Artı Eksi 7 Londra - 13 Kasım 2017
İngiltere'de 100 yıllık haksızlığa karşı sokağa taşan öfke

İsrail'i kuran deklarasyona karşı eylem, kalkınma bakanının istifası, demiryollarında grev... Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin panoramasını sunuyor.

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Programın bu bölümünde 100. yılında Balfour Deklarasyonu’na karşı gerçekleştirilen protesto, İsrail ile gizli görüşmeler yapan bakanın istifası, demir yolu çalışanlarının grevi ve Ekim Devrimi'nin 100'üncü yılı etkinlikleri var.

İngiltere’de geçtiğimiz hafta içerisinde bir taraftan İngiliz Savaş Kabinesi’nin neden olduğu 100 yıllık haksızlık ve eşitsizlikleri protesto etmek için yapılan eylem, diğer taraftan da Ekim Devrimi’nin 100'üncü yılını kutlamak için devam eden etkinlikler vardı. Parlamento’da May’in dengede tutmaya çalıştığı kabinesini sarsan istifa ve tartışmalar, sokakta ise demiryolu çalışanlarının grevi haftanın öne çıkan konuları bu hafta Artı Eksi 7 Londra’da.

BALFOUR, 100. YILINDA PROTESTO EDİLDİ

Bir asır önce Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin kurulmasının yolunu açan İngiliz savaş kabinesinin dışişleri bakanı Balfour, Londra’da kitlesel bir yürüyüşle protesto edilirken, 100 yıllık hatadan dönülmesini talep ettiler.
 
Filistin halkının 100 yıldır yaşadığı haksızlık ve eşitsizliğin yolunu açan Balfour Deklarasyonu, 4 Kasım Cumartesi günü düzenlenen bir yürüyüşle protesto edilirken, Filistin topraklarındaki işgal ve kuşatmanın sona erdirilmesi talep edildi. Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour tarafından 2 Kasım 1917’de imzalanan ve uluslararası siyonist hareketin liderleri konumunda olan Lord Rothschild’e gönderilen deklarasyon ile İngiliz hükümeti İsrail’in Filistin topraklarında kurulmasının yolunu açmış oldu.

İngiltere’nin desteği ile kurulan İsrail’in, günümüzdeki hamisi konumunda olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Londra Büyükelçiliği önünde toplanan binlerce gösterici, yürüyüş öncesi Filistin için adalet ve eşitlik talep etti. Filistin bayrakları ve Balfour deklarasyonu’nun mimarı Balfour’u teşhir eden döviz ve pankartları ile elçilik önünde toplanan binler, İsrail’e verdikleri destek için ABD’yi ve İngiltere’yi protesto ettiler. ABD elçiliği önünde yapılan konuşmaların ardından, yürüyüş Filistin’e bağımsızlık talep eden ‘Free Free Palestine’ sloganları ile start aldı. ABD elçiliği önünden hareket ederek, Noel için süslenmiş Londra’nın en işlek caddelerinden Oxford Street’e çıkan binlerce gösterici adalet ve eşitlik taleplerini yürüyüş boyunca devam ettirdi. Filistin topraklarının işgal ve ablukaya alınmasına karşı yapılan yürüyüşe, ‘Filistin’e adalet için Yahudiler’ kampanya grubu ile Sosyalist Yahudiler Grubu da destek verdi.

İngiltere Başbakanı Theresa May’in İsrailli mevkidaşı Benjamin Netanyahu’yu başbakanlık konutunda ağırlamasının ertesi günü gerçekleşen yürüyüş, Oxford Caddesi üzerinden İsrail’e destek veren yaklaşık 20 kişilik bir grup tarafından engellenmeye çalışıldı. Göstericilerin tüm tepki ve itirazlarını dikkate almayan İngiliz polisi, Balfour’un 100 yıl önce başlattığı haksızlığı, İsrail bayraklı grubu yürüyüş boyunca korumaya alarak devam ettirdi. Şimdiye kadar yürüyüşleri engellemeye çalışan provakatörleri ablukaya alarak güzergahtan yalıtan İngiliz polisi ilk defa karşıt bir grubun yürüyüş boyunca varlığına göz yumdu.

Göstericilerin, 100 yıllık adaletsizliğe karşı biriken öfke ve tepkisi  haftalarca hazırlık yaptıkları yürüyüşün polisin keyfi tutumuyla boşa çıkartılmaya çalışmasıyla daha da  büyüdü. Sloganların kesilmediği kortej sürekli olarak yeni katılımlarla her noktada giderek büyüdü.

Yürüyüş  boyunca polis korumasında kortejin en önünde yürümeye çalışan provakatörlerin taktiği bir grup kadının çabası ile boşa çıkartıldı. Kadınlar Filistin bayrakları ve dövizleri ile polisi ve korumasındakileri geride bırakarak ‘işgale hayır’, ‘terörist devlet İsrail’ sloganları ile Parlamento Meydanı’na kadar yürüşe öncülük yaptı. Parlamento Meydanı’na varan göstericiler, ‘Kutsal toprakların Siyonist işgalini asla tanımayacağız’ ‘ İsrail, bir organize terör devleti’ gibi sloganlar içeren pankartlar açan Ortodoks Yahudiler tarafından karşılandı.

