Paradise (Cennet) Belgeleri: Zenginlerin canı cehenneme!

Paradise (Cennet) Belgeleri: Zenginlerin canı cehenneme!

Paradise Papers (Cennet Belgeleri) son yıllarda üst üste kemer sıkma politikalarının dayatıldığı Avrupa’da ciddi tartışmalara neden oldu.

Vergi kaçırmak için “vergi cenneti” denilen ülkelerde offshore şirketler kuranların belgelerinden oluşan Paradise Papers (Cennet Belgeleri) son yıllarda üst üste kemer sıkma politikalarının dayatıldığı Avrupa’da ciddi tartışmalara neden oldu. Bir yandan “Devlet kasaları boş” diyerek sosyal hak ve harcamalarda kesintiler yapılırken, diğer yandan dünyanın en büyük tekellerinin ve siyasetçilerin kendi ülkelerinden milyarlar kaçırmaları sistemin ve temsilcilerinin rolünün tartışılmasına neden oldu. 

Almanya’da Spiegel Online’nın bir analizinde “Gözlerini kırpmadan vergi kaçıran zenginlerin suç işlemedikleri aslında kapitalizmin böyle işlediği” vurgusu öne çıkarıldı. Fransa basınında vergi cennetleriyle kapitalizmin azami kâr hırsı arasında bir bağın kurulması gerektiği tartışılırken, belgeler İngiliz monarşisini de ifşa etmesine rağmen Kraliyet ailesi açıklama yapmamayı tercih etti. 


YASALAR ZENGİNLER İÇİN, VERGİLER İSE YOKSULLARA!

Paradise Papers

Jakob AUGSTEIN
Spiegel Online

Paradise Papers/Cennet Belgeleri bir kez daha gösterdi ki zenginlerin paralarına para katmaları için yasaları ihlal etmelerine gerek yok. Yasalar onlar için, onların hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor zaten. Vergiyi de aptallar ve yoksullar ödüyor.

Zenginlerin ne işler çevirdiğini ortaya koyan, Paradise Papers gibi belgeleri bize ulaştıran gazetecilerin -bu türden gazeteciliğin olması büyük bir şans.- sayesinde ahlak, dayanışma ve sorumluluk konusunda yoksul, ama aşırı para ve servet sahibi zenginler cenneti deşifre edilmiş oluyor. Bu dünyayla karşılaştırıldığında devlet ve vergi sistemiyle boğuşmak zorunda kalan ‘ötekilerin’ yaşamı gerçekten cehennem gibi. Ancak zengin cennetinde eksik olan bir şey var: Suçluluk duygusu! Parasına para katmak isteyen zenginlerin yasaları ihlal etmelerine gerek yok. Yasalar onların hayatını daha da güzelleştirmek için yapılıyor zaten. Paradise Papers’la ortaya dökülenlerin hiç de yasa dışı olmadığını, yasa dışı olan tek şeyin bu belgelerin kamuoyuna yansıtılması olduğunu kısa süre içinde öğreneceğiz.

Sayılar oldukça somut: 400 gazeteci aylar boyu 13.4 milyon belgeyi araştırdı, dökümünü yaptı ve kamuoyuna yansıttı. Kaynak konusunda bilgi verilmedi. 50 ülkeden 120 politikacı, Siemens, Allianz gibi Alman tekelleri, Donald Trump hükümetinin bazı üyeleri, Kumarhaneler Kralı Paul Gauselmann gibi süper zenginler, vergi kaçakçılığıyla ünlü Engelhorn ailesi, vergi kaçakçıları olarak tüm dünyaya yayıldı.

Belgelerde adı geçen kişilerin rezil olduğu, cezalandırılacağı beklentisi içinde olanlara baştan söyleyelim, böyle bir şey yok. Oldukça karmaşık bir ortamla karşı karşıya olmamıza rağmen yapılan iş oldukça basit: Vergi nasıl kaçırılır? Offshore fonlarıyla mı, posta kutusu firmalarıyla mı, tröstler veya değişik enstitülerle mi?

Zenginler için en avantajlı olan, yasaların onların temsilcileri tarafından ve onlar için yapılmış olması. Bu nedenle ister Bermuda’da ister Malta’da olsun skandal mkandal da yok. Zenginlerin suç işledikleri yok, sadece kendileri için yapılmış yasalara uygun davranıyorlar. Bunu herkes biliyor, herkes görüyor ve bu konu üzerine konuşuyor ama Paradise Papers’ta da görüleceği gibi kısa bir öfkelenmeden sonra her şey eskisine dönüyor, unutulup gidiyor. Skandal patlıyor, çoğunluk sistemin bu yeni olay sayesinde kendi pisliğinden kurtulacağını düşünüyor ama sistemin arıtma tesisleri yok.

