İşçiler değişimi tartışıyor artık

İşçiler değişimi tartışıyor artık

Ülke gündeminde öne çıkan tartışmaları Haribo işçileriyle konuştuk. AKP’ye tepkinin arttığını düşünen işçiler artık değişimin tartışıldığını söylüyor.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

İstanbul Hadımköy’de kurulu Haribo fabrikasında çalışan işçilerle, memleketin sıcak gündemini konuştuk. İşçiler, belediye başkanlarının istifaya zorlanmasından Kuzey Irak’taki referanduma, ekonominin durumundan vergi artışlarına çeşitli konularda fabrikada yaşadıkları tartışmaları aktardılar. AKP’ye yönelik tepkilerin arttığını düşünen işçiler, yıllardır AKP’li olan işçilerin bile yapılanlara karşı çıktığını, artık değişimin tartışıldığını söylüyor. 

BİR OSMANLI TOKADI DA O YER

Memlekette olup bitenlerin, özellikle son haftalardaki gelişmelerin Haribo fabrikasında nasıl tartışıldığını, 5 yıldır çalışan bir işçiden dinliyoruz: “2002 yılından beri AKP’ye oy verip de artık oy vermeyeceğim diyenler var. Taşeronda çalışan bir adam var mesela, ‘Abi ben şu ana kadar Ak Parti’ye oy verdim. Bundan sonra vermeyeceğim. 1400 lira asgari ücret alıyorum. Abim emekli oldu, bin lira emekli maaşı aldı. Markete gidiyorum, geçen ay 200 liraya aldığımı bu ay alamıyorum. Bir daha oy vermeyeceğim’ dedi. Bu adamla iki ay önce konuşuyorduk, Erdoğan’ı savunuyordu. Bir kadın var mesela, Tayyip hastası. Bir ara Amerika’ya gitmişti ya, gece vardiyasında ona soruyor buna soruyor, ne oldu diye. O kadın bile ‘Eğer bir şeyleri düzeltemezse bir Osmanlı tokadı da o yer. Çok parti tarihe gömüldü, o da tarihe gömülür’ diyor. İnsanlar değişimi de tartışıyorlar artık. Alternatif arayışları var gibi geliyor bana.”

MHP’li olup da AKP’ye oy veren bir çok işçinin AKP’ye ve ona her konuda destek veren MHP’ye kızgın olduğunu da ekliyor. Bu işçilerin CHP’yi de sevmediğini belirten işçi, Meral Akşener’i ise yakından takip ettiklerini söylüyor. 

BÜYÜK BİR KAMPLAŞMA VAR 

AKP’nin “büyük bir düşüş içinde” olduğunu düşünen işçi, “Yaşayarak görüyor insanlar, bir anda sen haklıymışsın diyemiyorlar” diyor. Bunun nedenini ise televizyonlardan çok etkilenmelerine bağlıyor: “Diyorum sadece A Haber izlemeyin, değişik kanalları izleyin. Fox’a mesafeliler mesela. İşçiler arasında büyü bir kamplaşma var. Mesela bir operatör var. ‘Bunlar CHP’li senin ne işin var’ diyor. Ben CHP’li de değilim, AKP’li de, MHP’li de değilim. Normal bir insanım. Araştırıyorum. Ama adam seni bir cephede görüyor, hemen fişlemeye çalışıyor. O yüzden insanlar birbiriyle konuşamıyor. AKP’li işçi eğer Erdoğan bir şey yapmışsa sana laf çakıyor, sen laf çakınca da bozuluyor, hatta bazıları küsüyor. Benle bir hafta konuşmayanlar var. Zoruna gitmeyecek kardeşim! Siyaset konuşuyorsan, bilgin varsa, çıkarsın karşıma konuşursun kardeşim.  Fikrin yok ki kızıyorsun. Mesela köprü, yap-işlet-devret diyorum, şu kadar araba geçecek sözü verilmiş; geçmediği zaman bizim cebimizden ödüyorlar diyorum. Gülüyorlar. Bilmiyorlar. Sen böyle ters sorular sorduğunda öyle kalıyor. Ama çoğu şeye cevap veremiyor.”

BUNLAR DA GÖKTEN İNMEDİ

Yaşanan kamplaşma nedeniyle işçilerin dört parti arasında sıkışıp kaldığını söyleyen işçi, “İşin kötü tarafı, bir şeyleri konuşunca hemen ‘Kılıçdaroğlu mu yapacak?’ diyerek önünü kesiyorlar. ‘O yapmayacak’ deyince de ‘Türkiye’nin başına gelecek başka bir adam mı?’ diyorlar. Her şeyi Meclistekilerle, partilerle sınırlı tutuyorlar. Seni hemen bir tarafa koyuyorlar. ‘Sen CHP’lisin’ diyorlar. O iyi bir şey değil işte. Her şey Meclisteki partilerden ibaret değil, başka liderler de var, başka partiler de var. Bunlar da gökten inmedi. Erdoğan da Kasımpaşa’da sıradan bir vatandaştı. Bunu bu halk getirip başımıza koydu. Bir başka sokaktan da başka birini getiririz, onu deneriz.

