Cumartesi insanları: Artık yeter adalet istiyoruz

Cumartesi insanları: Artık yeter adalet istiyoruz

Cumartesi Anneleri, 659’uncu buluşmasında Yüksekova’da kaybedilen Abdulselam Şahin’in akıbetini sordu.

Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 659’uncu kez Galatasaray’da bir araya geldi.  “Failler belli, kayıplar nerede” pankartının üzerine kırmızı karanfiller ve barışı simgeleyen beyaz tülbent bırakılarak, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Eyleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Pervin Buldan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Gezi aileleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Bu haftaki eylemde 24 yıl önce Yüksekova’da kaybedilen Abdulselam Şahin’in akıbeti soruldu.

'HESAP SORANA KADAR BU MEYDANLARDA OLACAĞIZ'

Eylemde ilk olarak söz alan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, her gün yargının kahreden yeni uygulamalarıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, “Tahir Elçi dostumuza yönelik Diyarbakır Cumhuriyet savcısının birinin yaptığı paylaşımına ne diyeceğimi bilmiyorum. ‘Teröristin cenazesi’ demiş. Ben de ona terörist diyenler, onun katillerinin ta kendisidir. CNN Türk’te hedef gösterenlerin ta kendisidir. Katilleri biliyoruz. Onlardan hesap sorana kadar bu meydanda olacağız” ifadelerini kullandı. 

'ÜLKEYİ YÖNETENLER İNSANLIK SUÇUNDAN VAZGEÇİN'

Daha sonra konuşan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ise, 22 yıldır Galatasaray Meydanı’nda adalet aradıklarını hatırlatarak, ”Ancak kör, sağır, vicdanı olmayan bir adaletten adalet beklemek doğru değildir” dedi. Kaybedilen insanların terörist olarak ilan edildiğini bir coğrafyada yaşadıklarını ifade eden Buldan, “Kürtleri katledip, terörist diyenler unutmasınlar, o katledilenler barışı savundular. Bu ülkeyi yönetenler insanlık suçundan vazgeçmedi. Tecrit uygulayanlar insanlık suçu işliyor. Burada adalet ve vicdan sağlanana kadar, kayıplarımızın faillerini bulana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

'DEVLETİN KİRLİ YÜZÜNÜ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ'

Buldan’dan sonra Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak söz aldı. Ocak, hukukun az çok işlediği ülkelerde bir belge, bir ipucu ortaya çıktığı vakit iktidarların onu araştırdığını belirterek, “Maalesef bu iktidar belgeleri karartmak için çalışıyor. Geçen hafta savcı kendi kafasına göre Murat Yıldız’ın dosyasında gaiplik davası açtı. Devlet bunda da aynı şeyi yapıyor. Sevdiklerimize ulaşıncaya kadar devletin kirli yüzünü ortaya çıkaracağız” diye konuştu. 

'BU MEYDAN İKTİDARIN YÜZ KARASIDIR'

Kenan Bilgin’in abisi İrfan Bilgin de, her Cumartesi, Galatasaray Meydanı’nda aynı şeyleri dile getirdiklerini hatırlatarak, artık diyecek bir şeyin kalmadığını söyledi. Tek taleplerinin kayıplarının faillerinin yargılanması olduğunu dile getiren Bilgin, “ Bu meydan iktidarın yüz karasıdır. Devlet yetkilileri dönüp buraya bakmadı hiç. Bu insanlar sorgusuz sualsiz kaybedildi. Yetkililerin tek yaptıkları, 20 yıl sonra dosyaların kapatılması için ailelere haber vermektir. Biz katliamları yapanları teşhir etmeye devam edeceğiz” dedi.

'BABAMI VE KAYIPLARIMIZI UNUTTURMAYACAĞIZ'

Eyleme katılamayan Abdulselam Şahin’in oğlu Ferdi Şahin ise yazılı bir mesaj gönderdi. Ferdi Şahin’in adına mektubu Cumartesi insanlarından Taylan Bekin okundu. Şahin mektupta, “ Babam kaybedildiğinde ben 5 yaşındaydım. Bana söz vermişti uslu durursam birkaç saat sonra gelip beni alacaktı. Gün boyu nereye giderse beni de yanına götürecekti. Hiç yaramazlık yapmadan uslu uslu  günlerce bekledim babamı. Ben beklerken evimizde kalabalıklaşıyordu, ağlaşan, dövünen akrabalar, komşular doluşmaya başlamıştı evimize. Kimse ne olduğunu söylemiyordu bana sarılıyor acıyan sözler söylüyorlardı” ifadelerine yer aldı. Mektubun devamında şu sözlere yer verildi: “Ben çok sıkılmıştım, herkes evimizden gitsin ya da ben gitmek istiyordum annemin eteğini çekiştirerek sadece tek şey söylüyordum; ‘Dayê ka bavê min ne hat’. Babam birkaç saat sonra geleceğim dediği halde hala gelmemişti. O bana hiç yalan söylemezdi, neden gelmemişti peki? Kardeşlerime soruyordum artık. Annem ağlamasın diye ‘keko ka bavémın nehat?’. Her kapı çalışında yerimden fırlıyordum. Babam gelsin hemen  çıkalım diye hazırda bekliyordum. 24 yıl geçti ben halen her kapı çalışında ‘geldi babam, babam geldi’ duygusundayım. Bu umudumu hiç yitirmedim. Beni onun gelmeyeceğini kimse inandıramadı ki öldüğüne inanayım. Bütün kayıp yakınları gibi babamızın ve adaletin peşinde olacağız. Babamı ve kayıplarımızı unutturmayacağız.”

'YETER ADALET İSTİYORUZ'

Basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Gülseren Yoleri okudu. 

Yoleri, 27 Kasım 1993 tarihinde gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Abdulselam Şahin’in hikayesini okudu. Abdulselam’ın hikayesi şöyle: “43 yaşındaki 6 çocuk babası Abduselam Şahin Yüksekova / Çukurca’da 9 yıl kamu personeli kadrosunda imam olarak görev yaptı. Bu sırada askerler tarafından gözaltına alınarak Yüksekova Jandarma Taburuna götürüldü ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Daha sonra ailesi ile birlikte Yüksekova/ Mune (Yılmazlar) köyüne taşındı ve burada imamlık yapmaya başladı.27 Kasım 1993 tarihinde Yüksekova’dan birkaç ay önce taşındığı köyüne gitmek üzere A.Ö.’ye ait Toyota marka araca bindi” diye anlattı. 

Yoleri, bugüne kadar etkin bir soruşturma yapılmadığını belirterek, “İç hukuktan sonuç alamayan aile 2012 yılında davayı AİHM’e taşıdı (9.04.2012-33180/12). AHİM, 14 Eylül 2017 tarihli tek yargıçlı oturumda “şikayette bulunulan olayların gerçekleştiği 1993 yılıyla, mahkemeye başvurunun sunulduğu 2012 yılı arasındaki ciddi zaman farkı dikkate alınarak” gerekçesi ile başvuruyu kaybetme suçunun süreğenliğine aykırı biçimde kabul etmedi. Abduselam Şahin’in akıbetinin açıklanması ve faillerinin yargılanması talebimizin karşılanması hukukun gereğidir” ifadelerine yer verdi. Yoleri, Şahin'in akıbetini sorarak, “Abdulselam’ın Ailesi’nin 24 yıldır yaşadığı belirsizlik işkencesinin sonlandırılması adaletin gereğidir. Artık yeter adalet istiyoruz” diye konuştu.(İstanbul/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net
ETİKETLER Cumartesi Anneleri