Ailesi, Bakır’ın intihar ettiğine inanmıyor

Ailesi, Bakır’ın intihar ettiğine inanmıyor

Askerlik yaptığı Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki 105. Topçu Alayında, 25 Temmuz tarihinde ölü bulunan Nihat Bakır’ın ailesi oğullarının intihar ettiğine inanmıyor. Ağrılı bir Kürt genci olan 21 yaşındaki Bakır’ın, tezkeresine 27 gün kala intihar ettiği öne sürülmüştü. Ancak gerek olay yeri in

Sinem Uğurlu

G3 SİLAHLA BAŞIN ÜSTÜNDEN İNTİHAR EDİLİR Mİ?

Narlıdere 2. İnönü Mahallesi’nde oturan Nihat’ın ailesini cenaze evinde ziyaret ettik. Bayramın 4. günü tezkeresini alıp İzmir’e dönecek olan Nihat Bakır ile ölümünden bir gün önce konuştuklarını ifade eden aile, Bakır’ın “Artık günlerimi saymanıza gerek yok. Kurbanımı hazırlayın geliyorum” dediğini söyledi. İntihar edecek bir kişinin geleceğe dair planlar kurmayacağını ifade eden ailenin şüpheleri sadece bu telefon görüşmesinden kaynaklanmıyor. Olayın gerçekleştiği yere giden, komutanlarla görüşen ve adli tıpta oğlunun ölü bedenini inceleyen baba Rıfat Bakır, raporlarla da sabitlenen ölüm şeklini anlattı. Nihat Bakır’ın intihar ettiği iddia edilen silahın yaklaşık bir metre boyutundaki G3 piyade tüfeği olduğunu söyleyen baba Bakır, kurşunun kafasından girip, damağını, çenesini ve gırtlağını parçaladığını söyledi. Bir insanın o kadar büyük bir silahla tepesinden kendisini vurmasının mümkün olmadığını dile getiren Bakır, olay yeri ile ilgili bilgi de verdi.  

‘OĞLUMU BAŞKA YERDE ÖLDÜRMÜŞLER’

Birbirine yakın bulunan üç nöbet kulübesinin birinde ölü bulunan oğlunun, başka yerde öldürülüp oraya getirildiğini düşündüğünü belirten Bakır, sözlerine şöyle devam etti: “Kulübelerin biri 25 metre, diğeri de 80 metre uzaklıkta. Orada yere bir teneke düşse duyulur. Ama askerler hiçbir şey duymadıklarını söylediler. Ayrıca duvarlarda hiçbir şey yoktu. Ben dedim ki komutana ‘Bana duvarda bir et parçası ya da kan lekesi bulun, ben ikna olayım’. O şekilde ölen bir insanın kanı her yere fışkırmaz mı? Benim oğlumu başka yerde öldürüp oraya getirdikleri çok açık”  

ÇELİŞKİLİ İFADELER

Askerliğini şoför olarak yapan Nihat Bakır, tezkeresini alacağı için silahını da teslim etmiş. Komutanın, kendisini öldürdüğü öne sürülen silahı depodan aldığını söylediğini dile getiren Rıfat Bakır, “Bu silah deposuna elini kolunu sallayarak nasıl girebilir ki” dedi. Ölüm saati de dahil olmak üzere, askeri yetkililerin çelişkili ifadeler verdiklerini söyleyen baba Rıfat Bakır, “Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gideceğiz. Katilleri ortaya çıksın istiyoruz. Benim Nihat’ım gitti, başkalarınınki gitmesin” dedi.  

‘BİZE BİR KURU TABUT, BİR KURU KEMİK GÖNDERDİLER’

Bundan sonra çocuklarını askere göndermeyeceğini dile getiren baba Bakır, “Biz askere gönderiyoruz, onlar bize bir kuru tabut, bir kuru kemik gönderiyorlar. Eğer bir milletvekilinin oğlu ölseydi, yarın hemen bulunurdu ne olduğu. Hiçbir zenginin cenazesi gelmiyor. Hep fakirlerin cenazesi geliyor. Fakir olunca Kürt de ölüyor, Türk de. Benim oğlum Güneydoğu’da değildi, çatışmaya girmemiş. Tezkeresine de 27 gün var. Niye intihar etsin? Bu mantığa sığacak bir şey mi” diye konuştu. Aynı alayda, 9 Haziran tarihinde de Ardahan nüfusuna kayıtlı Gökhan Aktürk isimli bir Kürt genci tezkeresine 6 ay kala başından ve karnından aldığı kurşun nedeniyle ölü bulunmuştu. Aktürk’ün önce intihar ettiği söylenmiş, ardında da ‘Taciz ateşi’ sonucu öldüğü iddia edilmişti. (İzmir/EVRENSEL)


‘AYRIMCILIK YAPTILAR’

Halime Bakır (Anne): Kürt diye sevmediler oğlumu, ondan öldürdüler. Ayrımcılık yaptılar. Katillerini istiyorum. Benim bir tane oğlum kalmış, ben onu göndermiyorum askere. Ben yanmışım, başka analar yanmasın.  Askerden tören de istemedik. Ne töreni? “Ben vatan sağ olsun” demem. Hem öldürüyorlar, hem de ne töreni düzenleyeceklermiş.

‘KATİLLERİ BULSUNLAR’

Ayşe Bakır (Yenge): Artık halk, çocuğunu askere göndermekten korkuyor. Gönderiyoruz, cenazesi geliyor. Neymiş, intihar etmiş. Hayır, yok öyle bir şey kabul etmiyoruz. Kürt çocuğu diye askerleri öldürüyorlar. Başbakan adalet başbakanıysa eğer, şimdi göstersin adaletini ve katilleri bulsun.

www.evrensel.net