Bigadiç’te neler oluyor?

Bigadiç’te neler oluyor?

Bigadiç'ten Nejdet Özer Ulus’ta Çalık Grubu'nun Ulus'ta yaptığı altın madenciliğinin yarattığı doğa tahribatını yazdı.

Nejdet ÖZER
Balıkesir

Sabahı yağmurla karşıladık. Doğrusu, özlemişim. Gece 4 gibi uyandım ve kendime bir çay hazırlayıp balkondan rüzgarın sesini dinledim. Bunun arkası yağmur, yağacak belli. “Önce yeli gelir, arkasından seli” derlerdi eskiler. İkinci uykunun ardından da yağmur geldi.

Yağmur damlalarının çıkardığı o tını bir başka oluyor, bir melodiye dönüşüyor. Ekolojik dengelerin bozulması doğanın dengesini de bozuyor. Bizim ülkemizde bu çok bariz biçimde kendini gösteriyor. Hemen çevremdeki yaşananlara, yapılanlara baktığımda doğa katliamlarının nerelere varacağını görebiliyorum. Sanki bu memleket bizim değilcesine tahribat hızla ilerliyor. 

Öncelikle kendi ilçemden bahsedeceğim. İlçem Bigadiç, bölgenin en yüksek dağı Ulus Dağı’nın en alt eteğinde kurulmuş bir yerleşim yeri. Eski adı Bigadios. İlçemizin suyu Ulus’tan geliyor ve biz ona “tatlı su” diyoruz. Harika bir su. Dışarıdan gelenler bidonlarla doldurup evlerine götürürler. Ulus Dağı’nın tepesinden Bursa’nın Uludağı’nı da görürsünüz, Balıkesir’i de... Seyrine doyum olmaz.

Üç beş yıldır Ulus’ta Çalık Grubu Amerikalılarla iş birliği içinde altın madeni araması başlatmış durumda. Anlatımlara göre yüz, iki yüz yıllık ağaçlar katlediliyor. Siyanür havuzlarının yapıldığı söyleniyor. O hatta yolun genişletilmesi ve yeniden yapılmasının nedenini de altın madenine bağlanıyor. Birilerinin çıkar hırsı uğruna, doğanın katledilmesi, suyun ve diğer canlıların, güzelliklerin yok edilmesi söz konusu. Altın madeni arama çalışmaları komşu ilçemiz Sındırgı’da da sürüyor. Edremit’te Kaz Dağlarının hikayesini zaten bir çok insanımız biliyor.

Biz insanlar; kendi geleceğimize ipotek koymuyor muyuz şimdi! Geleceğimizi karartmak için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz, yapanlara izin veriyoruz.

Doğa bunun intikamını bir gün alacaktır. Siz ekolojik dengeyi bozarsanız elbette bunun bir bedeli olacaktır. Bakın Karadeniz bölgesine, HES’lere, orada ki yaşananlara ve ülkenin başka bölgelerindeki benzer çalışmaların sonuçlarına.

Endemik bitkiler ve diğer canlılar yok ediliyor. Sular kirlenip içilmez hale geliyor, sel felaketleri ve afetler oluşuyor, yağışlar azalıyor ve kimi bölgelerde çölleşmeler oluyor.

Ekolojik dengeleri korumak ve mücadelesini de vermek zorunda her birey. Ve yürütmeyi elinde tutanların dikkatini çekmek zorunda. Yarın çok geç kalmış olacak insanoğlu.

www.evrensel.net