Artı Eksi 7 Londra - 19 kasım 2017
İngiltere'de öğrenciler parasız eğitim için sokağa çıktı

Parasız eğitim yürüyüşü, hükümetin Brexit ikilemi, Grenfell Tower yangını soruşturması. Hepsi İngiltere'nin haftalık panoraması Artı Eksi 7 Londra'da.

Orhan DİL
Londra

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Programın bu bölümünde Üniversite öğrencilerinin eğitimin ticarileştirilmesine karşı düzenledikleri yürüyüş, hükümetin Brexit anlaşmasında son sözü parlamentoya devreden kararı ve Grenfell Tower yangınında ölenlerin sayısına dair yapılan açıklama ve başlatılan soruşturma var.   


İngiltere’de yüksek eğitim, parasız eğitimin bütün nimetlerinden yararlanan iktidar ve muhalefet parti milletvekilleri tarafından son 20 yılda adım adım paralı hale getirildi. Harçların 9 bin sterline çıkartılmasına karşı 2010 yılının Kasım’ında başlattıkları eylemlerle kemer sıkma poitikalarına karşı mücadelenin yolunu açan öğrenciler bir kez daha sokağa çıktı. Öğrencilerin talepleri, Brexit tartışmaları ve 71 hayata mal olan Grenfell Tower yangınına ilişkin başlatılan soruşturmanın detayları bu hafta Artı Eksi 7 Londra’da.

ÖĞRENCİLER ‘PARASIZ EĞİTİM’ TALEBİYLE SOKAĞA ÇIKTI

Aldıkları dört yıllık üniversite eğitiminin bedelini bir ömür boyunca ödemek zorunda bırakılan öğrenciler, parasız eğitim talebiyle bir kez daha sokağa çıktı. Harçlara ve Kesintilere Karşı Ulusal Kampanya tarafından ‘parasız eğitim’ talebiyle düzenlenen yürüyüş 15 Kasım Çarşamba günü Londra’da gerçekleştirildi. Londra Üniversitesi’nin öğrenci birliği binası önünde toplanan binlerce öğrenci, eğitimin ticarileştirilmesine ve eğitim alanında yapılan kesintilere karşı çıktı. Harçların kaldırılması, herkese yaşam ödeneği verilmesi ve kampüslerdeki kesintilere son verilmesi yürüşte öne çıkartılan talepler oldu.

Londra içinden ve dışından gruplar halinde gelerek yürüyüşe katılan öğrenciler, taleplerini ve tepkilerini toplanma anından itibaren sloganlar ve bandolarının ritimleri ile dile getirmeye başladılar. ‘Kesintilere hayır’, ‘sadece zenginlere değil herkese eğitim hakkı’,’parasız eğitim hemen şimdi’ ‘hükümet istifa’ sloganları atan ve aynı içerikli dövizler taşıyan öğrencilere, veliler, eğitim görevlileri ve eğitim çalışanları da destek verdi.

Harçların 9 bin sterline çıkartıldığı 2010 yılının Kasım ve Aralık aylarında harçlara karşı sokaklarda ve meydanlarda günlerce yaptıkları eylemler ile polisi ve dönemin koalisyon hükümetini zor durumda bırakan öğrenciler, sonrasında ki her eylemlerinde olduğu gibi yine sokak aralarında üst kuran birlikler ve atlı polislerce takibe alındı. Londra Üniversitesi’nin bir çok kampüsünün arasında yer alan Malet Street üzerinden sloganlarla yürüyüşü başlatan öğrenciler, UCL, King’s College, LSE  gibi Londra’nın en önemli üniversitelerini içine alan bir güzergah üzerinden Parlamento Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca taleplerini sürekli olarak sloganlarla dile getiren öğrenciler, rengarenk dövizleri, bandoları ve yaktıkları sis bombaları ile yürüyüşe renk ve çoşku kattı.

Eğitimin ticarileştirilmesinde önemli bir adım olan harçlar öğrencileri ömür boyunca ödemekle yükümlü oldukları borçlara mahkum ediyor. İngiltere’de harçların yıllık 9 bin sterline çıkartılmasının ardından her bir üniversite öğrencisi eğitimini tamamlayabilmek için ortalama 46 bin sterlin borçlanıyor. Borçlanma miktarı yoksul öğrencilerde ortalama 51 bin 600 sterlin iken zengin öğrencilerde 38 bin 400 sterlin.  