1542 DOLAR MİLYARDERİ VAR

Dünyada zenginle yoksul arasındaki uçurum akla hayale gelmeyecek boyuta erişti. 1542 dolar milyarderi, 6 trilyon dolarlık bir servete sahip. Böylece servetin belli bir azınlığın elinde yoğunlaşmasında 20. yüzyılın başındaki orana eriştik. O zamanlar halkın servetinin üstüne konan sermaye sahiplerine haydut baronlar, yaşadıkları döneme de altın gibi parlayan çağ deniyordu. Dikkat ettiyseniz altın çağ değil altın gibi parlayan bir çağdan söz edilmekteydi.

Dıştan altın gibi parlayan bu çağın arka odalarında zenginlerin kokuşmuşluğu, ahlaksızlığı, vicdansızlığı ve gözü doymazlığı egemendi. O dönemde ABD Başkanı Roosevelt, Standart Oil Tekeli Şefi John D. Rockefeller’le  atışmayı göze alıp bu her şeye burnunu sokan tekeli dağıtmayı başardı. Şimdilerde ise hiçbir ABD başkanı Silikon  Vadisi’nde simgelenmiş sermaye ile arayı bozacak güçte değil. O çok meşhur Barack Obama’nın bile bu konuda yaptığı olumlu bir şey yok.

Almanya’daki durum da bundan farklı değil. Air Berlin iflas etti. Binlerce emekçi onlara ayrılacak para olmadığı için işsizliğe ve parasızlığa mahkum edildi. Air Berlin Şefi Thomas Winkelmann ise 2021 yılına kadar dört yıllığına 4.5 milyon avro tazminat alarak emekliliğe gönderildi. Ahlaki olarak yanlış bulunan bu durum hiç de yasalara aykırı değil. Her şey meşru... “Kapitalizm işte böyle işliyor!”

Uluslararası Para Fonu, Alman hükümetini ülkede yoksulların durumunun iyileştirilmesi için zenginlerden alınan vergilerin arttırılması yönünde uyardı. Ancak yeni hükümetin de bu uyarıyı dikkate almayacağı kesin. Servet vergisi uygulamasına yine geçilmeyecek, dayanışma vergisinin kaldırılması planı da bu hükümete oy veren zenginlerin işine yarayacak. Sistem temellerine kadar hastalanmış durumda, hem ahlaksız hem utanmaz. Bunu herkes biliyor, öfkeleniyor, öfke artıyor ama hedef saptırılıyor. Aldatılanların öfkesi vergi kaçakçılarından çok savaş kaçaklarına, mültecilere yönelmiş durumda. Evet dünyamız aşağılık herifler için gerçekten bir cennet...

(Çeviren: Semra Çelik)



OFFSHORE, KAPİTALİZMİN MERKEZ TUĞLASIDIR

Romaric GODIN
Mediapart

Karlarının 3’te 2’sini neredeyse hiç vergi ödemediği İrlanda’ya ihraç eden Apple, kırıntı düzeyde vergi ödeyebilmek için kârlarını offshoredaki şubelerine gönderen Whirlpool, Hollanda üzerinden geçerek şirketler vergisinden sadece yüzde 2 oranında ödeyerek 1 milyar avro kâr yapan Nike, parasını Cayman Adaları’na yönlendiren Facebook.... Vergi cennetlerine saklanmış paraların ve bunların gerçekleşmesini sağlayan operasyonların ortaya çıkmasıyla, Paradise Belgeleri tüm Fransız ve Avrupalı siyasi sorumluların öfkelenmesine neden oldu. Fakat iyi isteklere ve art arda sıralanan siyasi önlemlerin alınacağına dair verilen sözlere rağmen offshore meselesi bir türlü zayıflamıyor. Zira bunun nedeni dünya sisteminin kopmaz bir parçası olmasıdır. 

‘OFFSHORE’A DÜNYANIN ZENGİNLİĞİ YATIRILIYOR

Olayın boyutu bunun sadece sistemin bir “sapması” olarak değerlendirilmesini engelliyor, artık offshore şubesi olmayan bir uluslararası tekel bulmak imkansız ve gelişmiş ülkelerin, hatta gelişmekte olan ülkelerin orta dereceli şirketleri de bu sistemin içinde çekilmiş durumdalar. Le Monde gazetesi, Berkeley Üniversitesinde ekonomist olan Gabriel Zucman’ın bir değerlendirmesini yayımladı. Buna göre vergi kaçakçılığı 350 milyar avro, yani dünyada her yıl üretilen zenginliklerin yüzde 0.5’ine tekabül ediyor. Geçen yıl yayınlanan Ulusların Gizli Zenginliği adlı kitabında Zucman, ‘offshore’lara yatırılmış zenginlik deposunun 7 milyar 900 milyon avro, yani dünya mali zenginliğin yüzde 8’ine ulaştığını belirtiyordu. 