AMERİKA İLE TERSLEŞİNCE BİRAZ KORKTULAR

Haribo’nun ağırlıklı olarak Amerika’ya ihracat yaptığını belirten işçi, Erdoğan’ın Amerika’yla tersleştiği dönemde işçilerin biraz korktuğunu ifade ediyor: “Pek çok işçi ‘Amerika işi çekerse ne olur?’ deyince ben de ‘Korkunun ecele faydası yok, Reisinizin arkasında duracaksınız. Amerika’ya kafa tutacaksınız. Yeri gelince ekmeğimizden kısacağız diyorsunuz ya’ dedim. Gülüyorlar bu sefer de. ‘Amerika kesmez, anlaşırlar’ diye avutuyorlar kendilerini.”

BELEDİYE BAŞKANLARINA KİMSE SAHİP ÇIKMIYOR

Belediye başkanlarının istifa ettirilmesiyle ilgili “Davutoğlu’nun görevinden alınmasına kızanlar oldu ama bunlara kimse sahip çıkmadı” diyen Haribo işçisi, şöyle devam ediyor: “Pek çok işçi ‘ya Fetö’cüdür, ya açığı var. Seçimlere hazırlanıyor’ diyor. Bazıları da, ‘O zaten AKP’den seçildi, bağımsız olsa seçilir miydi? Cumhurbaşkanı doğrusunu bilir, yerine birini koyar’ diyor. Kimisi de konuşmak istemiyor açıkçası.”

HEP GARİBAN MI YAPACAK FEDAKARLIĞI?

haribo işçileri

İşçilerin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde yapılan bağımsızlık referandumuna “Türkiye’ye de sıçrar” kaygısıyla karşı çıktığını aktaran işçi, “Ama az sayıda da olsa ‘Türkiye’nin başını yeterince belaya soktu’, ‘Savaş çıkarsa garibanın çocuğu ölecek’ kaygısı taşıyan işçiler de var” diyor. 

“Kuzey Irak’a giriyoruz, fedakarlık yapacağız, gerekirse az yiyeceğiz” diyen AKP’li işçilerle bir tartışmasını şöyle anlatıyor: “Ben de dedim ki, hep gariban mı yapacak fedakarlığı? Gerekirse az yiyeceğiz diye bir şey mi var? Ben mesela birine dedim ki, niye korkuyorsun kardeşim adam Kürt’müş, kendi devletimi kuracağım diyormuş. Kursun bize ne ya! Bizi ne ilgilendiriyor ki sınırdan öte tarafı. Farz et komşuyuz, ben gelip senin ailenin sorunlarına karışıyor muyum? Çözülecek gibiyse yardımcı olurum. Yoksa dolap almışın, televizyon almışın, evi boşaltmışsın bana ne. Ailenin reisi bu olacakmış, şu olacakmış bana ne? Ben ancak komşuluk ilişkilerine bakarım’ dedim. Körü körüne bir milliyetçilik var, gerçek milliyetçilik yok.”

TRT’DEN BAKINCA BİLE GİDİŞAT KÖTÜ GÖRÜNÜYOR

Haribo işçisinin, “Değişimi de tartışıyorlar artık” dediği mesai arkadaşlarından biri de geçtiğimiz günlerde işten atılan İbrahim Güçlü. Her ne kadar başta “Benim siyasetle pek ilgim yok. Benim siyasetim işimdir, ekmeğimdir” diye konuşmak istemese de Güçlü’nün söyleyecek çok sözü var. 

İbrahim Güçlü, A Haber, Beyaz TV gibi kanalların hükümeti çok fazla allayıp pulladıklarını, yapılanları abarttıklarını düşündüğü için TRT’yi izlemeyi tercih ediyor. Devlet kanalı olmaktan çıkıp AKP’nin kanalı haline gelmekle eleştirilen TRT’nin yine de diğerlerine oranla daha objektif haber verdiğini düşünüyor.

İbrahim Güçlü
İbrahim Güçlü

“Peki TRT’den izlediğin kadarı ile Türkiye’yi nasıl görüyorsun?” diye sorunca “Gerçekten çok beter bir durumdayız. Hükümet, köprü yaptım, yol yaptım diyor ama işsizlik almış başını gidiyor. Gelip de bir garibanın evine oturup da dinlemiyorlar. Bir yere gittiğin zaman yüzüne bile bakmıyorlar. Bana göre gidişat iyi değil yani” diye yanıtlıyor. 

