'Kadro hakkı örgütlü mücadeleyle alınabilir'

'Kadro hakkı örgütlü mücadeleyle alınabilir'

Kartal Belediyesinde çalışan DİSK/Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şubeye üye işçiler ve sendika yöneticileri, 'taşerona kadro' vaadini tartıştı.

Yasemin TİRYAKİ
İstanbul

Hükümet son günlerde “taşerona kadro” meselesini daha fazla gündeme getiriyor. Kartal Belediyesinde çalışan DİSK/Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şubeye üye işçiler ve sendika yöneticileri ise bu vaadin kendiliğinden yerine getirilmeyeceğine dikkat çekiyor. 2015 yılında “araçlı ihale alımı” dayatması nedeniyle kıdem tazminatlarını alamama tehlikesine karşı 9 günlük iş bırakma eylemiyle haklarını alan işçiler, bu deneyimlerinden de yola çıkarak kadro hakkının ancak örgütlü bir mücadeleyle alınabileceğin vurguluyorlar.  

Hükümetin taşeron işçiye kadro vaadine hiçbir zaman inanmadığını dile getiren Fen İşleri İşyeri Temsilcisi Raşit Arıkboğan “Kamu kurumlarında yaklaşık 700 bin taşeron işçisi var. Bu kadar işçinin hangisine kadro verecekler” dedi. Fen İşleri İşyeri Temsilcisi Hasan Oğuz da “Dün söylediği söylemle bugünkü icraatları birbirini tutmayan bir hükümetin söylediği sözlere inanmıyorum. İşverenle ortak yürütülen bir proje olduğu kanısındayım” uyarısında bulundu. 

SEÇİMLERE HAZIRLIK KONUŞMASI

Fen İşleri İşyeri Temsilcisi Can Lazoğlu da vaade inanmadığını belirterek “2019 yılında yapılması düşünülen seçimlere hazırlık konuşmaları bunlar. Taşerona kadro vereceğiz diyerek 2019’a kadar işçileri oyalayacaklar ve bir şey çıkmayacak” diye konuştu.

Destek Hizmetleri İşyeri Temsilcisi Bülent Ersoy da şunları dile getirdi: “Kadro hakkı için yapılması gereken DİSK’e bağlı bütün sendikaların işçiyi sokağa dökmesi ve iş bırakma yahut genel greve gidilmesidir. Sermaye güçleri işçiye insanca olmayan yaşam koşullarını dayatmak için tüm gücüyle çalışıyorken, sendikalar ve bu sorunun muhatabı işçiler hiçbir şey yapmıyor.” 20 yıldır kadro beklediğini belirten Ersoy, “Hükümetler değişti ‘taşerona kadro vereceğiz’ yalanı değişmedi” diye konuştu. 

TAŞERON YAŞAYAN BİR ÖLÜDÜR

Soma ve Ermenek gibi katliama dönüşen iş cinayetlerine dikkat çeken Park ve Bahçeler İşyeri Temsilcisi Mustafa Arslan, bu katliamların taşeron sistemi var olduğu sürece artarak devam edeceğini söyledi. Bu durumu değiştirmek için örgütlenmek ve sendikaların masa başından kalkarak işçiyi sokağa dökmesi gerektiğini ifade eden Arslan, “Taşeron yaşayan bir ölüdür” dedi. İşyerinde en alt birimlerden başlayarak örgütlenin önemine dikkat çeken İç Temizlik İşyeri Temsilcisi Nesimi Altınkaya da işçilerin işten atılma korkusuyla sendikalarda örgütlenmekten uzak durduğunu belirtti: “İşyerindeki bütün alt birimler bir araya gelmeli ve işçiler taşerona karşı mücadele etrafında birleşmeye ikna edilmeli.”

