Ucuz etin sonu pahalıya patlayacak

Ucuz etin sonu pahalıya patlayacak

Et ürünlerinde yaşanan krizle birlikte uygulanan ithalat politikaları, et üretimini ve fiyatları olumsuz etkileyecek.

Sedat BAŞKAVAK
Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı

Son bir yıldır en çok konuşulan konu et fiyatları. Neredeyse her gün bir haber yapılıyor; ‘Bakanlık artan fiyatlara müdahale için ithalat izni verdi’ yada ‘Et ithalatı için gümrük vergileri düşürüldü’ haberleri 2017 yılının en ‘ilgi’ çeken başlıkları oldu. Hükümet 10 yıldır artan et fiyatlarını düşüreceğini söylüyor ama fiyatlar hep yükseliyor, ithalat artıyor üretim ise azalıyor. İthalatçı şirketler para kazanırken,  besicilik yapan köylüler ise harcadığı para ve döktüğü alın terinin karşılığını alamayınca çareyi elindeki hayvanı kestirerek işi bırakmaya ve göçe yöneliyor.
 
10 yılın sonunda uyguladıkları tarım politikalarından hiç ders çıkarmayan hükümetin, et fiyatlarına müdahale için bulabildiği tek yöntem ‘bende ithal edilen eti marketlerde ucuza sattırırım’ oldu. Bu uygulama ile ülke genelinde 2 marketler zincirinin reyonlarında 29 liraya kıyma 31 liraya kuşbaşı et satılmaya başlandı. Et Süt Kurumu ile sözleşme imzalayan şirketlerden biri yaptığı açıklamada ‘şirketimiz kâr’ etmeyecek. Sözleşme sonuçlarının şirket operasyonları, faaliyeti ve kârlılığında önemli bir değişiklik olmayacaktır’ dedi. Yani bir kâr var ama önemli değil, vatandaşın ucuz et yemesi için şirketin önemli olmayan kârını konuşmaya bile gerek yok demeye getirdi.

3 KİLO SÜTE 1 KİLO YEM

2017 sadece et değil samanın bile ithal edildiği bir yıl oldu. Piyasada 25 ile 90 kuruş arası neredeyse arpa, buğday fiyatlarına yakın saman satılır oldu. Yemin torbasını 60 liradan sayarsak 3 kilo süt ile 1 kilo yem alabiliyorlar. Hayvanını ise ortalama kilosu 24 liraya satıyorlar. Hükümet cenahı, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı ve Et Süt Kurumu programı ve açıklamalarına bakınca 2017 kasım ve aralık ayları ile 2018 mayısına kadar olan 7 ayda toplam 502 bin büyükbaş hayvan ve 111 bin ton karkas et ithal edecek. Yıllık ortalama 700 bin büyükbaş hayvan ithal eden bir ülke olarak 7 ayda 500 bin hayvan ithal edilmesi planlarını görünce 2018 yılının et ithalatında rekor yılı söyleyebiliriz.

DIŞ POLİTİKA İLE TARIM ARASINDA BAĞ VAR

Söz buraya gelmişken son günlerde Rusya ile yapılan görüşmeler ve yapılan anlaşmaları da kısaca not düşmek gerekiyor. Bilindiği üzere uçak düşürme krizi nedeniyle Rusya ile ilişkiler durma noktasına gelmiş ve Rusya, Türkiye’den 24 tarım ürününün ithalatını durdurmuştu. Bu olay bize ülkenin dış politikasının ve komşularla ilişkisinin tarladaki soğanı, domatesi, bahçedeki elmayı, narı ve dolayısıyla üretici köylünün hayatını nasıl etkilediğini acı bir şekilde öğretmiş oldu. Gelinen noktada nar, patlıcan ve domates hariç diğer ürünlerde Rusya alıma başlamıştı.

Geçtiğimiz haftalarda yapılan görüşmelerde kasım başı itibariyle nar, patlıcan ve domates alımına başlaması karşılığında Rusya’dan et alınması ve nükleer santral inşaatının önündeki engellerin kaldırılması kararlaştırıldı. Böylece bir şeyi daha gördük, komşularla bozulan ilişkiler el sıkışmayla değil güçlü komşuya verilen tavizlerle çözülüyormuş. O nedenle nükleer santralin önündeki engellerin kaldırılması ve et ithalatı için söz veriyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sırbistan gezisinde bu ülkeden 5 bin ton et alımı için imza attığını da eklersek komşu ülke ziyaretleri ve Rusya ile uçak krizi de döndü dolaştı biterken bile besicilik yapan üretici köylüleri vurdu.

Hükümetin et fiyatlarına müdahale adına ithalat politikaları devam ettiği sürece bu sene ucuz et yenebilir ama ülke et üretimi artırılmadığı sürece et fiyatlarının artması engellenemez. Kesimlik hayvan ve karkas et ithalatı devam ettiği sürece ithalat baskısı altında ezilen besici köylüler artan girdi maliyetlerini de karşılayamayınca hayvanlarını kesime götürecek ve azalan hayvan varlığı ülke hayvancılığının bitme noktasına getirecek ve yine artan et fiyatı ve yine ithalatla karşı karşıya kalacağız.

