Başbakan offshore şirket  gelirini açıklayacak mı?

Başbakan offshore şirket gelirini açıklayacak mı?

HDP, Başbakan Binali Yıldırım’ın ortaya çıkan şirketleri dışında bir şirketi olup olmadığını sordu.

ULUSLARARASI Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu tarafından 1 milyon 300 bin belgenin incelenmesi ile hazırlanan “Paradise Papers” belgelerinde Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun da şirketlerinin olduğunun ortaya çıkması tartışılmaya devam ediyor.

AKP’nin önergesi ile muhalefetin verdiği ‘araştırma önergesi’ reddedildi Ancak konu Meclis gündeminden düşmüyor. HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Yıldırım’ın “Her türlü soruşturma, gerek mali, gerek hukuki, yapılabilir. Bunu özellikle istiyorum” ifadelerine atıf yaparak, belgelerde ortaya çıkan şirketler dışında Yıldırım’ın başka şirketleri olup olmadığını sordu.

Yıldırım’ın cevaplaması istemiyle Meclise verilen önergede "Malta dışında ailenizin kurmuş olduğu başka offshore şirket var mıdır? Bu şirketlere ait mal varlığını açıklamayı düşünüyor musunuz? Sadece oğullarınıza ait kaç gemi vardır?” soruları yöneltildi.

Ayhan ayrıca,  “Ailenizin Türkiye’de şirket kurup vergisini bu ülkeye vermek yerine Malta’da offshore şirketler kurmasının nedeni nedir? Vergilendirilmemiş kazancın kutsal olmadığını her fırsatta dile getiren bir siyasi olarak çocuklarınızın, dayınızın ve yeğenlerinizin kazancı için ne düşünüyorsunuz? Çocuklarınız başta olmak üzere yakın aile üyelerinizin sahip olduğu şirketlere verilmiş herhangi bir kamu ihalesi var mıdır? Eğer varsa bu ihalelerin toplam bedeli ne kadardır?” sorularının yanıtlarını istedi?

SİYASETÇİNİN OFFSHORE ŞİRKETİ OLMASI ETİK DEĞİL

PARADISE Papers’a ilişkin gazetemize konuşan Prof. Dr İzzettin Önder, devletin tahkim komisyonu kurarak, vatandaştan faiziyle vergi aldığına, ödenmediği takdirde de cezai yaptırım uygulandığına dikkat çekti ve göz önünde olan siyasetçinin bu tür yatırımlarının ahlaki olmadığını söyledi. 
Önder bu durumun hukuki olarak değil etik olarak değerlendirilmesine dikkat çekti ve offshore yatırımlarla vergiden nasıl kaçınıldığını şöyle aktardı: Bir yabancı ülkede şirket açıldığı zaman, o ülkede o şirket vergilendirir. O vatandaş gelirini Türkiye’de beyan eder. Türkiye’ye gelirini getirdiği zaman tabiatıyla, burada beyan eder ve Türkiye’de vergisini öder. Diğer ülkede ödediği vergi varsa, vergisi düşer. Türkiye’de vergi ödememek için genellikle bu vatandaşlar, bu kârlarını Türkiye’ye getirmiyorlar... Dolambaçlı olarak ara sıra devlet barış uzlaşması çıkarır, ‘Dışardan servisinizi getirin yüzde 1-2 vergi alınacak  ya da hiç alınmayacak’ diye. 
Bir siyasinin bunu yapması yanlıştır. Bütün siyasiler göz önündedir, Ahlâken suçtur. Çünkü o insanlar siyasete atıldıkları zaman amaçları eğer ülkeye hizmetse bütün ailesiyle hizmet etmesi gerekir. Yurt dışına gitmeye gerek yok, devlet vergi usulüne uygun olarak, tahkim komisyonu kurarak, ‘Sizin borcunuz var ödememişsiniz. Şu kadar da faizin var gelin konuşalım. Pazarlık yapalım. Faizin şu kadarını ya da hepsini, verginin şu kadarını şu taksite bağlayıp ödeyin’ diyor. Benim cebime daha para girmeden yatırmadığım bir kuruş için hapis cezası çıkabiliyor. Ahlaklı siyasetçinin zaten vergiyi kimin üzerine yıkacağını daha çok büyük şirketlerin, büyük para kazananların üzerine yıkacağını, vatandaşın üzerine dolaylı KDV’li vergilerin yüklenmemesini, gıda gibi benzin gibi çok temel maddelerin gelebilecek vergilerden bir miktar kaçınması gerektiğini bilir ama kapitalizm bu. Halkımız keşke bunu anlasa. 
 

(İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net