İstanbul’un 100 esnafı

İstanbul’un 100 esnafı

Nedir İstanbul? Binlerce işin milyorlarca insanın, akla gelmeyecek serüvenlerin harman olduğu bir mekan... İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın da desteğiyle İstanbul Büyükşehir Kültür A.Ş. “İstanbul’un Yüzleri” başlıklı bir dizi kitap hazırladı.Bu 100 kitabın ilk 25’i piyasaya çıkt

Sennur Sezer

Bu 100 kitabın ilk 25’i piyasaya çıktı bile: İstanbul’un 100 Çini ve Seramik Sanatçısı, İstanbul’un 100 Efsanesi, İstanbul’un 100 Esnafı, İstanbul’un 100 Filmi, İstanbul’un 100 Fotoğrafçısı, İstanbul’un 100 Gravürü, İstanbul’un 100 Karikatüristi, İstanbul’un 100 Kaybolan Eseri, İstanbul’un 100 Kilisesi, İstanbul’un 100 Kuş Evi, İstanbul’un 100 Kütüphanesi, İstanbul’un 100 Mimar Sinan Eseri, İstanbul’un 100 Musikişinası, İstanbul’un 100 Namazgâhı, İstanbul’un 100 Önemli Olayı, İstanbul’un 100 Ağacı, İstanbul’un 100 Ailesi, İstanbul’un 100 Cadde ve Sokağı, İstanbul’un 100 Çağdaş Sanatçısı ve Eseri, İstanbul’un 100 Cam Sanatçısı, İstanbul’un 100 Camisi, İstanbul’un 100 Ressamı, İstanbul’un 100 Roma ve Bizans Eseri, İstanbul’un 100 Romanı, İstanbul’un 100 Sikkesi, İstanbul’un 100 Spor Kulübü, İstanbul’un 100 Söylencesi ve Menkıbesi, İstanbul’un 100 Su Yapısı, İstanbul’un 100 Süreli Yayını, İstanbul’un 100 Şiiri, İstanbul’un 100 Cam Sanatçısı, İstanbul’un 100 Yazarı.

DEĞİŞEN MESLEKLER

Sıradan okurun bu kitaplar içinde en çok ilgi duyacağı bence bu şehrin satıcıları. Ya da esnaflar. Esnaflar, yaptıkları iş sermayelerinden çok kol ve beden güçlerine ya da hünerlerine dayanan girişimcilerdir: Berber, kayıkçı, terzi, kuyumcu gibi. Her şehrin esnafları halkın ihtiyacı, yaşama koşulları ve teknolojik gelişmeye paralel olarak çeşitli değişikliklere uğrar. Bir mesleğin önemini yitirmesi, bir başka mesleğin önem kazanmasına yol açar. Mesela hem Bizans hem Osmanlı imparatorluğu döneminde İstanbul’da mumculuk en önemli mesleklerdendi. Ancak gazyağının yaygınlaşmasıyla önemini yitirdi. Vapur seferlerinin başlamasıyla kayıkçılık, sigara kağıdının yaygınlaşmasıyla lülecilik ikinci plana düştü. Kimi meslekler kimlik değiştirdi. Lüleciler lüleci çamuruyla fincan yapımına yöneldi. Sigara icenler kağıt ağızlarına değmesin isteyince ağızlıkçılık gözde bir meslek oldu.

Osmanlı döneminde, eğer ordu mensubu değilse aşağı yukarı herkes bir esnaf loncasına kayıtlıydı. Bu loncaların ticaret hayatında da toplumda da önemli bir yeri vardı. Bir esnaf bir loncaya çırak olarak kaydedildikten sonra belli bir grubun üyesi sayılır ve lonca tarafından her türlü ihtiyacı gözetilirdi. Her loncanın bugün “dayanışma fonu” diye adlandırılabilecek  “taavun sandığı” vardı. Burada üyelerden her ay alınarak biriktirilen para  genelde yardımlaşma için kullanılırdı. İşleri bozulup sıkıntıya düşen üye buradan yardım alır; yoksul bir üye öldüğünde cenaze giderleri, yoksul bekar üyelerin düğün masrafları bu fondan karşılanırdı.

GÜNLÜK EKMEĞİNİ KAZANANLAR

İstanbul’un 100 Esnafı kitabı bilinen ve bugün de varlığını sürdüren esnafların yanında, günümüzde sayısı çok azalan ya da hiç rastlanmayan esnafları, seyyar satıcıları da içermekte; Arayıcılar, lodosçular, destancılar, dönme dolapçılar, macuncular... Böylece okurun gözünde yalnız genel bir İstanbul esnafı değil, bir zamanların İstanbul’unun resmini çizmeyi de  amaçlamakta. Bu resimde mahalle mahalle dolaşan seyyar dönme dolaplar, olayları şiire döküp bastırıp sokak sokak dolaşan destancılar gece yarısına doğru sesleri içe dokunan bozacılar var.

İstanbul’da günlük ekmeğini kazanmak için İstanbulluların neler yaptığını da öğrenmek eğlenceli olabilir.

İstanbul’un 100 Esnafı,Uğur Aktaş, İstanbul’un Yüzleri Serisi, 174 s.

www.evrensel.net