Bursa Demokrasi Güçleri: Sorumlular hesap versin

Bursa Demokrasi Güçleri: Sorumlular hesap versin

Bursa'da 5 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine dair Bursa Demokrasi Güçleri'nden açıklama geldi: Sorumlular hesap versin

Uğur ÖKDEMİR

Bursa'da 5 işçinin yaşamını yitirdiği fabrika patlamasındaki ihmaller ve sorumluluğu bulunanlar protesto edildi. Bursa Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla fabrika önüne yürüyüş yapan Demokrasi güçlerine çevre fabrikalarda çalışan işçiler camlardan alkışlarla destek oldu. Yürüyüşe patlamanın yakınında bulunan Aroma fabrikası işçileri de destek verdi. 

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Ali Akyıldız’ın da destek verdiği yürüyüşte sık sık; “İnsanca Bir Yaşam Güvenceli Gelecek İstiyoruz, İş Kazası Değil İş Cinayeti, Susma Haykır İşçiler Ölmesin” sloganları atıldı.

İŞ CİNAYETLERİ GÜNLÜK YAŞAMIN BİR PARÇASI HALİNE GELMİŞTİR

Bursa Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan Elif Yuvayapan; “Hepimizin bildiği gibi 8 Kasım Çarşamba günü sabah saatlerinde Gökkuşağı Tekstil Fabrikasında meydana gelen kazan patlamasında 5 işçi kardeşimiz yaşamını yitirmiş, 16 işçi kardeşimiz de yaralanarak çeşitli hastanelerde tedavi altına alınmıştır. Canlarımızı elimizden alan bu patlamanın nasıl olduğu üzerine yaptığımız araştırmaları kısaca paylaşacak olursak, işyeri 35 yıl önce faaliyete başlamış ve kullanılan teknoloji de 30 yıl öncesinden kalan bir teknolojidir. Bu bölge Uludağ Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisindedir. Burada kurulu merkezi sistemle fabrikaların büyük bölümüne buhar ve sıcak su verilmektedir. Patlamanın olduğu Gökkuşağı Tekstil Fabrikası merkezi sisteme dahil olmayan ve kömür yakarak buhar üreten birkaç fabrikadan biridir. Kaçak yapı gerekçesiyle Fabrika hakkında yıkım kararı vardır. Ancak buna rağmen Fabrika çalışmaya devam etmektedir. Fabrikada sigortalı çalışan sayısı sadece dört kişidir. Sigortalı çalışan sayısı 4 olmasına rağmen 5 kişi patlamada yaşamını yitiriyor, 16 işçi kardeşimiz de yaralanıyor. Peki bu 20 çalışan nasıl çalışmaktadır? Hangi güvencelere sahiptir. Elbette ki sigortasız ve güvencesiz çalışmaktadır. İşte ülkemizdeki iş cinayetlerinin arkasında yatan temel gerekçelerden biri bu güvencesiz, denetimsiz çalışma koşullarıdır. Ülkemiz emekçileri açısından bu iş cinayetleri artık günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. İşçilerin korkutulduğu ve sindirildiği bir koşulda işçi sağlığı ve güvenliğinden bahsetmek mümkün değildir. Nitekim OHAL’le beraber iş cinayetlerinde yüzde 10’luk bir artış meydana gelmiştir.Bilineni tekrar söylüyoruz: İşçiler kaza sonucu değil uygulanan politikaların sonucu olarak yaşamlarını yitirmektedir. Her, çok ölümlü ‘kaza’ sonrasında ilgili bakanların, yetkililerin timsah gözyaşları dökmeleri, “inceleme başlattık” demeleri bugüne kadar sorunu çözmedi, cinayetleri engellemedi.Bu cinayetin de aynı akıbete uğramaması, daha fazla işçi ve emekçinin ölmemesi için tüm sorumluları bir kez daha hesap vermeye davet ediyoruz. İşçi cinayetleri son bulana kadar bu talebimizde ısrar ve mücadele etmeye devam edeceğiz.İşçinin canı ve kanı aktığında sessizliğe gömülenler bunun hesabını er geç verecektir.Hayatını yitiren işçi kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı diliyor, insanca yaşam, güvenli gelecek ve güvenceli iş için, hakların ve özgürlüklerin korunduğu gerçek bir demokrasi için mücadelenin zorunluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. 

RANT VE KAR HIRSI İŞ CİNAYETİNİ GETİRDİ

CHP Milletvekili Ali Akyıldız; “Buraya gelip bu tabloyu görmeseydim anlatılanlar abartı derdim. Acımız büyük. Sorun sıkıntı, bizi yönetenlerde ve hükümette. Olayın boyutu çok başka, derinlere gidiyor. Bu işin sorumlusu kanunlarımız, hükümettir” dedi.

Bu bir rant kavgasının emek üzerindeki sonucudur diyen CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal; “Bursa Büyükşehir Belediyesi üst üste tekstil amaçlı boyahanelerin özellikle ruhsatsız boyahanelerin kapatılma sürelerini uzattı. 2015 yılında kapanması gereken ruhsatsız ya da teknolojisi eskimiş kötü boyahanelerin çalışma süresini 2020 ye kadar uzattı. Bu yeni iş cinayetleri için alınmış siyasi bir karardır. Rant, kar sadece işverenin derdi değil siyasal iktidarın da derdidir. Bu ülkeyi yönetemeyip üretime odaklı ülke kaynaklarına odaklı bir kalkınma modeli yaratamadığı için sadece 'kar edin, bana vergi ödeyin, kim ölürse ölsün' anlayışıyla devam etmektedir. Denetim mekanizması tamamen bitmiştir. İş güvenliği ve sağlık yasası ne yazık ki taşeronlaşmaya dönmüştür. Mühendisin kenara konduğu, emeğin itibarsızlaştırıldığı, bilimin hiçe sayıldığı sadece kar hırsının öncelendiği bir düzende elbette bu cinayetler sıradanlaşacak. Bir tek insanımızın ölmesini istemiyor, insanca yaşamak istiyoruz. Milli gelirin üç kat geliştiğini söyleyen siyasal iktidar insanların yaşam kalitesini de üç kat artırmak zorundadır. Bu cinayetler bitsin, bitmesi için hepimizin susmadan kendi haklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. (Bursa/EVRENSEL)

 

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Kasım 2017 17:50
www.evrensel.net