Parasız eğitm hakkı talebine neden destek verdiğini sorduğumuz bir öğrenci velisi, "4 tane torunum var. En büyüğü 16 yaşında. Benim 2 diplomam var ve eğitim için para ödemedim ve onların bu hakkı kaybetmelerini istemiyorum" diye konuştu.

Parasız eğitim mitingine katılan bir öğrenci ise kükümete vermek istedikleri mesajı şu sözlerle anlattı:

"Eğitim parasız olmalı. Sadece zenginler ve varlıklılar değil herkes eğitim hakkından yararlanmalı. Bu temel bir haktır. Eğer Avrupa’da başka ülkeler bunu sağlayabiliyorsa İngiltere’de sağlayabilir.  Yapılması gereken zenginlerin vergilendirilmesi. Bazıları yıllık olarak 5 milyon kazanırken bazılarının ise Londra’da yaşama ve üniversiteye gitme imkanı bulamaması kabul edilemez."

MUHALEFET VE MUHALİFLERE BREXİT İKİLEMİ

Brexit referandumu sürecinde İktidardaki Muhafazakar Partisi içinde başlayan  bölünmüşlük hala devam ediyor. Muhalefetin, hükümet ile Avrupa Birliği arasında varılacak anlaşmanın öncelikle İngiltere Parlamentosu’nda onaylanmasına ilişkin talebine, AB yanlısı Mufazakar milletvekilleri de destek verdi.

Hükümet, 14 Kasım Salı gününden itibaren parlamentoda yürütülecek Brexit görüşmelerinde elini güçlendirecek hamleyi 13 Kasım Pazartesi günü yaptı. Brexit anlaşması sonrasında anlaşmada belirlenen kararların hayata geçirilmesinin yasal dayanağını oluşturacak ‘Ayrılık Anlaşması ve Uygulama Yasası’ adı verilen yeni yasa parlamentoya sunuldu. Yeni yasaya ilişkin bilgilendirme esnasında hükümet, Brexit için varılan anlaşmayı parlamentonun onayı olmadan kabul etmeyeceğini beyan etti.  
Parti içerisinde yükselen tepkileri gidererek muhalefetin itirazlarını boşa çıkarmak için  Brexit müzakerelerinden sorumlu Bakan David Davies, AB ile varılacak nihai anlaşmayı parlamentonun onayına sunma sözü verdi.
 
Brexit konusunda varılacak nihai anlaşmada son sözü hükümetten, İngiltere Paralamentosuna devreden bu kararın aslında bir taviz değil manevra olduğu yine bakan Davies’in kendi ifadeleri ile açığa çıktı. Bu karar, muhalefeti ve parti içerisindeki muhalifleri ya varılan anlaşmayı onaylamak ya da AB ile bir anlaşmaya varılmadan ayrılmak ikilemi ile karşı karşıya bırakacak. Brexit müzakerelerini yürütürken hem İngiltere hem de AB ile büyük zorluklar yaşayan Muhafazakar Hükümetin almış olduğu bu kararın parti içi muhalifleri dahi ikna etmediği basına yansıyan tartışma ve demeçlerle de doğrulandı. Bakan Davies’in, partisinden Notinghamshire milletvekili Anna Soubry’nin ‘anlamsız bir vaad’ eleştirilerisine verdiği cevap da pek bir anlam ifade etmedi. Bakan, ‘Anlamlı bir seçim ama bütün kararı yeniden değiştiremebilmeniz hususunda anlamı değil’ sözleri ile eleştirilere yanıt verdi.

Hükümete olan güvensizliğini ‘şeytan ayrıntıda gizlidir’ ifadeleriyle dile getiren İşçi Partisi’nin geri adım olarak nitelendirdiği bu kararın aynı zamanda, Brexit sürecini her halükarda Mart 2019’da tamamlamanın ve bir erken seçimi engellemenin girişimi olarak da değerlendiriliyor.

Hükümetin ‘taviz’ vererek engellemeye çalıştığı olası bir uzatmaya gidilememesi halinde, milletvekilleri nihai anlaşmayı onaylamasa bile, Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği’nin yolları Mart 2019 da kesin olarak ayrılcak.