TAŞERONA KADRO VERİLECEKSE KİRALIK İŞÇİ YASASI NEDEN MECLİSTEN GEÇTİ

Baki Azboy (Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube Sekreteri): Verilmek istenecek kadro varsa bu Kiralık İşçilik Yasası neden Meclisten geçti? Türkiye’nin ekonomisi, savaş harcamalarına dahi yetmezken taşeron işçilere nasıl kadro vaadi veriliyor? Gerçekten buradaki temel sıkıntı işçi sınıfının örgütlülük düzeyidir. Hükümetin taşeron yerine dile getirdiği özel sözleşmeli personel vaadi ne kadar gerçekçidir?  3 yıllık bir sözleşmeden bahsediliyor. Peki bu 3 yılın sonunda işçi ne yapacak? Gerçekten sözleşmesine devam mı edecek yoksa kiralık işçi bürolarına mı gönderilecek? Asıl tehlike burada. Kiralık işçi bürolarında da işçinin örgütlenme gibi bir şansı olmuyor. Bunun karşısında işçi sınıfının topyekün örgütlenmesi ile durulabilir. Sadece DİSK, KESK değil; Türk-İş, Hak-İş gibi konfederasyonlara üye işçiler mücadelenin içinde olmadığı sürece Türkiye’deki bu durumun değişeceğine sanmıyorum. Bizim için tarihi bir dönem ve üzerimize düşen görevi hep beraber yerine getirmeliyiz. 

‘AMA’SIZ, ‘FAKAT’SIZ VE ‘ŞART’SIZ KADRO

Gökhan Keskin (Genel-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı): İktidar her ne kadar uğraşsa da taşerona kadro meselesine işçileri inandırabilmiş değil. İşçiler de bu süreçte karşı tarafa göz açtırmıyor, yakından takip ediyor ve süreç bittiğinde kadro meselesinin gerçekleşmeyeceğini de başından itibaren biliyor. Biz de yazılı bir metin olmadığı için sendika olarak net bir söylem tutturamıyoruz. Bizim öncelikli söylediğimiz talep ise taşerona kadronun amasız, fakatsız, ayrımsız ve şartsız verilmesidir. Biz taşerona karşı çıkarken aslında güvencesizliğe, işçi ölümlerine, düşük ücretle çalışmaya karşı çıkıyoruz. Kamuda çalışan taşeron işçilerin mahkemeler kadrolu çalışan statüsünde olması gerektiğini söylediler. Bu konuda işvereni bir hükümet bağlayarak geçmiş haklarının kadrolu işçilerin aldığı ücret üzerinden verilmesini kararlaştırmıştır ve bu işçilerin kadroya alınması gerektiğini söylemiştir. Fakat mevcut iktidar kendi mahkemelerinin kararlarına uymayarak yasa dışı şekilde bu kararları bertaraf etmiştir. Şimdi ise bir seçim malzemesi olarak taşerona kadro vereceğiz diyorlar. Bu sizlerin bir lütfu değil zaten işçilerin kazanılmış hakkıdır.

SINIF BİLİNCİNİ İŞÇİYE İYİ AŞILAMALIYIZ

Ahmet Arıkan (Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube Yedek Yöneticisi): Kendi içimizde oluşturduğumuz temsilcilikler, yaptığımız üyelikler, şubeler ve genel merkezler bizim içimizden çıkan insanlardan oluşuyor. Bu insanları işçinin derdini kendine dert eden ve işçi sınıfı bilincine kavramış kişilerden seçersek bizim temsiliyetimiz de daha doğru yapılmış olur. Sınıf bilincini işçiye iyi aşılamalıyız. Çünkü hangi alt kimliğe sahip olursak olalım işveren ve sermaye tüm işçiyi ayrım gözetmeksizin eşit şekilde sömürüyor. Bunun karşısında bizim örgütlülüğümüzü güçlendirmemiz gerekiyor. Üretimden gelen gücü iyi kullanmalıyız. 15 yıldır iktidarda olan Hükümetin bu zamana kadar verdiği hiçbir sözü gerçekleşmediği için taşerona kadro vaadini de gerçekçi bulmuyorum. Kendi öz gücümüzü kullanmadan kendimiz hakkımızı koparıp almadan kimse bize bir şey vermeyecek.

www.evrensel.net