BİR BAKAN DAHA İSTİFA ETMEK ZORUNDA KALDI

Başbakan Theresa May’in kabinesi bir fire daha verdi. Parlamentoya kadar uzanan taciz iddiaları nedeniyle istifa etmek zorunda kalan savunma bakanının ardından, İsrail hükümeti ile gizli temaslarda bulunan uluslararası kalkınma bakanı da istifa etti.

Önceki hafta taciz iddialarının odağında olan Muhafazakar Parti ve Başbakan May’in kabinesi bu hafta da uluslararası kalkınma bakanının İsrail ile gizli temasları ve dış işleri bakanının patavatsız beyanı ile tartışmaların odağında yer aldı. Ağustos’ta tatil için İsrail’e giden Uluslararası Kalkınma Bakanı Priti Patel’in, İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu’da dahil hükümet yetkilileri ile görüştüğünün BBC tarafından açığa çıkarılmasının ardından başlayan tartışmalar bakanın istifası ile sonuçlandı.

Tatili esnasında yaptığı gizli görüşmelerden dolayı 6 Kasım Pazartesi günü Başbakan May’den özür dileyen ve affedilen Uluslararası Kalkınma Bakanı Priti Patel, gizli görüşmelerin İngiltere ve ABD’de devam ettiğinin açığa çıkmasının ardından istifa etmek zorunda kaldı. İsrail Kamu Güvenliği Bakanı ile Londra'da, İsrail Dışişleri Bakanlığı görevlileri ile de New York görüştüğü de ortaya çıkan Patel, resmi ziyaret için gönderildiği Uganda’dan apar topar geri çağrılarak istifa ettirildi. Gizli görüşmelerin bedeli olarak Başbakanlık konutuna arka kapıdan kabul edilen Patel, Başbakan May ile yaptığı 45 dakikalık görüşmenin ardından ‘yaptıklarının, yücelttiği ve savunduğu şeffaflık ve aleniyet ilke standartlarının altına düştüğü’ gerekçeleri ile istifasını vererek başbakanlıktan ayrıldı. İstifa ile sonuçlanacağı kesinleşen bu gelişmeleri yakından izleyen kamuoyu, Bakan Patel’i geri getiren uçağın rotasını cep telefonlarına yükledikleri uygulamalar üzerinden takip etti.

Uluslararası Savunma Bakanı Priti Patel İsrail’de tatilde olduğu 13 günlük süre içerisinde Başbakan Netanyahu ve üst düzey yetkilileri ile 10, Eylül ayında ise Londra ve New York’ta 2 görüşme gerçekleştirdi. Patel, bu görüşmelerde, Netenyahu’nun İngiltere’ye yapacağı ziyaret, İsrail’in iç politikaları ve İngiltere-İsrail işbirliğine ilişkin konuların görüşüldüğünü dile getirdi. Patel’in yaptığı görüşmelerinin bu konular ile sınırlı kalmadığı, Patel’in İngiltere’nin uluslararası yardım bütçesinin bir kısmını İsrail ordusuna verilmesi önerdiğinin açıklanması ile netleşti. Patel’in, İngiltere’nin İsrail toprağı olarak kabul etmediği Golan Tepeleri’nde bulunan bir askeri hastaneyi gezdiği ve dönüşünde de İngiltere’nin bu hastaneye kaynak sunmasını talep ettiği de ortaya çıkartılan bilgiler arasında yer aldı.

Patel’in gizli temasları ve istifası, dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın, İran’da tutuklu bulunan İran asıllı İngiliz vatandaşı Nazanin Zaghari-Ratcliffe’i zor durumda bırakacak gafını gölgede bıraktı. Tatil için gittiği İran’da tutuklanan vakfı çalışanı için ‘ İran’da halka gazetecilik eğitimi’ veriyordu  beyanında bulunan Johnson, beyanı sonrası yapılan uyarılar ve gelen tepkiler üzerine 6 gün sonra açıklama yapmak zorunda kaldı. Johnson özür beklentilerini boşa çıkartarak, ‘daha belirgin olabilirdim’ diyerek yaptığı açıklamayı düzeltmeye çalıştı.

Brexit referandumu sonrası aldığı erken seçim kararı ile parlamentodaki çoğunluğunu kaybeden May’in, Brexit müzakereleri nedeniyle kabinesinde sağlamaya çalıştığı dengede art arda gelen istifalarla sarsılmaya başladı.

DEMİRYOLLARINDA GREVLER DEVAM EDİYOR

İngiltere’nin en mücadeleci sendikası RMT, trenlerde kondüktörlerin kaldırılmasına karşı geçen yıl başlattığı mücadeleyi grevlerle devam ettiriyor.

