Bir derdim var tutamam içimde

Bir derdim var tutamam içimde

Antalya’nın ilçelerinden en bilineni Kepez’dir. Hem nüfusu hem de göçle birlikte değişik illerden gelen insanların yerleşmesi Kepez’i farklı kılıyor. Kepez ilçesinin en bilinen yerlerinin başında Mazı Dağı gelir. Bu yerleşim yeri, farklı kültürlerin bir araya geldiği, dertleriyle ortaklaştığı, birleştiği, ayrışt

Berivan Tedik - Huriye Tozluyurt

Gerçek olmalı ama eğlence de Kadına yönelik programlardan, yazılan çizilenlerden söz açıldı. Mazı dağının üreten ve yaratan emekçi kadınları, renkli, kalın kuşe kâğıtlı dergilerin renkli sayfalarında çizilen kadın tipinin dışında,  kendileri gibi yaşayan, sömürülen ve bu sorunlara yer veren bir dergiyi tercih ettiklerini söylüyor. Ama… ama dertlerinin yanında eğlenecek, gülecek şeyler de görmek istediklerini ekliyorlar. Mahalle sakinlerinden Nuray Çelik bunu şöyle ifade ediyor: “Sorunlarımız evet net ve gerçek anlatılmalı, ama sorunlarla boğuşurken kafayı boşaltmak için gerçeklerin yanında renkli, belki biraz da magazinin olduğu, emekçilerin gidebileceği, ekonomik alışveriş yapacağı uygun yerlerin adreslerinin yer alması iyi olur. Ev emekçisi, çalışan kadınlar için televizyonlarda verilen pahalı yemek tarifleri dışında daha uygun, ucuz, yöresel yemek tarifleri verilsin” istiyor Nuray abla “Bizim yaşadığımız sorunlar, diğer kadınlardan farklı değil. Türkiye gündemi bizi de etkiliyor” diyen Nuray abla, sağlık sisteminde yapılan değişikliklerin sonuçlarına kendi yaşadıklarından hareketle ayna tutuyor. 18 yaşında % 98 engelli olan kızından ve yaşamın hem kızı hem de kendileri için nasıl zorlaştığından söz ediyor. Nuray abla, rapor almak için olsun başka bir şey için olsun kızıyla her hastaneye gittiğinde, para ödemek durumunda kaldıklarını ancak güçlerinin yetmediğini söylüyor. Bu konuda hastane görevlisi ile de bir tartışma yaşamış. Her şeye neden para ödediklerini, kızının zaten engelli olduğunu söylemesi üzerine görevli kendisine “sen devlete karşı mı çıkıyorsun?” diyerek azarlamış. “Kimin kime hizmet ettiğini, nasıl koşullarda yaşadığımızı daha iyi anladık... Kimi işi, kimi aşı için çalışır, bense çocuğumun sağlık sorunuyla uğraşıyorum” diyen Nuray abla, ‘Her şey normal’ diyen Başbakana sesleniyor: “Eğer ben çocuğuma gelecek vaat edemiyorsam, karnını doyuramıyorsam, çocuğumun ihtiyacı olan akülü arabayı alamıyorsam, bu nasıl iyi bir gidişattır anlam veremiyorum.”  

Gelecek kaygısı Gülseren abla, Aynur abla, Gülten abla, Remziye abla... hepsinin dileği çok değil, insanca yaşamak. Emekçilerin en doğal talebi belki de. Sohbetimiz öyle derinleşiyor ve de değişiyor ki hızına yetişemiyoruz. Bir ara ekonomik koşullardan, çalışma koşullarından konuşurken turizm sektöründe çalışan Remziye Şimşek, otelde çalıştığını ve gün içinde neredeyse hiç durmayıp, arı gibi çalıştıklarını, arkadaşlarıyla sohbet dahi edemediklerini anlatıyor. Sanki kölelik dönemine geri döndüklerini, ağır şartlarda çalıştıklarını, bir de kadın olmanın ağır yükünü taşıyıp ev işi, yemek, çocuk bakımını üstlendiklerini söylüyor. Derdini anlatan her kadın, kendi yaşam koşulları yanında çocuklarının geleceğinden de kaygı duyduğunu belirtmeden geçmiyor. Dünyaya gelecek çocuklarının hangi koşullarda doğacağının, beslenmesinin, eğitiminin, sağlığının nasıl karşılanacağından kaygılılar. Başbakan’ın kadınların gündemine koyduğu ya da dayattığı kürtaj yasasına değinen kadınlar bedenleri hakkındaki hükmü ancak kendilerinin vereceğini belirtmeden de geçmiyor. “Her kadının her daim iyi koşulda yaşamak ister” diyor Gülten abla. AKP hükümetinin buna pek olanak tanımadığını, ‘3 çocuk doğurun’ söyleminin kadınları eve hapsetmek dışında bir amacı olmadığını vurguluyor. Gülten abla, hükümetin kadınların çocuk doğurup doğurmamasına karıştığını, dini inançlar üzerinden politika yürütüp kadınları korkuttuğunu ifade etti. Kadınların aile planlaması, korunma konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiğini düşünen Gülten abla, sağlık ocakları –aile hekimlikleri– kısmen bilgilendirme yapıyor ancak bunun yeterli olmayıp yaygınlaşması gerektiğini düşünüyor. Mazı Dağı’nda oturan kadınlarla, yaşamlarımızı belirleyen, meşgul eden sorunları konuşup tüm bu engelleri nasıl aşabileceğimiz konusunda düşüncelerimizi paylaştık. Yaşadıkları sıkıntılara rağmen birlik olmanın ve mücadele etmenin önemini vurgulayan kadınlar, yan yana gelmenin, güçlü hissetmenin keyfini de kendilerine dayatılan koşullara inat birlikte kararlar alarak yaşadılar. Bunlardan biri de, belediyelere başvurup bir kermes, bir stant açıp el emeklerini ve ürettiklerini başka insanlarla paylaşmak oldu.

Dergimizi pdf formatında görüntülemek için tıklayın

www.evrensel.net