Anıların mezata çıktığı Antika Festivali

Anıların mezata çıktığı Antika Festivali

Nazife Yaşar, İstanbul Sirkeci Garı'ndaki Antika Festivali izlenimini yazdı.

Nazife YAŞAR
İstanbul

Eşyaya ne kıymet katar? Şekli mi? Malzemesi mi? Piyasa değeri mi? Yoksa anılar mı? 

Eski bir dikiş makinesinin nasıl bir kıymeti olabilir ki? Son modeline sahipken neden yıllarca evin bir köşesinde tutulur, atmaya kıyılmaz. Üstünde akşamı sabah yaptıysanız... Açlığınızı doyurduysanız... Kalan malzemeden küçüğe pijama çıkardıysanız... Atamazsınız...

Bunları yapan anneniz ya da ablanızsa... Dikiş makinesinin çevirme koluna attığı ele, pedalı çeviren ayaklarına, iki büklüm beline, söz verdiği zamanda yetiştirme gayretine dokunursunuz gözlerinizle. Hayırsız evlat değilseniz, atamazsınız...

Antika Festivali (Evrensel)

Atamamışlar... Festivalini yapmışlar. Sirkeci Garı’na giderseniz görürsünüz. Plaklardan bakır objelere, sahaflık kitaplardan telefonlara, broşlardan sallanan koltuklara, biblolardan takılara kadar sayısız antika eserin sergilendiği Antika Festivali pazar gününe kadar sürecek. 

“Geçmiş ile Gelecek Sirkeci Garı’nda Buluşacak” sloganıyla açılan festivale ilgi yoğun. Şaşırtıcı oranda genç nüfus göze çarpıyor. Bu durumu, tezgahında ağırlıklı olarak bakır objeler satan bir ‘antikacı’ya soruyorum. Hiç de şaşırtıcı bulmadığını söylüyor. Çünkü bu ilgi yeni değilmiş. Kendi çocuğundan gözlemlerini aktarıyor. Odasına bir komodin almış önce şimdi bütün odası antika eşya ile doluymuş. “Sağlam bir veri değil” diye düşünüyorum zira baba antikacı olunca... 

Antika Festivali (Evrensel)

Barış Manço şarkılarının çağırdığı yöne doğru yürüyorum. Meğer bir laternada çalınıyormuş. Başında da iki genç kadın. Ne olduğuna bakıyorlar. Soruyorum nedir bu. Hiçbir fikirleri yok. Filmlerde falan da mı görmediniz diyorum. Hayır diyorlar. Cebimdeki bozuk parayı çıkarıp atacak yer ararken pek başarılı olamadığımı fark eden antika satıcısı yardımıma koşuyor. Parayı atıyor. 1’den 25’e kadar seçin diyor. 13 diyorum. Güzel seçim diyor. Heyecanla beklerken, bir kadın sesinden (Ne yalan söyleyeyim tanımadım) “Sitemler örüyor kaderin ağı/

Hayatım dökülen bir gül yaprağı” sözleri döküldü. Muzip muzip bakan antikacıya sordum “Kim?” diye. “Mediha Demirkıran” dedi. Şarkı da İlk Göz Ağrısı’ymış. Antikacıdan muzip gülüşü alıp ilk göz ağrısı yürüyüşünü takınıp uzaklaşıyorum.  

Antika festivali (Evrensel)

BEDAVADAN BİRAZ PAHALI

Garda bir anons duyuluyor. ‘Akşam saat 18.00’de bedavadan biraz pahalı mezatımıza davetlisiniz’ diye. Geç geldiğime seviniyorum. Plastik sandalyeler diziliyor. Herkes yerini alıyor. Sakalına mikrofon gizlemiş bir kişi -ne denir bilmiyorum- eline aldığı antikaları havaya kaldırıp ‘Var mı 5 lira veren’ diyor. Ve başlıyor artırma. Soldaki bey 7 lira dedi, ortadaki bey 10 lira dedi, hanımefendi 15 lira dedi. Sat, sat... Arkadaki yakışıklı 20 lira dedi... Sat sat, sattım. Bu hizmet bedava değil tabii. Yüzde 10 komisyon alıyorlar satılan her parçadan. Bir takı kutusu çıkarıyor mezata. 5 liradan açıyor satışı. Kızıma alayım diyorum elimi kaldırıyorum, bir kadın daha kaldırıyor. Derken başka bir adam, tekrar kadın, tekrar adam, ben çekiliyorum... Hem mezattan hem anılar yüklü festivalden...

Antika Festivali (Evrensel)

‘DÜN BEDESTEN’DE ARKADAŞSIZLIĞIMI SATTIM’

Takı tezgahını fark ediyorum. Birbirinden güzel takılar aklımı alıyor. Hepsi de o kadar zarif ki. Okşayarak dokunduğum her bir takının sahibini düşünüyorum. Küpeler kimin kulağındaydı. Ya bu saçaklı kolye hangi gerdanı süslüyordu. Hediye miydi, kendisi mi beğenip almıştı. Toruna mı bırakmıştı, kayıp mı etmişti. Ya da değerinin altında satmak zorunda mı kalmıştı. Her biri kim bilir kaç hikaye taşıyorlardı. Belki Sennur Abla’nın bedestene sattığı elmas iğne de buradadır. Hani şu dizelerde sözünü ettiği elmas iğne:

Antika Festivali (Evrensel)

“Dün bedestende geri alınmaz şeyler sattım
Mardinli bir ustaya
Çırağına gizemli bir dille sesleniyordu
Belki Süryanice
Bir bakışla ölçtü değerini
Gençliğimin:
İlk armağanı evliliğimin, verdiğim ilk armağan
ve ilk çocuğumun doğduğu gün..
Üç kadife kutu.
Bir elmas iğne, bir çift kol düğmesi,
Boş altın bir çerçeve...
Annemin elleri, kocamın elimle nemlenen gömleği
Ve kundağı kızımın...
Altı kağıt para karşılığı tezgahın üzerinde kaldı.
Yüzümün kızarması, sinsi bir baş ağrısı
ve borcumun yarısını ödeyecek parayla 
çıktım...
Boğazımda ısmarlanmış çay burukluğu
“Artık bunları yapmıyorlar” övgüsü ustanın
Ve utancı anıları satmanın...
Çarşı, bedesten, karanlık hanlar
Bir gözyaşına dönüşecek
küçük takılar...
Dün bedestende arkadaşsızlığımı sattım...

Antika Festivali (Evrensel)

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Kasım 2017 08:27
www.evrensel.net