Demir yolları çalışanlarının örgütlü olduğu Demir ve Deniz Yolları Çalışanları Sendikası RMT, beş ayrı demiryolu işletmesinde eş zamanlı grev ve eylem gerçekleştirdi.

Trenlerde ki kondüktörlerin işine son vermek isteyen Southern, Greater Anglia ve South Western Railway’de greve çıkan RMT  Merseyrail ve Northern  işletmelerinde de iş bıraktı. 8 Kasım Çarşamba günü başlayan grev ve iş bırakma 48 saat boyunca devam ettirildi. Milyonlarca yolcunun etkilendiği grevler ile kararlılığını ortaya koyan demiryolu çalışanları kendilerinin ve yolcuların güvenliğini tehlikeye atacak olan uygulamadan vazgeçilmesini talep etti.

Bazı işletmeler aksayan seferleri gidermek için ek otobüs seferleri koyarken, Greater Anglia  ise kısa süreli eğitim verdiği çalışanları ile seferleri tamamlamaya çalıştı. Daha önce hiç tecrübesi olmayan demiryolu çalışanları ile seferlerin yapılmasının yarattığı risk ve tehlikelere dikkat çeken RMT  genel sekreteri Mick Cash, bir önceki grev esnasında görevlendirilen makinistlerin ters taraftaki kapıları açtığını hatırlattı. Cash, İskoçya ve Galler’de ki demiryolu işletmelerinde kondüktörlerin göreve devam etmesine rağmen, İngiltere’de ki işletmelerin kondüktörleri çıkartmakta ısrar etmesinin arkasında Başbakan Theresa May ve Ulaştırma Bakanı Chris Grayling’in olduğunu iddia etti.

Demiryollarında örgütlü bir diğer sendika olan ASLEF ise RMT ile birlikte başlattığı mücadeleyi, üyelerinin işletmenin sunduğu öneriyi kabul ettiği gerekçesi ile sonlandırdı. ASLEF’in kabul ettiği anlaşma, istisnalar dışında trenlerde eğitim almış ikinci bir güvenlik çalışanın bulundurulmasını, 2016 ile 2020’yi kapsayan 5 yıllık dönem için % 28.5’lik ücret artışını içeriyor.

LONDRA’DA EKİM DEVRİMİ ETKİNLİKLERİ

Ekim Devrimi’nin 100 yılı kutlamaları için Londra’da gerçekleştirilen etkinliklere, İngiltere Sendikalar Konfederasyonu TUC ev sahipliği yaptı. Che Guevara’nın kızı Aleida Guevara’nın da yer aldığı konferans Hindistan, Almanya ve Rusya’dan katılımlarla düzenlendi.

Büyük Ekim Devrimi’nin 100 yılını kutlamak için kurulan Rusya Devrimi Yüzüncü Yılı Komitesi 2017 yılı boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Bir çok sergi, panel ve toplantının ardından 4 Kasım Cumartesi günü İngiltere Sendikalar Konfederasyonu TUC’nin ev sahipliğinde bir dizi oturum ve toplantı gerçekleştirdi. Gün boyu devam eden uluslararası konferansta ‘tarihte ki en önemli olay’ olarak tanımlanan Ekim Devrimi’nin kazanımlarına dikkat çekildi. Dünyanın üçte birinde hayata geçirilen politik, ekonomik ve toplumsal modeli ortaya çıkaran devrimin en önemli başarılarından birinin de ikinci dünya savaşında faşizmi yenilgiye uğratması olduğuna vurgu yapıldı.

Büyük bir kuşatma ve saldırı altında olmalarına rağmen olağanüstü bir yetenek sergileyen Bolşeviklerin koca bir itibarı hakkettiğinin altını çizen konuşmacılar, ‘devlet Sosyalizmi’ ile eşitsizlikler minimuma düşürülürken, gelişme zemini bulan kültürel devrimin, sömürge ülkelerdeki bağımsızlık hareketlerine ilham olduğuna vurgu yaptılar.  

‘İlham’ olarak tanımlanan Ekim Devrimi’nin, ‘ geçmişte neyin mümkün olduğunu ve bugün nelerin yaratılabileceğine işaret olduğunu da ifade eden konuşmacılar, sosyalizm ve sosyalistlere yönelik sonu gelmeyen saldırılara da dikkat çektiler. Gün boyu süren toplantılarda Ekim Devrimi’nin Britanya toplumu ve emek hareketi üzerindeki etkileri de dile getirildi. Konferans toplantılarının gerçekleştirildiği salon ve koridorlarda, Ekim Devrimi’nin 100. yılı vesilesi ile hazırlanan sergilere de yer verildi.

Haberler ve Kamera: Orhan Dil, Oktay Çinpolat
Sunucu: Semra Demirci
Seslendirme: H. Murat Sermet, Semra Demirci
Montaj: Mehmet Göztaş, Rıza Çetinkaya, Orhan Dil

www.evrensel.net