Maden işçisi: Politika yapmazsak canı yanan biz olacağız

Maden işçisi: Politika yapmazsak canı yanan biz olacağız

TTK işçileriyle, madenlerdeki özelleştirmeye karşı eyleme nasıl başladıklarını, eylem sırasında yaşadıklarını ve bundan sonrasını konuştuk. 

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) özelleştirmesinin önünü açan yasa teklifini geri çektiren maden işçileri, eylemlerinin kısmi de olsa sonuç vermesinin moralini taşıyor. Madene kapanarak, hükümetin teklifini geri çektiren işçiler, “Devlet işine karışılmaz diyorlar, karışacaksınız abicim, çünkü canı yanan biz olacağız” diyerek işçi arkadaşlarına uyarıda bulundu. İşçiler, OHAL nedeniyle eyleme katılmakta tereddüt eden arkadaşlarının birlik olunca tedirginliklerin ortadan kalktığını anlatılar. TTK işçileriyle, eyleme nasıl başladıklarını, eylem sırasında yaşadıklarını ve bundan sonrasını konuştuk. 

Madencinin gündemi takip etme şansının almadığını, vardiyalı çalıştıkları için işten eve, evden işe gidip geldiklerini, ailelerine bile vakit ayıramadıklarını anlatan işçi, “Gazete okuma, gündemi takip etme alışkanlığı pek yok. Hükümet de bunu bildiği için bu olayı biraz oldubittiye getirecekti. Ocağa kapanmadan yapılan eylemler işçiye ‘Bunu yapabilir miyizi?’ tartıştırdı. Zamanı gelince de ocağa kapandı” diye süreci anlattı. 

'BİRLİK OLUNCA TEREDDÜT KALKTI'

Eylemin başlayacağını duyduklarında bazı arkadaşlarının tereddüt yaşadığını anlatan işçi bunu nasıl aştıklarını şöyle anlattı: “Biz duyumu gece 12.00-01.00 gibi Amasra Armutçuk’tan aldık. Amasra özelleştirmede ön sırada biliyorsunuz. Bu yüzden özelleştirmeden en çok korkanlar da onlar. Arayan arkadaşlar ‘Kimse çıkmayacak’ dedi. Kimi arkadaşlar ‘Nasıl olacak? Biz mi çıkacağız yalnız?’ diye sordu. Ancak ‘Bütün müesseseler çıkacak’ dememiz üzerine kuyu dibine geldik. Ondan sonra kimse laf etmedi, ‘tamam çıkmayız’ dedi herkes. En iyi haliyle cuma gününe kadar cevap alırız diye bekliyorduk.” 

Eylem başladıktan kısa süre sonra teklifin TTK’yi ilgilendiren kısmının geri çekileceği haberini aldıklarını anlatan işçi, “İşçinin yılacağını beklediler, ancak yılmadığını görünce geri adım atmak zorunda kaldılar. İşçi büyük dirayet gösterdi. 4 vardiyasına gelenlerden de aşağı inenler oldu. Böyle devam ederse 2 gün sonra komple çıkarız. Ailelerimiz dışarıda mücadele eder biz de mücadele ederiz. ‘O satarsa biz de burayı yakarız’ diyenler bile oldu” diye sonrasında yaşananları anlattı. 

Karadon madenci işçileri

‘OHAL DE OLSA BİR ŞEY YAPILMALI’

Eylem ilk başladığında da tedirginlik yaşayanlar olduğunu anlatan bir işçi, “Sonra bir şey kalmadı. Artık bunun dönüşü yok noktasına geldiler. Zaman geçtikçe herkesin direnci daha da arttı.  Bazı şeyleri ama sendika eliyle ama işçi eliyle yapmak gerekiyor.  İşte OHAL’den söz edildi. Şu oldu, bu oldu. Ama OHAL’de olsa bir şeyler yapılmalı, yaptık da” diye konuştu. 

İŞÇİLERİN ERDOĞAN TARTIŞMASI 

Bir işçi, eylem sürecinde ve sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili  tartışmaları şöyle anlattı: “İşçiler Hükümet eşittir Erdoğan olarak görüyor. O nedenle de işçiler, yaptıkları bu eylemle Hükümete değil Erdoğan’a geri adım attırdıklarını düşünüyor: Birçok işçi ‘Erdoğan geri adım atmaz’ diyordu. Erdoğan’ın kaybettiğini görmediklerini söylüyorlardı. Bizim işyerimizde işe giren en fazla 2000 yılında girenler var. Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi ’96 girişli birkaç kişi kaldı. Ancak işçi şimdi az da olsa bir kazanım elde ettiğini düşünüyor.”

Eylem sırasında ocaklarda işveren konumunda olan kişilerin de dışarı çıkmadığını kendilerine destek verdiğini anlatan işçi, “Şefler de geldi aşağı mesela. ‘Biz burada her ne kadar size iş versek de biz de buraya gökten inmedik. Biz de işçiydik. Burası kapansa ben de iş yapamam’ dediler” diye aralarında yaşananları anlattı. 

