'Suudi yönetimi, Lübnan’dan istediğini henüz alamadı'

'Suudi yönetimi, Lübnan’dan istediğini henüz alamadı'

Lübnan Komünist Partisi Yöneticisi Jana Nakhal, Lübnanlıların Suudi Arabistan’ın planladığı tepkiyi vermediğini ve bunun olumlu olduğunu söyledi. 

Elif GÖRGÜ
İstanbul

Suudi Arabistan ziyareti sırasında istifasını açıklayan Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin akıbeti, dün ekranlara çıkarak ‘ülkeme döneceğim’ demesine rağmen açıklığa kavuşmuş değil. Zira, Hariri dünkü konuşmasında da Lübnan Hizbullahı ve İran’ı hedef aldı, “İran'In tüm iç işlerimize karıştığı, bir siyasi oluşumun da ona destek verdiği bir ilerleyemeyiz. Ancak bölgesel çatışmalara müdahaleler son bulursa istifamı geri çekerim” dedi. 

Hariri’nin, Suudi Arabistan’da Prens Muhammed’in iktidarını güçlendirme hamlesi olarak nitelendirilen ‘saray darbesi’nde gözaltına alınan 200 kadar kraliyet mensubunun hapsedildiği Ritz Carlton otelinde tutulduğu iddia ediliyordu. Lübnan’dan da Hariri’nin ülkesine dönmesi çağrıları yapılırken son olarak Dışişleri Bakanı Gebran Bassil’in, durumu görüşmek üzere Fransa’ya gideceği açıklanmıştı. 

Hariri’nin istifasının, Riyad’ın bölgesel iktidarını güçlendirmek için mezhep siyaseti açısından en kırılgan ülke olan Lübnan’ı kullanarak kanlı bir süreci yeniden başlatmaktan çekinmeyeceği yorumları da sürüyor. 

NAKHAL: HARİRİ’NİN ZORLA İSTİFA ETTİRİLDİĞİ AÇIK

Gazetemize konuşan Lübnan Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Jana Nakhal ise Lübnan halkının ve siyasetçilerinin Suudi Arabistan’ın beklediği tepkiyi henüz vermediklerini ve bunun olumlu olduğunu söylüyor. 

Nakhal, Hariri’nin neden istifa ettiği konusunda bir belirsizlik olmadığı görüşünde: “Başbakan Saad Hariri’nin neden istifa ettiği açık. Açıklamasının içeriği, biçimi ve istifanın edildiği yer ile bölgesel siyasi koşullar Hariri’nin Suudi Arabistan’ın mevcut yönetimi yani Muhammed bin Selman tarafından istifaya zorlandığını gösteriyor”

Nakhal’a göre istifa açıklamasının Riyad’da ve bir Suudi televizyonunda yapılması, Hariri’nin yanında, başbakanı olduğu Lübnan hükümetinden ya da bizzat kendi partisinden (Müstakbel Hareketi) hiçbir temsilci bulunmaması “Suudi Arabistan yönetiminin iktidarını göstermek için düzenlenen açık bir show ve bölgesel gücünün ilanı” anlamına geliyor. 

‘LÜBNAN HALKI BEKLENEN TEPKİYİ VERMEDİ’

Lübnan’da farklı toplumsal kesimler için de siyasi liderler için de Hariri’nin istifa haberinin sürpriz olduğunu belirtiyor Jana Nakhal. Ancak asıl süprizi yaşayanın Suudi Arabistan yönetimi olduğunu savunuyor. 

Çünkü, Nakhal’a göre, Lübnanlılar beklenen tepkiyi göstermediler. Şöyle açıklıyor: “Hariri’yi oldukça mezhepsel bir konuşmayla istifa ettirerek, Lübnan’daki müttefikleri olan aktörleri İran konusunda daha sert bir tutum almaya zorlayarak ve Hizbullah ile Şii toplumunu ‘İran’ın Lübnan’daki ajanları’ olmakla suçlayarak Sünni Lübnanlıları silahlarıyla sokağa indirmeyi hesaplamışlardı, ki benzer durumlar daha önce yaşanmıştı. Aynı şekilde, Hizbullah’a İran’la bağlarını koparma, hükümeti terk etme ve silahlarını bırakma çağrısı yaparak Tripoli’deki Şii topluluklara yönelik saldırıların başlamasını, Lübnan’ın farklı yerlerinde silahlı çatışmaların çıkabileceğini beklemişlerdi. Bir başka beklenti de iki taraftan siyasi liderlerin bu çatışma olasılığını desteklemeleriydi. Fakat bunların hiçbiri olmadı. Tam tersine halk, süreci Suudi Arabistan’ın bir dış müdahalesi ve bir ulusal sorun olarak algılamış görünüyor. Siyasi partiler de, özellikle Cumhurbaşkanı Mişel Aun, Meclis Başkanı ve siyasi olarak Hariri’nin karşıtı olan Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah da meseleyi ülkenin bağımsızlığı meselesi olarak ele aldılar. 

Lübnan halkının, farklı kesim ve mezheplerin birliği bugün açısından yaşamsal önemde ve sivil çatışma ve savaş planlarının ilk aşamasını bozmuş görünüyor.” 

‘iÇ ÇATIŞMA RiSKi HALA MEVCUT’

Lübnan Komünist Partisi Yönetici Jana Nakhal, her şeye rağmen bir iç çatışma ihtimalinin imkansız olmadığı görüşünde. “Her şey mümkün, çünkü açık ki (Suudi Prens) Muhammed bin Selman’ın iktidardan gözü dönmüş durumda, bu da gelecekteki adımlarını tahmin etmeyi zorlaştırıyor” yorumu yapıyor.  

Mezhepçi bir ayaklanmanın Körfez medyasının eliyle ve tehditler aracılığıyla kışkırtılmaya devam edildiğini söyleyen Nakhal, “Ekonomik ve siyasi blokajdan askeri müdahaleye kadar gidebilecek; doğrudan bir savaşa da neden olabilecek dolaylı bir savaş bekliyoruz” diyor. 

Öte yandan Suudi Arabistan politikalarının İsrail yönetimi tarafından olumlu karşılandığına da dikkat çekiyor: “Siyonist devlet askeri müdahaleye çok hevesli görünüyor. Bu, İsrail’in bir saldırı planladığı anlamında değil fakat Suudi Arabistan müdahalesini desteklediği anlamında böyle. 2006 yılında da olduğu gibi, Lübnan halkının ulusal egemenliğine yönelik bir saldırı beklemek mümkün.”  

İsrail’in bugüne kadar Lübnan’ın “düşman”ı olarak tutum aldığı ve Suudi Arabistan’ın bölgesel politikalarını desteklediği dikkate alındığında, Lübnan’a yönelik bir saldırının “İsrail’e iyilik yapmak” anlamına geleceğini de belirtiyor Nakhal.

Lübnan halkına çağrılarının ise “mezhepsel kışkırtmalara gelmeyin ve dış saldırılara karşı birlik olun” olduğunu belirtiyor.
 

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Kasım 2017 09:37
www.evrensel.net