Savcı Rohat Aktaş'ın ölümüne ikna oldu, dosyayı düşürdü!

Savcı Rohat Aktaş'ın ölümüne ikna oldu, dosyayı düşürdü!

Savcı Cizre’de sığındığı bodrumda öldürülen Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş’ın öldüğüne ikna olup soruşturmayı düşürdü

Haber takibi için gittiği Şırnak Cizre’de sokağa çıkma yasakları döneminde sığındığı bodrumda öldürülen Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş hakkında 7 buçuk yıla kadar cezalandırılması istemiyle dava açıp yakalama kararı veren savcı, 22 ay sonra Aktaş'ın yaşamını yitirmesi nedeniyle dosyanın düşürülmesini talep etti. 

13 Şubat 2016 tarihinde yaşamını yitiren Rohat Aktaş hakkında açılan davalar, Aktaş’ın otopsi raporlarının dosyaya girmesiyle düşürüldü. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen kararda, Aktaş hakkında "Örgüt propagandası yapmak" suçundan açılan davanın düşürülme gerekçesi hayatını kaybettiğinin anlaşılması olarak gösterildi. 
 
Daha önce aynı dosyada ifade vermeye gelmediği için hakkında yakalama kararı çıkartan savcı, mahkemeye sunduğu mütalaasında dosyanın düşürülmesi talebinde bulundu. Mahkemenin verdiği kararda şu ifadelere yer verildi: “Sanık hakkında 'terör örgütü propagandası yapmak' suçundan kamu davası açılmış ise de, gelen otopsi tutanağı ve DNA incelemesine göre; sanığın 13/02/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerekmiştir.”

NE OLMUŞTU?

Yaşamını yitirdiğinde 19 yaşında olan Aktaş, haber takibi için gittiği Cizre'nin Cudi Mahallesi’nde kaldığı evin tanklarla bombalanması sonucu yaralanmış, birçok yaralı ile birlikte bir binanın bodrumuna sığınmıştı. Bodrumda kaldığı sürede Aktaş ile en son telefonla 6 Şubat 2016'da iletişim sağlanmış, daha sonra bir daha haber alınamamıştı. Aktaş ile birlikte bodruma sığınan yaralıların tahliye edilmesi ve hastanede tedavi edilmesi için yapılan girişimler, asker ve polislerce engellenmiş, basın ve meslek örgütlerinin yaptığı çağrılar ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yapılan acil tedbir başvurusu da sonuçsuz kalmıştı. Yakıldığı için teşhis edilemeyen cenazelerin belirlenmesi için ailenin verdiği kan örneği üzerinden yapılan DNA eşleşmesi sonucu Aktaş'ın cenazesinin Habur Sınır Kapısı'nda geçici olarak kurulan Adli Tıp Kurumu'nda olduğu ortaya çıkmıştı.
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Aktaş’ın Azadiya Welat gazetesinin Kasım ve Aralık 2015'te yayınlanan 16 sayısında “Örgüt propagandası yapıldığı" iddiasıyla yaşamını yitirdikten 4 ay sonra 7.5 yıl hapis istemiyle dava açmış, ifadeye gelmediği hakkında yakalama kararı çıkarmıştı.

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Kasım 2017 14:44
www.evrensel.net
ETİKETLER Cizre