Fakat bu verileri alt sınırı belirten bir hipotez olarak değerlendirmek lazım. Başkaları, örneğin İngiliz sivil toplum örgütü Tax Justice Network, ‘offshore’lara yatırılmış zenginliklerin miktarının “21 ve 34 milyar dolar” (18 milyar 200 milyon avro-29 milyar 400 milyon avro) olduğunu söylüyor. Buralara yönelik para sirkülasyonu 1 ile 1.6 milyar dolar (8.65 milyar ile 13.84 milyar avro), yani dünya gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 2.1’ine ulaştığını belirtiyor. 

“Vergi kaçakçılığı” ile “offshore’lara yatırım” kavramlarının tanımlaması arasındaki farklılık bu miktardaki farkı açıklayan esas nedendir, fakat bu iki durumda da bu veriler küçümsenemez ve bir kenara atılamaz oranda. 

FRANSA’NIN KAMU BORCUNUN 4’TE 1’İ OFFSHORE’DA!

Devlet gelirlerinden yılda 20 milyar avro, yani GSYİH’nin yüzde 1’i miktarında bir zenginliğin kaybolduğunu belirten Gabriel Zucman’ın verilerini alalım. Bu oran Fransız kamu borcunun 4’de 1’ine ve sosyal sigorta açığının 4 katına denk düşüyor. Dolayısıyla bu harcamalar için aynı oranda devlet borçlanması gerekiyor, yani böylelikle borç daha da artıyor ve yol açtığı açıkları daha da ağırlaştırıyor (Yuvarlanan kar topunun büyümesi misali buna, oran olarak küçük görünse de büyük oranlara ulaşan faizleri de eklemek gerekir). Her iki durumda da bu kaçaklar ekonomik faaliyetleri olumsuz etkiliyor. (...)

Hükümetler bu offshore yatırımlarına karşı sert çıkışlarda bulundular, fakat unutulan bu offshore yatırımların çağdaş ekonomik sistemde marjinal unsurlar olmadıkları; tam tersi temel motorlarından biri olduğudur. Onlar sayesinde özel sektör, kamu sektörünü giderek yıktı ve yine vergi düşürülmesi ya da mali işlemler yasasının değiştirilmesi için bunlar kullanılarak uluslararası tekeller devletlere isteklerini dayatıyorlar. Ve her zaman kullanılan argüman da aynı: Eğer vergiler yeterince düşürülmezse, eğer yapılar hâlâ o kadar katı olmaya devam ederse, para ülkeyi terk eder ve bir ‘offshore’a ya da başka yere uçar gider... 

VERGİ CENNETLERİ BU SİSTEMİN ÜRÜNÜ

Dolayısıyla offshore olgusunun yasal olması hiç de tesadüfü değildir, fakat bugün skandal ve tartışmalara neden olmasının nedeni mali küreselleşmeyle olayın devasa boyutlara ulaşmasıdır. Gabriel Zucman, 1980 ile 2014 yılları arasında vergi cennetlerine yatırılan zenginliklerin 10 katına çıktığını belirtiyor. Vergi cennetleri savaş sonrası oluşturulan sistemin reddi üzerinden büyüdü. Bretton Woods sisteminin patlamasının sonucu olarak paranın verimliliğinin düşmesi ve değişkenliğini karşılayabilmek için büyük şirketler azami vergiden kaçmaya çalıştılar. Ve vergi cennetleri de onlara yeni bir ekonomik model oluşturmalarına yardımcı oldu. (...)

Avrupa Birliği inşasını da olumsuz etkiler diye AB; İrlanda’yı, Hollanda’yı, Lüksemburg’u, Malta’yı ve Kıbrıs’ı vergi cenneti olarak kabul etmeyi reddediyor. Bundan dolayı müdahaleler her zaman sınırlı müdahaleler olarak kalıyor. Burada, mali işlemlere çeki düzen verme tartışmalarına benzer bir durum var: Eğer yasalar katılaşırsa maliyenin ekonomik kalkınmaya olan faydaları da geriler kaygısı. Dolayısıyla aynı mali dünyada olduğu gibi siyasi liderler bolca öfkeleniyorlar fakat çoğu zaman ona boyun eğiyorlar, zira aşmayı bile hayal edemedikleri ekonomik sistemi istikrarsızlaştırma karşısında titriyorlar. 

(Çeviren: Deniz Uztopal)


VERGİ KAÇIRMA KAMU HİZMETLERİNİ YOK EDİYOR

Paradise Papers

Morning Star
Başyazı

Kraliçe'nin zenginliğinin 10 milyon sterlin kadarının Bermuda’da tutmasının vergi kaçırmakla ilgilisi olmadığına, BBC’nin Kraliyet Muhabiri Nicholas Witchell çok emin; bir parazitin olabileceği kadar emin.

