyük başarılara imza attı.


ALTIN AYI, ALTIN PORTAKAL, ALTIN KOZA
Erksan, 1961 yılında Gecelerin Ötesi filmiyle En İyi Senaryo ödülünü Türk Filmleri Yarışmasında kaldırdı. 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Susuz Yaz’la Altın Ayı en iyi film ödülünü aldı. İzmir Enternasyonal Fuarı 1. Film Şenliği’nde 1965 yılında Suçlular Aramızda filmiyle En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. 1969’da 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde En İyi Yönetmen Ödülünü Kuyu filmiyle aldı. 24. Antalya Film Şenliği Onur ve 1965 yılda Milano Film Festivali’nde En İyi Sosyal İçerikli Film Ödülü kazandığı ödüllerden bazıları.


CESARETİYLE HATIRLANACAK
Çağdaş Günerbüyük (Evrensel Gazetesi Sinema Yazarı): Metin Erksan Türkiye Sinemasını, Türkiye Sineması yapan yönetmenlerden biriydi. Sadece kuşağının değil sinema anlayışının da son temsilcilerindendi. Onu daha çok köy filmleriyle anılır. Aslında şehirde geçen filmleri de vardır ve bu filmleri nitelik olarak da köy filmlerinden aşağı kalır yanı yoktur. Metin Erksan filmlerinde işlediği kahramanların sınıfsal duruşlarını yansıtırken farklı sınıftan karakterler sahte durmaz. Yani burjuva da işçi de filmlerinde sahicidir. Metin Erksan’ın sinemasında herkes konumunun hakkını verir. Sınıfının da, aşkının da... O dünya görüşünün ve sinema sanatının hakkını veren bir yönetmendi. Her filminde yeni bir şeyler denemek için çekinmemiştir. Arkasından gelen yönetmenler onu cesaretiyle hatırlayacak.

ESERLERİNİ KORUYARAK SAHİP ÇIKALIM
Müge Turan (Sinema Yazarı): Kendine has stili olan yaratıcı yönetmenlerimizdendi. Nisan ayında İstanbul Modern Sanat Müzesi olarak ‘Metin Erksan Siyah Beyaz’ başlığıyla Erksan’ın 9 filmini göstermiştik. Açılış filmi olarak ‘Kuyu’ filminin gösterimini yapmış bir de söyleşi düzenlemiştik. Türk Sinemasının bugünlere geldiyse ve yeni Türk Sineması diye birşeyden bahsediyorsak Metin Erksan sayesindedir. Ama Metin Erkasan’a gerekli ilgi gösterilmedi. Ona gerçekten sahip çıkılmak isteniyorsa kopyalarını bulmakta zorlandığımız filmleri korunsun. Birçok eserinin nerede olduğu hala bilinmiyor.  

Gülsen Tuncer (Oyuncu): Ulusal sinemamız için çok büyük bir kayıp.

SİNEMAMIZA GÖREVİNİ YAPTI
Engin Ayça (Yönetmen): Çok önemli bir yönetmenimizdi. Yeşilçam’ın  çok az kalan saygın yönetmenlerindendi. Hem Yeşilçamlıydı hem değildi. Yeşilçam’ın dışında olmaya çalışan filimlerde yaptı. Bilge bir yönetmendi. Türk kültürü ve tarihiyle ilgiliydi ve bu konuda yazılar yazıyordu. Aynı zamanda sıra dışı bir yönetmendi. Türk Sinemasında birçok ilkleri gerçekleştirdi. Metin Erksan çok özgün bir kişiliğe sahipti. Edebiyattan yaptığı uyarlamaları kendine özgüydü. Sinemaya küskün gitti sanki. Son dönemlerde kendisini kapattı. Kabuğuna çekildi. Metin Erksan’dan ses seda çıkmıyordu. Bu durumda kendine göre hakkıydı. Belki de gerektiği kadar sahip çıkamadık. Türk Sinemasına görevini yaptı.

www.evrensel.net