YANGINDA ÖLENLERİN SAYISI 5 AY SONRA NETLEŞTİRİLEBİLDİ

Grenfell Tower yangınında hayatını kaybedenlerın sayısı, beş ay sonra netleştirilebildi. Tanınamayacak durumda olan son iki cesedin kimlik tespitinin adli tıp tarafından salı günü tamamlanmasının ardından kamuoyunu bilgilendiren polis, yaklaşık 60 saatte söndürülebilen yangında hayatını kaybedenlerin sayısını 71 olarak açıkladı.

Londra’nın batısındaki Kensington ve Chelsea Belediyesi sınırları içerisinde yer alan Grenfell Tower toplu konutunda 14 Haziran’ın ilk saatlerinde çıkan yangında hayatını kaybedenlerin sayısı 71 olarak açıklandı. Toplam 120 daireden oluşan  24 katlı belediyeye ait toplu konutda yaklaşık olarak 600 kiracı yaşamaktaydı. 3 yıl önce gerçekleştirilen tadilat esnasında toplu konutların dış cephesinde kullanımı yasaklanan polietilen içeren malzeme kullanımının yol açtığı iddia edilen yangına ilişkin başlatılan soruşturmanın tamamlanması ise yıllarca sürecek.

Başbakan Theresa May’in talebiyle 29 Haziran’da başlatılan soruşturmayı, May’in atadığı emekli yargıç Sir Martin Moore-Bick  yürütüyor. Yangında yakınlarını yitirenlerin kaygılarına cevap vermekten uzak olan soruşturma kadar soruşturmanın başına getirilen Sir Martin Moore-Bick’de Grenfell Tower sakinleri tarafından eleştirildi. Başbakana, soruşturmayı bağımsız juriden oluşan bir mahkeme yürütsün talebini görmezden geldiği için, soruşturmayı yürütecek olan emekli yargıca ise  soruşturmanın tarafsızlığını sağlama iddiası ile Grenfell Tower sakinlerinin görüşlerini soruşturmaya dahil etmeyeceği için tepki gösterildi. Resmi olarak 14 Eylül’de başlayan soruşturmaya dahil olmak için 500’den fazla kişi ve kurumun başvuruda bulunduğu, yangında ölenlerin sayısının netleştirildiği 16 Kasım günü açıklandı. Soruşturma heyeti başvurulardan yaklaşık 100 kadarını red ederken kalanları soruşturmaya dahil etti. Tadilat sırasında kullanılan dış kaplama malzemesinin yangındaki rolünün yanı sıra, alınmayan güvenlik önlemleri, belediyenin dikkate almadığı uyarıları gibi konular da soruşturma kapsamında araştırılacak. Şimdiye kadar heyete ulaştırılan 200 bin döküman, yangında sağ kurtulan 225 kiracının sunacağı deliller ve yangını södürmekte görev alan 260 itfaiyecinin beyanları heyet tarafından incelenerek rapora dönüştürülecek.

Yangının hemen ardından kamuoyundan gelen tepkileri azaltmak için yangında mağdur olan tüm ailelere destek ve konut sözü veren Muhafazakar Partili Kensington ve Chalsea belediyesi ve hükümet, 31 Ekim tarihi itibarı ile sadece 28 aileyi kalıcı konutlara yerleştirdi. Hükümet, hem yangında mağdur olanlara verdiği sözü hem de benzer konumda olan binalarda alınması gereken önlemleri ağırdan alması nedeni ile eleştiriliyor. Başta Londra olmak üzere İngiltere’da giderek artan evsizlik sorununu derinleştirdiği için hükümetin çıkarttığı Konut Yasası’na karşı mücadele eden kampanya grubu, 25 Kasım’da Londra’da düzenleyeceği konferans ile Grenfell için adalet ve kiracılar için güvenlik talep edecek.

Haberler ve Kamera: Orhan Dil
Sunucu: Semra Demirci
Seslendirme: H. Murat Sermet, Semra Demirci
Röportaj: Arif Bektaş
Montaj: Mehmet Göztaş, Rıza Çetinkaya, Orhan Dil

www.evrensel.net