Belki bu kadar emin olmasının sebebi, kraliçe ve de kraliyetin servetini yatıran Lancaster Düklük’ün yasal olarak gelir vergisi, sermaye kazancı vergisi ve miras vergisinden muaf olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Sırf gönlünden koptuğu için bu çağ dışı ama sözde kârlı kurumun kraliçesi gönüllü olarak vergiye benzer bir ödeme yapıyor. Bunların hepsini 2013’te kraliyetin vergisi hakkına yapılan anlaşmaya bakacak olursak, “Hiç bir finansal kazancı olmamasına rağmen 10 milyon sterlini neden yurt dışına kaçırma ihtiyacı duysun?”.

Eğer monarşinin verdiği gönüllü vergi miktarı değişmeyecekse, neden milyonları offshore hesaplarına taşıyor?

Kraliyet ailesin kendini acındırmasına artık alıştık ve medya içindeki bilindik isimler kraliyet ailenin kemerleri sıktığını, ülkeye turist çektiği için şükretmemiz gerektiğini ve bunun maliyetinin Britanya’daki her aile için ayda sadece iki köpek bisküvisi değerinde olduğunu söylemek için sıraya girmiş durumda.

Bu saçmalıktan sonra monarşiye verilen 74 milyon üstüne bir de 8 milyon daha ekledik.(..)

KAMU ÇALIŞANLARI 10 YILDIR ZAM ALMIYOR

Britanya’daki çoğu kamu sektör çalışanı son on yıldır maaşlarında hiç bir artış almadılar. Bunun yanı sıra büyük kârlar elde eden özel şirketler işçilerin maaşlarını arttırmayacağını söylüyorlar ama milyarlarca pound sermayenin üstüne oturuyor, yatırım yapmaktan kaçınıyor veya paralarını yurt dışına kaçırıyorlar.

Konut spekülasyonu veya vergi cennetlerinden yararlanmak için yurt dışına götürülen para, Britanya egemen sınıfı açısından normal bir davranış olarak görülüyor. Bir çok hükümet kabine üyesi, bunu açıkça belirtmese de,  şimdi reddetse de (vergi) düzenlemesinden yararlandılar.
Eğer Theresa May Hükümeti gerçekten Paradise Belgeleri ifşalarını skandal olarak görseydi, Maliye Bakanı Philip Hammond, Parlamentoya gelir ve bunla ilgili soruları cevaplardı. Maliye Bakanının yerine gönderilen Hazine Bakanı Mel Stride soruları cevaplamaktan kaçındı ve hükümetin yaptığı asılsız bir açıklamayla yetindi: Hükümetin 2010’dan sonra vergi kaçırma kurallarıyla ilgili getirdiği sınırlamalar sonucu 160 milyon gelir getirdiğini iddia etti.

Gölge Maliye Bakanı John McDonnell’ın da söylediği gibi mevcut Maliye Bakanı Phillip Hammond bile hazinenin mevcut kuralları yüzünden, her sene 30 milyar kayıp ettiğini onaylıyor. Bazı vergi uzmanları bunun üç katı olduğunu söylüyor.

Birçok insanın gelirleri vergi dairesinin sıkı denetimine tabii iken, zenginlerin ve güçlülerin Britanya’da vergi ödeyip ödememe tercihi şaka gibi bir şey.

Yüzeysel ve gazete manşetlerinden etkili olacak değişikler dışında, Toryler aslında bu konuda çok fazla değişiklikler yapmak istemiyor çünkü partiyi destekleyenlerin bir çoğu paralarını yurt dışına transfer etme fırsatlarından yararlanıyorlar.

Tory partisine en büyük bağışını yapan Eski Haznedar Lord Ashcroft, eğer soyluk rütbesini (Lord) alırsa resmi kayıtlarda ev adresini Britanya’ya değiştireceğini ve vergi kaçırmalardan faydalanmayacağını, Eski Başbakan David Cameron’a söz vermişti, ama görülüyor ki offshore cennetlerin içinde batmış durumda.

Meydanın önemli isimleri, finanslarını offshore hesaplarında tuttuğu için medya tarafından değişiklik yapılması için pek zorlama olmayacak.
Bu yüzden İşçi Parti Lideri Jeremy Corbyn’in “agresif” vergi kaçırmalarla ilgili kamu sorgulaması; sağlık, eğitim, belediye evleri ve altyapı yatırımlarına engel olan araçlar konusunda bir araştırma yapılması talebini desteklemek için daha da fazla geçerli nedenimiz var.

(Çeviren: Çağdaş Canbolat)

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Kasım 2017 08:46
www.evrensel.net