BALIKTA DA DIŞA BAĞIMLI OLACAĞIZ

En garibi de; et tüketiminde çeşitliliğin artırılması için tavuk ve balığa yönlendirme maddesidir. Aşağıda bir yalan söyledim yukarıya geldim bende inandım hesabı anlaşılan o ki AKP hükümet yetkilileri büyüyen Türkiye yalanına kendileri de inanmış olacaklar ki, et tüketimine yönelim azalırsa fiyat düşer ette tartışma konusu olmaz sanıyorlar. Yani halk zengin, alım gücü yüksek ve etten başka bir şey yememekte ısrar ediyormuş da et yetmiyormuş onun için tavuk ve balığa yönlendirme kararı almışlar. Vatandaş ete hücum ettiği için fiyat artmıyor. Et üretimi az olduğu ve birileri besicinin elinden ithalat baskısıyla ucuza toplandığı eti iki katına sattığı için fiyatlar artıyor. Ayrıca milyonlarca dar gelirlinin sofrasında et ya kurban bayramında yada gram hesabıyla olduğu düşünülürse et tüketiminin çeşitlendirilmesi boş propaganda ve başkaca kıyaklar için dayanak oluşturmanın gerekçesi olabilir. Balık tüketimine yönlendirmeye gelince eğer tüketimi teşvik için denizlerde sahillere yakın suni yem ile beslenen balık çiftliği şirketlerine yeni yer tahsisi ve teşvik adı altında kıyak çekmenin taşlarını döşemek için et ithalatını engelleme propagandasına karnımız tok. Daha çok para için yapılan ve bilinçsiz balık avlanmaları nedeniyle denizlerdeki balık varlığının azalmasına ilişkin uyarıları dikkate almayıp av sezonunu büyütüp, balık avcılığında kurallar gevşetilecekse sonuç birkaç yıl sonra balık çiftlikleri ve ithal balığa bağımlılık olacaktır.

SÖYLEM VE UYGULAMA FARKLI

28 Ekim 2017 tarihli Resmi gazetede yayınlanan ‘2018 yılı programında’ büyükbaş hayvan varlığının artırılması için; ithalatın yerine yurtiçi üretimin beslenmesi, et verimi yüksek ırkların geliştirilmesi ve etçi sığırların yetiştirilmesi, sütçü işletmelerde verimli ırklara öncelik, sığır etine ikame koyun ve keçi arzının artırılması, et tüketiminde çeşitliliğin artırılması için tavuk ve balığa yönlendirme yapılması, ayrıca üretimin artırılması için meraların kalitesinin artırılması ve kaba yem üretimin geliştirilmesine öncelik ve destek gibi hayvancılık açısından ziraat mühendisleri ve besicilik kooperatiflerinin her daim söylediği konuları da eklenmiş.

Saydığımız maddeler üzerinden değerlendirdiğimizde ilk söylenecek söz hükümette ithalatla girilen yolun yol olmadığını anlamış diyebiliriz. Fakat gelin görün ki söylenen bunlarken uygulama çok farklı. Çünkü hükümet önümüzdeki 7 ayda 502 bin büyükbaş hayvan ve 111 bin ton karkas et ithal etmeyi planlıyor.

Et ve süt verimi yüksek ırkların beslenmesi ve yetiştirilmesi deniliyor ama son dönemlerde genç çiftçilerin desteklenmesi kapsamında damızlık düve diye dağıtılan hayvanların  bu hedefleri yerine getirmek bir yana, verilen emeğe değmeyecek kadar kötü oldukları konusundaki Artvin’deki köylülerin şikayetini hep beraber izledik.

KÖYLÜNÜN OCAĞINA ATEŞ ATIYORLAR

Program meraların korunması ve geliştirilmesini ifade ediyor ama ne zaman mecliste enerji, sanayi ve maden şirketlerinin yatırımlarına ilişkin yasa tasarısı görüşülse ilk madde meraların talana açılması oluyor. En son Gümrük ve Ticaret Bakanlığının gündeme getirdiği üretimin geliştirilmesi ve desteklenmesi torba yasa tasarısı eğer köylüler tepki göstermeseydi zeytinlikler ve meralar sanayi ve maden şirketlerinin talanına açılacaktı. Enerji üretimi için meraları talana açan düzenlemeler ise hâlâ yürürlükte. Tarım Bakanlığı meraları koruyacağız diye köylünün yüreğine su serperken enerji, gümrük ve sanayi bakanlıkları meraları şirketlerin talanı ve tahribine açarak köylünün ocağına ateş atıyorlar. Hayvancılık ve et sorunlarının çözümü ülke tarımının üretiminden, planlanmasına, merasından, yaylasına üretici köylüler lehine korunması ve programlanması ile mümkün olabilir. Sadece yediğimiz et değil, hayvanın yediği yemin içindeki mısır, soya, arpa, saman ve aşı ithal edilirken, sofradaki pilav, pilavın üzerindeki nohut ithal edilirken, dünyanın en büyük çay üreticilerinden olmamıza rağmen çay ithal edilirken ve bunu engelleyecek bir politikanız yokken artan et fiyatları ve diğer tarım ürünlerinin ithalatı hep sorun olacaktı.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Kasım 2017 08:13
www.evrensel.net
ETİKETLER Et