Üretici köylüye yeni darbe: İnek, yoğurt, peynir ithali

Üretici köylüye yeni darbe: İnek, yoğurt, peynir ithali

Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak hükümetin Singapur'dan inek, yoğurt, peynir, yumurta ve bal ithalatını değerlendirdi.

Sedat BAŞKAVAK
Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı

Hayvan pazarında satışlar durmuş, besici hayvanını satamıyor. Satan ise hayvanını öldüm fiyatına veriyor. İthal edilen eti, marketlerde ucuz fiyata satarak artan et fiyatlarını kontrol altına alalım derken üretici köylünün malına ve emeğine müdahale ediliyor.   

Bugünde bir ithalat kararı gündemde. Bakanlar Kurulunun İthalat Rejimi Kararına Ek Kararı, 21 Kasım 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. Kararla, Singapur’dan damızlık düve ve inek ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı.Aynı kararda, yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünleri ile tavuk yumurtası ve bal ithalatında uygulanacak gümrük vergisi oranları da yer alıyor. Yani sadece et ve süt ürünleri değil tavuk yumurtasından bala kadar ithalata izin çıktı. Köylünün sütünü 70 kuruşa kadar düşürenler yoğurttan ayrana, peynire kadar ithalat izni almışlar ya da ithalatın adını dillendirip sütten bala fiyatları daha da düşürecekler. Aracılar tüccarlar kazanırken yine üretici köylü kaybedecek.

Son ithalat kararıyla Amerika, Avrupa, Avustralya, Romanya, Sırbistan ve Rusya derken Singapur’a kadar dayandık. Et, Singapur’da da olsa gidip bulup, alıyoruz!

Öyle Singapur deyip geçmeyin; yüzölçümü 719 kilometre kare yani yüz ölçüm olarak en küçük ilimiz Yalova’dan bile 131 kilometre kare daha küçük. Biz her ne kadar kumar oynayan bakan çocukları ile tanısak da; nüfusu yaklaşık 6 milyon olan Singapur’da ekonomi ulaştırma, bankacılık, sigortacılık, haberleşme, tamirat, depolama ve endüstri gibi hizmetlerden gelir elde ediliyor. Bir rivayete göre Hong Kong Limanı kadar önemli ve işlevsel bir limanı olduğunu öğrenince insan, gümrük vergileri sıfırlanan büyükbaş hayvanların Singapur’dan değil Singapur limanından geçip geleceğini düşünmeden edemiyor. 

İthalata önlem çok ama üreticiye ve ülke geleceğine önlem yok.Üretici köylü önünü göremiyor, yarını belirsiz. Tarım Bakanı Fakıbaba “piyasa oturana kadar ucuz et satışı devam edecek” diyor ama ithal et ile ucuz fiyata ne kadar et yedirilebilir belirsiz. Belirsiz çünkü TÜİK verilerine göre 2017 yılı üçüncü çeyreği yani temmuz, ağustos ve eylül ayları kırmızı et üretimi 301 bin ton. Geçen yılın aynı aylarında 394 bin ton olduğu göz önüne alındığında kırmızı et üretimi yüzde 23.6 azalmış. Et üretiminde 2017 yılı ilk dokuz ayda yüzde 11 azalma olduğunu belirten TÜİK’in verilerinin hayvan derisi üzerinden hesaplandığını da belirterek, ithal edilen hayvanların da derilerinin bu hesabın içine katıldığını düşündüğümüzde, ülke kırmızı et üretiminin geçen yılın ilk 9 ayına oranla yüzde 11’den çok fazla olduğunu söyleyebiliriz. 

Üretim kaybının bu kadar yüksek olduğu ülkemizde hayvancılık politikasındaki belirsizlikler, yem fiyatlarının yüksekliği, samanın bile ithal edilmesi maliyetleri artırırken ithalat baskısı ise fiyatları düşüyor. Meralar zaten sanayi, enerji derken talana ve tahribe açılarak azaltılıyor. 

Sonuç her yıl binlerce besici üretimden koparak, tarımı ve hayvancılığı bırakırken ucuz et yedireceğiz diye başvurulan ithalat pahalıya mal oluyor.719 kilometre kare Singapur’dan hayvan ithal etmeyi düşünenler Singapur’un 10 katı büyüklüğündeki Artvin, Çankırı, Niğde, Hakkari, Şırnak ve Dersim’de hayvancılığı desteklemeyi düşünmüyorlar. Bilmediklerinden değil, işlerine gelmeğinden.

www.evrensel.net