HÜKÜMET HEP PATRONLARIN YANINDA

Zamlara ve vergi artışlarına da tepki gösteren Güçlü, şöyle diyor: “Asgari ücrete gelince bir şey yok. İşçiden vergi dilimi kesintisi oluyor şu anda. O kesintiler olmayacak demişlerdi, oluyor. 400-500 lira vergi kesintisi yapılıyor. Kesilmemiş olsa, işçi için bu para büyük para. En azından bir ihtiyacını karşılar, bir nefes alır. Fakirden aldığı kadar zenginden almıyor. Asgari ücretin en az 2 bin lira olması lazım ki insanlar rahat bir şekilde geçinsin. Kafası rahat olsun, işte bir nefes alsın. Ülkeyi ayakta tutan işçidir. Ama hakkımız verilmiyor.” 

“Amerika’ya atarlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın patronlara atarlanamadığını” söyleyen Güçlü, “Hiçbir hükümetin işçinin yanında olduğunu görmedik bu zamana kadar” diye ekliyor. 

OHAL’in bu kadar uzamasını da doğru bulmuyor İbrahim Güçlü. “Böyle olunca her şey devletin ve işverenin elinde olmuş oluyor. Cam işçileri mesela ekmeği için yürümek istiyor ama devlet buna izin vermiyor” diyen Güçlü, hükümetin her zaman olduğu gibi OHAL’de de patronun yanında olduğunu gösterdiğini söylüyor. 

ORADAN KIS, BURADAN KIS, YETMİYOR

“Asgari ücrete şu kadar zam olacak, işsizlikle şöyle mücadele edeceğiz” diye verilen vaatleri hatırlatan Güçlü, oy hesabıyla verilen hiçbir vaadin gerçekleşmediğini belirterek, şöyle devam etti: “Oy aldıktan sonra kesinlikle insanın yüzüne bakmıyorlar. Üç yıl önce işsiz kaldığımda Ak Parti ilçe binasına giderek durumumu anlattım. Ben bu partiye güvendim, ben bu partiyi sevdim, gittim koşa koşa oyumu verdim, ama yüzüme bile bakmadılar. Kış geldi kapıya dayandı; 500 lira kira ödüyorum, bunun faturası var, çocukların masrafı var, mutfak gideri var. Yetmiyor yani... Oradan kıs buradan kıs, yetmiyor yani. Hiçbir sosyal hayatın yok. Hiçbir şey yapamıyorsun. Şu anda çok kötü durumdayız. İş arıyorum, bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Çocuklarıma bakmak zorundayım, ayaklarımın üzerinde durmak zorundayım. Sabahtan akşama kadar koşturuyorum, gidiyorum firmalarla görüşüyorum, form dolduruyorum. İmkanları iyi olan bir iş bulayım, çocuklarıma bakayım, geçineyim istiyorum. Ama olmuyor... Gidiyorsun her yerde şartlar aynı, her taraf kötü. Bunlara karşı bir şey yapılmıyor.”

İÇ SAVAŞ, DIŞ SAVAŞ OLMASIN DİYE OY VERDİK

Bunca eleştirisine rağmen referandumda tekrar AKP’ye oy veren Güçlü, bunu Erdoğan’ın diğer ülkelerle olan tartışmalarından etkilenmesiyle, 15 Temmuz sonrası duyduğu kaygılarla açıklıyor. 

Daha önce CHP’ye de oy veren Güçlü, “Yapılanları az çok herkes görüyor, konuşuyor. Ama diğer partilere bakarak yine Ak Parti oy veriyor. Onları kendine yakın görmüyor. Bir de AK Parti güçlü olduğu için. Cumhurbaşkanının sesinin gür çıkması, özellikle de konuşması etkili oluyor. Öte yandan 15 Temmuzu takip ettik, daha önceki durumlara baktık, vatanımızı, bayrağımızı düşünerek oy verdik. İç savaş olmasın, dış savaş olmasın diye verdik” diyor.  

KÖTÜNÜN İYİSİ DERKEN...

Ancak söylediklerindeki çelişkiyi kendi de fark ediyor. “Tabii olanın bize olduğunu biliyorum. İstediği kadar diğer ülkelere laf söylesin, Amerika olsun, Rusya olsun hiçbir zaman kopamayız. Dışa bağımlı olduğumuz için onlar bir şey olduğunda gerekeni hemen yapıyor. Bir icraat yok... Gittim oyumu verdim. Daha sonra gidip ‘Biz bu partiye oy veriyoruz vatandaş olarak, arkasında duruyoruz. Ne yapıyorsa bizim sayemizde yapıyorsunuz’ eleştirilerimi de sundum. Ancak yüzüme bile bakmadılar. Kötünün iyisi derken kötünün kötüsü oldu” diyerek, bu nedenlerle bir daha AKP’ye oy vermeyeceğini söylüyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER Haribo