'EYLEMDEN SONRA ÖZ ELEŞTİRİ YAPTIK'

Eylemden sonraki gün kendi aralarında konuşarak öz eleştiri yaptıklarını anlatan bir başka işçi şöyle konuştu: “Bunu daha önce yapabilirdik. Geç kaldığımızı düşünen arkadaşlarımız oldu. Bu eyleme katılmayan arkadaşlarımız oldu. Onlara dönük eleştiriler oldu. Bazı arkadaşlarda ‘Zonguldak esnafı, memuru bize sahip çıkmıyor’ serzenişi çok oldu. Ancak sen burada durmazsan başkası neden sana sahip çıksın. Sen buradan kaçarsan kim bekleyecek.”

AKP’Lİ İŞÇİLERLE SOHBET

Karadon maden işçileri

AKP üyesi arkadaşlarına ‘Hem adam burayı özelleştirecek hem de gidip ona üye olacaksın. üyelikten istifa edin’ dediklerini anlatan bir işçi, bazılarının ‘Bu politikaya girer’ cevabı verdiklerini anlattı. İşçi sonrasını şöyle anlattı: “Biz zaten politika yapıyoruz. Burada özelleştirilme politikası uygulanıyor. Biz de bu politikaya karşı başka bir politika yapıyoruz. Bir de her şey zaten bir şekilde politikaya dayanıyor. Biz şimdi burada eylem yapıyoruz. Kime karşı yapıyoruz. Hükümete karşı yapıyoruz. Adamlar öyle gizliyor ki 58. maddeyi, Ak Parti’nin getirdiğinden bile bihaberler. Her maddeyi adam geçiriyor, Resmigazete’de yayımlayınca mı anlayacaksın? Bazı şeyler olacak. Birilerinin canı yanacak. Yarın bir gün devlet bunu tekrar önümüze getirdiğinde belki günlerce kalacağız o zaman ne yapacağız diyorum. Devletin işine karışılmaz diyorlar. Karışacaksınız abicim. Çünkü canı yanan biz olacağız. Ben gider çalışırım. Sizin çocuklarınız iş bulamaz’ deyince. Adam haklı sesleri yükseliyor.En kötüsünü bunlara göstermek lazım. Çünkü Ak Parti bunlara bunu yaptı. Kanseri gösterdi al sana sıtma. Adamlar şimdi seve seve sıtma oluyor.”

'İŞÇİ HAK ALMAYI ÖĞRENDİ'

Eylemin en büyük kazanımının işçinin hak aramayı öğrenmesi olduğunu söyleyen bir işçi şunları anlattı: “Kimisi biliyordu, yenilendi. Kimisi de yeni öğrendi. 20 yaşındaki bir genç için bu çok iyi bir başlangıç oldu. Bu adam burada 15 yıl boyunca çalışacak. Adam iş güvenliği yasasını okuyor. Geliyor ‘Abi biz bu işi yapmasak yapmayız’ diyor. Bizim işçi kafasına koydu mu bunu bireysel olarak da yapar, toplu halde de yapar. Pire için yorgan yakmayı sever bizim işçi. En ufak patırtıyı gök gürültüsüne çevirmeyi sever bizim işçi. Her ne kadar sendika bunu körüklediyse de bu işçinin inisiyatifi ile oldu. Bizim işçi temsilcileri hepsi ocakta kalmak zorunda kaldı. Çünkü işçi, ‘Sen de gidemezsin’ dedi.”

'MÜCADELE SÜRMELİ'

Sendikanın mücadeleyi sürdürmesi gerektiğini söyleyen işçi, “Sendikanın tekrar diretmesi lazım, işçiyle beraber. Özel şirketlerde çalışan işçilerin işçi sağlığı iş güvenliğini garanti altına alması lazım. Ya da orada sendikalaşma sürecini hızlandırması lazım. Asıl sahip çıkılması gerekenler onlar. TTK’deki adam 4 bin lira maaş alırken özel sektördeki adam neden 2 bin lira maaş alıyor diye düşünmesi lazım. Bunun üzerine düşünmesi lazım. Mecliste bunun için gidip konuşulması lazım tekrar tekrar” dedi. 

'ÖZELDEKİLER İÇİN ACI BİR SÜREÇ BAŞLIYOR'

TTK’nin 51. maddenin kapsamı dışında tutulmasını kısmi kazanım olarak gören bir başka işçi de şöyle devam etti: “İşin acı tarafı da şu; bizim özel sektörde çalışan arkadaşlarımız var. Özelde çalışan işçi kardeşlerimiz için daha acı bir süreç başlayacak şimdi. Onlar zaten şu an 

2 bin 800 lira olan maaşlarını alamıyorlardı. Şimdi taşeronun taşeronu doğacak, işleri iyicene zorlaşacak. Oradan biri çıkacak şua ayağını da ben çalıştırayım diyecek. Kaçak ocağın içinde kaçak ocak olacak. Sen işletmesin gelip diyeceksin paran varsa al kardeşim sen işlet diyecek. Bu adamın sigortasını kim ödeyecek ya da ödenecek mi?  Eskiden az çok TTK bunları denetliyordu. Şimdi o da kalktı ortadan.”

www.evrensel.net